Alman Milli Günü'nde her masada fonlar konuşuluyordu
Uğur ERGAN
Almanlar, 3 Ekim 1990’dan bu yana iki Almanya’nın birleşmesini “Milli Gün” olarak kutluyor.
Bu yıl 3 Ekim cumartesi gününe denk geldiği için, Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Sibyyle Katharine Sorg, kutlamayı erkene çekerek resepsiyonu dün verdi.
Büyükelçilik bahçesindeki resepsiyon, her yıl olduğu gibi bu yıl da oldukça kalabalıktı.
Almanya, her milli gün etkinliğinde 16 eyaletten birinin tanıtımına özen gösteriyor.
Bu yıl Ankara’daki kutlamada Almanya’da en fazla Türk’ün yaşadığı ve Alman sanayisinin can damarı olan Kuzey Ren Vestfalya (KRV), konuk eyaletti.

MİLLİ GÜN’ÜN İLGİNÇ KONUĞU
Bundan dolayı resepsiyona bu eyaletin başbakanı Hendrik Wüst de katıldı.
Wüst, şu sıralar Alman siyasetinde adı en fazla duyulan ve merkez sağda popülaritesi artan bir politikacı.
Almanya’da son üç hafta içinde Saksonya Anhalt, Berlin ve Mecklenburg Vorpommern eyaletlerinde yapılan seçimlerde Federal Şansölye Friedrich Merz ağır yenilgiler alınca, Wüst’ün ismi hem Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), hem de Federal Şansölyelik için öne çıkmaya başladı.
Wüst’ün resepsiyondan önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Beştepe’de kabul edilmesi ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşmesi de dikkat çekici.

Dün resepsiyonda baktım Wüst beraberinde kalabalık bir heyet ve çok sayıda gazeteci ile Ankara’ya gelmiş.
Bir eyalet başbakanının Ankara ziyaretini Almanya’dan bu kadar kalabalık gazetecinin izlemesini son derece anlamlı buldum.
Daha önce Almanya’daki seçimlerle ilgili yazılarımda belirttiğim gibi, mevcut Şansölye Merz’in koltuğu sallantıda olduğu için Ankara belki de, Almanya’nın yakın gelecekteki yeni şansölyesini yakından tanıyan ilk başkent olabilir.
Wüst resepsiyonda yaptığı kısa konuşmada gayet net mesajlar verdi. KRV eyaleti ile Türkiye arasında toplumsal ve ekonomik olarak çok sıkı bağlar olduğunu vurguladı.
AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği’nin yenilenmesi ve vize sorununun çözülmesi gerektiğini belirten Wüst, her iki konuda da kendisinin uğraş vermeye devam edeceğini söyledi. Türk iş dünyasını KRV’ye yatırıma davet etti.
AKP iktidarının hala AB gibi bir derdi varsa, Merz’e göre Türkiye’ye AB yolunda daha sıcak mesajlar veren Wüst’ü yakından takip etmesinde fayda var.
Geçmiş yıllarda Almanya resepsiyonuna çoğunlukla AB’den sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı katılırken, bu yılki resepsiyonda Ankara’yı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır temsil etti.
Kacır öylesine uzun konuştu ki, bir süre sonra insanlar konuşmayı dinlemekten vazgeçti.
HER MASADA TEK GÜNDEM FONLAR
Yabancı diplomatlar ve yerli misafirler dahil hangi masaya gitsem herkesin konuştuğu tek bir konu vardı: Fon rezaleti.
MHK operasyonundan sonra şöyle bir düşünce de oluşmuş:
“Fonlarda yaşanan büyük skandalı gündemden düşürmek için MHK’ya operasyon yapıldı. Yıllardan beri MHK’dan şikayet var, yeni bir şey değil ki. Şimdi mi akıllara geldi. Zamanlaması çok dikkat çekici.”
Yabancı diplomatlar skandalda başka hangi isimler var, kim ne kadar yatırmış, kim ne kadar kaybetmiş, konuşulan iddiaların ayrıntılarından hangi bilgi kırıntılarına ulaşabilirler, bunun peşindeydiler.
Dolayısıyla Ankara’daki yabancı misyonların başkentlerine geçtiği raporların ana konusunu “Fon rezaleti” oluşturuyor dersek, pek yanılmış olmayız.
“HİNDİ” KOMPLEKSİNDEN VAZGEÇSEK
AKP’li trollerin saldırısına uğrayabilirim ama bir gözlemimi de yazmasam olmaz.
İngilizce yapılan konuşmalarda yabancılardan “Türkiye” demeleri ısrarından artık vazgeçsek mi acaba?
Konuşma yapılırken, aman “Turkey” yerine “Türkiye” demeyi unutmayalım diye konuşmanın akışından kopuyor insanlar.
“Türkiye”yi sadece Türkiye’de İngilizce konuşurken söylüyorlar, aman Türkleri küstürmeyelim diye.
Türkiye dışına çıkınca yine “Turkey” kullanıyorlar. Burada da “Türkiye” diyebilmek için “Turkiya”, “Turkiye”, “Turkuya” gibi tuhaf sözler çıkıyor ağızlarından.
Siz hiç Donald Trump’ın, BBC’nin veya Amerikan haber kanallarının Türkiye’den bahsederken “Türkiye” dediğini duydunuz mu?
“Turkey” demeye devam ediyorlar.
Ama bize “Turkey” diyerek, “Hindi” demek istiyorlar gibi bir duyguya kapılmanın anlamı yok.