Fonzilere karşı Cicero olmak
Bugün ekranlarda milyar dolarlık hayali fonlar, kar payı vaadiyle toplanan kara paralar, paravan şirketler, nüfuz ticareti ve yüksek siyasi bağlantılar konuşuluyor.
Banka hesapları arasında buharlaşan servetler, lüks hayatlar ve bir gecede batan hayaller... Oysa Roma Cumhuriyeti’nin son yüzyılında, Akdeniz’in ortasındaki Sicilya’da başka bir isim aynı yöntemle tarih yazıyordu: Gaius Verres.
Roma, Verres’i MÖ 73’te Sicilya’ya vali olarak gönderdi. Görevi devleti temsil etmekti; ancak Verres, kamu gücünü tarihin en büyük "kişisel yatırım fonuna" dönüştürdü.
Bugünün finansal vurguncuları ne yapıyorsa Verres de aynısını yapıyordu.
Vergiler ve tahıl rekoltesi üzerinden kurduğu hayali hesaplarla Sicilyalı çiftçilerin ürünlerine el koydu. Siteme giren kazandı, girmeyen iflas etti.
Mahkeme kararları borsaya düştü; rüşveti veren beraat etti, vermeyenin mal varlığına el konuldu.
Kamu gücünü arkasına alarak evlerden, tapınaklardan ve kent meydanlarından paha biçilmez eserleri, gümüşleri ve altınları topladı.
Yani bugünün finansal manipülasyon diliyle söylersek dosyada hemen her şey vardı.
Ponzi düzeni vardı.
Nüfuz ticareti vardı.
Kamu gücünün suiistimali vardı.
Finansal aracılar vardı. Ve sistemin açıkları sayesinde dokunulmaz olduğuna inanan "dokunulmazlar" vardı.
Sonunda Sicilyalılar sustukça büyüyen bu devasa vurgun dosyası Roma Senatosu’nun önüne geldi. Verres, arkasındaki güçlü siyasi patronlara ve parayla satın aldığı avukatlara güveniyordu. Ancak karşısına, hukuku ve kamusal vicdanı savunan genç bir hatip çıktı ; Marcus Tullius Cicero.
MÖ 70 yılında başlayan yargılamada Cicero, bugünün adli muhasebecileri gibi çalıştı. Sicilya’yı karış karış gezerek sahte defterleri, usulsüz tahsilatları, rüşvet makbuzlarını ve ezilen mağdurları mahkemenin önüne koydu. Yalanlarla örülen finansal illüzyon, belgenin sert gerçekliğine çarptı. Verres, mahkemenin nihai kararı açıklanmadan Roma’dan kaçarak sürgüne gitmek zorunda kaldı. Cicero’nun tarihe kazıdığı In Verrem (Verres’e Karşı) söylevleri ise iki bin yıldır çökmeyen bir iddianame olarak ayakta kaldı.
Belki de Verres dosyasının bugünün "fon vurgunlarına" bıraktığı asıl acı ders tam olarak burada yatıyor.
Yolsuzluğun ve soygunun teknolojisi değişiyor, mimarisi asla.
Antik Roma’da vurgun; tahıl, vergi, mermer heykel ve gümüş külçeleri üzerinden yürüyordu. Bugün ise "yüksek getirili fonlar", borsa manipülasyonları, kıyı ötesi (offshore) hesaplar ve karmaşık finansal türevler üzerinden şekilleniyor.
Şahıslar değişiyor, kartvizitler yenileniyor, vaat edilen kâr oranları güncelleniyor.
Ama temel soru iki bin yıldır hiç değişmedi:
Kamu gücünü, denetimsiz parayı ve karanlık ilişkileri kim denetleyecek?
Sistem, güçlünün iştahına mı yoksa hukukun üstünlüğüne mi teslim edilecek?
Roma bu sorunun cevabını mahkeme salonunda, gerçeklerin peşine düşerek aradı. Bugünkü fon vurgunlarının, sahte saadet zincirlerinin ve denetimsiz servetlerin ortasında Cicero’nun mirası bize tek bir şeyi hatırlatıyor:
Hayali fonlar patlar.
Paravan şirketler çöker.
Nüfuz zırhı delinir.
İktidarlar ve milyarlar el değiştirir...
Ama günün sonunda sadece belge ve hakikat kalır.