Barcelona'nın 4 golünden daha acı bir gerçek var: Galatasaray neden bu kadar çaresiz kaldı

Barcelona bugün Avrupa futbolunun tartışmasız en görkemli takımı. Onların futbolunda tesadüfe yer yok. Kusursuz işleyen bir İsviçre saatinin çarkları gibi, her oyuncu diğerinin ne yapacağını biliyor. Top birinin ayağından çıkmadan ötekinin nereye koşacağı belli. Sanki futbol oynamıyorlar da yeşil çimlerin üzerine cetvelle çizilmiş bir geometriyi hayata geçiriyorlar.
Dünya çapındaki yıldızlarıyla rakiplerini yalnızca yenmiyor, futbolun bütün doğrularını yüzlerine vura vura eziyorlar. Rakiplerine topu da vermiyorlar, nefes alacak zamanı da.
La Liga'da sekiz maç, sekiz galibiyet. Son beş karşılaşmada beş zafer, rakip filelere bırakılmış 22 gol, kendi kalelerinde görülmüş yalnızca altı gol. Şampiyonlar Ligi'ne de Feyenoord'u 5-1 sürklase ederek başladılar.
İşte Galatasaray böyle bir futbol makinesinin karşısında sadece 45 dakika direnebildi.
İlk yarıda Batrakov'un golüyle öne geçmişti ama kaleci Uğurcan'ın kritik kurtarışları olmasa teslim bayrağını çoktan çekmişti. Cancelo'nun golü devrenin skor tabelasına 1-1'lik eşitliği yazdı.
Oysa o tabelanın anlattığı başka, sahanın söylediği bambaşka bir hikâyeydi.
Barcelona ilk yarıda topun yüzde 70'ine sahip olmuş, 320 pas yapmış, 10 şut çekmişti. Galatasaray ise 130 pas ve üç şutla ayakta kalmaya çalışıyordu.
İkinci yarıda Barcelona sahaya öyle bir ağırlığını koydu ki, Galatasaray'ın golleri seyretmekten başka yapacak bir şeyi kalmadı.
Sarı kırmızılılar bir ara rakibin peşinden koşmayı bile bıraktı.
İspanyollar tek paslarla Galatasaray ceza alanına çok kolay girdiler ve golleri arka arkaya sıraladılar. Lopez, Gordon ve Adeyemi ile 4-1'e ulaştılar. Barcelona öyle hızlı, öyle kolay gol pozisyonuna girdi ki, kaleci Uğurcan'ın kurtarışları bile yetersiz kaldı.
Galatasaray'ı bu maç nedeniyle eleştirmek haksızlık olur.
Kimse çıkıp da, şu şöyle oynasaydı, o bu hatayı yapmasaydı, Okan Buruk şunu oyuna alsaydı gibi teferruatlarla zaman geçirmesin.
Çünkü, iki takım arasındaki kadro ve kalite farkı dağlar kadar. Türkiye'de hiçbir takımın bu Barcelona ile baş edebileceğini düşünmüyorum.
Bu, sadece skor tabelasına bakılarak yapılmış bir değerlendirme değil.
Bakın şu rakamlara.
Barcelona yüzde 69 topla oynama oranına ulaşmış. 575 pas yapmış, 519'unda isabet sağlamış. Galatasaray'ın pas sayısı 247, isabetli pası yalnızca 181.
Barcelona 22 şut çekmiş, Galatasaray beşte kalmış. Büyük gol fırsatlarında 7'ye 1, gol beklentisinde 2,48'e 0,43 üstünlük var.
Daha çarpıcısı, Barcelona Galatasaray ceza sahasında 58 kez topla buluşmuş. Sarı kırmızılıların rakip ceza sahasındaki buluşma sayısı yalnızca 35. Barcelona'nın ceza sahası içindeki pas isabeti yüzde 84, Galatasaray'ın yüzde 49.
Uğurcan altı kurtarış yapmış, dördü önemli kurtarış. Buna rağmen kalesinde dört gol görmüş.
Bir de ikili mücadeleler var. Barcelona yüzde 61'ini kazanmış, Galatasaray yüzde 39'unu.
Yani mesele yalnızca teknik üstünlük değil. Fiziksel mücadelede de, oyun aklında da, topu kullanma becerisinde de Barcelona önde.

Galatasaray'ın yenilgisi elbette üzücü. Ancak asıl üzücü olan, Türk futbolunun Avrupa'nın en üst düzeyindeki oyunla arasındaki mesafenin böylesine açılmış olması.
Galatasaray'ın bu maçı bir kura şansızlığı olarak değerlendirip önüne bakması gerek.
Çünkü oynayacağı daha çok maç var.

Galatasaray Barcelona UEFA Şampiyonlar Ligi