Biraz insaf!
Üç fon büyük şirketinin uzun süredir yaptığı manipülasyon büyük soygunla sonuçlandı…
Soygunun veya dolandırıcılık şebekesinin bütün aktörleri iktidara yakın isimler. Bu sebeple AKP Genel Başkanı ‘kol çürüdüyse kesip atarız’ diye partisini kurtarmaya çalıştı…
Galiba bu sebeple soyguncu listesi açıklanmıyor. Lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi gibi kavramların arkasına sığınılmaya çalışılıyor…
İşin içinden sıyrılmak için, AKP’yi sürecin dışına çıkarmak için, muhalefeti bu skandalın parçası gibi göstermeye çalıştılar.
Baktılar ki olmuyor, baktılar ki inandırıcı gelmiyor, baktılar ki dikiş tutmuyor, bu defa muhalefeti ve soygunun üzerine gidenleri suçlamaya başladılar…
Memleketi karıştırmak istiyorlarmış!.. Kurumlar yıpratmaya çalışıyorlarmış!.. Belediyelerdeki yolsuzlukların üzerini örtmek için fon krizini abartıyorlarmış!..
MHP Lideri Bahçeli’nin şu sözlerinin altını çizdim:
“Muhalefet, yönetimindeki belediyelere yönelik rüşvet, yolsuzluk ve diğer ahlaka mugayir eylemler karşısında fon krizini bir kaçış rampası olarak görmekte, ahlaki zafiyetlerinin üstünü örtmeye yönelik bir fırsata dönüştürmek çabasına girmektedir.” dedi.
Daha da ötesi sanal mesele iması yaptı!..
141’i gerçek, 73’tüzel 214 kişi 187 milyar tokatlamış…
Kriz patlamadan hemen önce 1-16 Eylül haftasında 440 kişi 410 milyarlık ‘şaibeli’ fon satışı yapmış…
Sonuç olarak; 657 kişi 588 milyar lirayı cebe indirmiş… İnanılmaz para… Pusula adlı fonda küçük yatırımcıyı soyan kişi sayısı 19… 19 kişi 69,7 milyar lirayı alıp kaçmış… Kişi başına 3,66 milyar lira…
Türkiye tarihinin en büyük vurgunlarından biri… En büyüğü de diyebiliriz…
Milyarlar ortada uçuşurken fon soygununu muhalefetin kaçış rampası olarak göstermek insafa sığmaz. İktidarı kurtarmaz!..
Çünkü karşımızda devletin kurumlarına yerleşen organize suç çetesi var…
Bunu ben söylemiyorum… Bunu muhalefet söylemiyor…
Bunu iktidara/Saray’a en yakın yazarlar söylüyor. Hürriyet’ten Selvi’nin yazısından birkaç satır:
“Borsada her şey kayıtlıdır. Anlık izlenir. Bu işlemleri görüp engel olması gereken kurumlar engel olmamış, denetlemesi gerekenler denetlememiş, önlem alması gerekenler almamış. Bunun adını doğru koymak lazım. Bunun adı fon krizi değil, organize bir soygun. Önemli olan bu organize yapının ortaya çıkarılmasıdır. Sistemin gözetim ve denetim sistemlerinde sorun var. Borsada ünlü bir söz vardır, köpek havlamadıysa hırsız tanıdıktır diye.”
Köpek, havlama, hırsız tanımlamasına dikkatinizi çekerim…
Hazine Bakan Mehmet Şimşek geçen yıl kasım ayında borsada dönen dolapları bildiğini açıklamış, ama soygun ortaya çıkana kadar sessiz kalmıştı. 11 ay boyunca.
SPK’nın o zaman ki başkanı Gönül takip ettiklerini söylemiş o da soygunu seyretmiş. Başsavcılık Gönül için soruşturma izni istedi, Bakan Şimşek bugüne kadar izin vermedi…
Neden acaba!
Bu soygunla birlikte paradan çok para kazanma, paradan vurgun yapma düzenini de konuşmalıyız. 2018 yılından beri (Covid-19 pandemisi sırasında biraz düştü) yüksek enflasyonla yaşıyoruz. Neredeyse yedi/sekiz yıldır. Yüksek enflasyon üretmeden paradan para kazanmak demek değil mi? Fon soygunu da yüksek enflasyonun neticesi…
Meselenin bu boyutunu pas geçmeyelim…