Son Dakika | YENİ Parti fon skandalında bombayı patlattı: AKP içinden önemli isimler var
Son dakika... YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, fon skandalında Fatma Betül Sayan Kaya dışında AKP içinden önemli isimlerin de dosyada geçtiğini söylerken iktidara “Buyrun, siz açıklayın” çağrısı yaptı.
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, fon skandalına ilişkin yaptığı açıklamada Fatma Betül Sayan Kaya haricinde AKP içinden önemli isimlerin dosyada geçtiğini söyledi. Emre, iktidara çağrı yaparak, “Bizim elimizde olan bilgilerden daha fazlası sizde var. Buyrun, siz açıklayın!” dedi.
YENİ PARTİ'DEN AKP'YE ÇAĞRI
Zeynel Emre, operasyonun ardından YENİ Parti’nin kamuoyuna ilk açıklamayı yaptığını belirterek, dosyanın merkezinde AKP’ye yakın isimlerin bulunduğuna dair bilgiler aldıklarını söyledi.
Emre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’de yaptığı “Sorumluluğu olan kim varsa hukuk önünde hesap sorulacaktır” açıklamasını hatırlattı. Buna rağmen iktidarın kendi içindeki isimlere dokunmadığını savunan Emre, “Siz kendi içinizde bu soruşturma içerisinde bulunanların hangi görevlerde bulunduğunu, neler yaptığını gayet iyi biliyorsunuz. Buyrun, siz açıklayın!” ifadelerini kullandı.
"ÖNEMLİ MEVKİLERDEKİLERİN ADLARI GEÇİYOR"
Emre, AKP içinde görev yapmış ya da halen önemli konumlarda bulunan bazı isimlerin soruşturma dosyalarında geçtiğini iddia etti.
YENİ Parti Sözcüsü, “Bakın, şu an içinizde bulunan, önemli mevkilerde bulunan insanların adları yine bu soruşturma dosyalarında geçmektedir. Biz bir öncekinde olduğu gibi detaylı bir şekilde inceliyoruz, delillendirmek için çalışıyoruz. Ama bize bırakmayın, buyrun siz açıklayın” dedi.
Emre, isim açıklamadan önce bilgileri birkaç kanaldan teyit ettiklerini belirterek, “Böyle isimler var mı? Var” ifadelerini kullandı.
Emre, daha önce Fatma Betül Sayan ve eşiyle ilgili yaptıkları açıklamaların ardından istifa yerine “görev af talebi” ifadesinin kullanıldığını söyledi.
SPK kararlarına ve etkin pişmanlık hükümlerine dikkat çeken Emre, “Burada kimse ‘kol kırılır yen içinde kalır’ gibi bir anlayışla hareket edemez” dedi. Emre, aynı işlemlerin diğer isimler için de yapılması gerektiğini söyledi.
Emre, fon skandalıyla bağlantılı olduğu öne sürülen paraların yurt dışına çıkarıldığı iddialarına da değindi. MASAK raporlarına dayandırılan haberlerde Pusula yöneticilerinin İsviçre’deki bankalara 4 milyarın üzerinde transfer yaptığı iddiasının yer aldığını söyledi.
Bu noktada hızlı hareket edilmesi gerektiğini belirten Emre, “Paranın izini bulup varlıkların dondurulması ve el konulması, peşine delilleriyle hukuki süreci işletip bu paranın Türkiye’ye gelmesi” gerektiğini ifade etti.
"BİRBİRLERİNİ YİYORLAR, BİRBİRLERİNİ İHBAR EDİP DURUYORLAR"
Emre, kendilerine gelen bilgilerin kaynağına ilişkin de konuştu. Dosyadan rahatsız olan kişilerin bilgi paylaştığını söyleyen Emre, şunları ifade etti:
"Büyük bir samimiyetimle söyleyeyim: Birbirlerini yiyorlar. Birbirlerini ihbar edip duruyorlar. Ve bu yönde çok bilgi geliyor. Ve bu bilgileri dediğimiz gibi yani biz önemli süzgeçlerden geçiriyoruz, delillendirmek istiyoruz. Çünkü bilin ki siz bizim adımız, bizim tarafımızdan bir isim dile getirildiğinde, artık o birçok açıdan kontrol edilmiş, tamamen tespit edilmiş ve işlem yapılmadığı için isminin açıklanmak durumunda kalınmıştır."
"İSİMLER ELİMİZDE"
Emre, iktidara bir kez daha çağrı yaparak, şunları dile getirdi:
"Dediğim gibi, isimler var. Ama bunlardan yüzde yüz emin olmadan, birkaç yerden teyit almadan açıklamama bizim temel prensip kararımız. Emin olmamız lazım, önceki gibi, önceki yaptığımız açıklamalar gibi. Bu kesinlik seviyesine geldiğinde biz zaten açıklarız.
Fatma Betül Hanım'la ilgili biz bir açıklama yapmamış olsaydık, bundan hakikaten soruşturma makamlarının, iktidar yetkililerinin hiçbir haberi olmamış mı olacaktı?""
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre şunları ifade etti:
"Bu operasyonun başlama tarihi 19 Eylül Cumartesi günü. Operasyondan sonra 21 Eylül'de ilk MYK toplantımızı yaptığımızda burada sizlerin karşısına geçtim ve dedik ki; buralardan gelen bilgiler, yani bu operasyon kaynaklı gelen bilgiler, operasyonun içerisinde, esasında da merkezinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bulunduğu, yöneticilerinin bulunduğu, bakan, eski bakan, MYK üyesi, milletvekili, bakan yardımcısı birçok kimsenin buralarda fonlara... fonlardan hisse alarak çok yüklü miktarlarda para çekerek ayrıldığını ve bunları açıklamaya yetkili kurumların iktidarın denetim ve gözetiminde olduğu için kendilerini açıklamaya davet ettik.
Biz bunu söyledikten sonra Sayın Erdoğan, üç gün sonra Amerika Birleşik Devletleri'nde fon vurgunuyla ilgili 'Sorumluluğu olan kim varsa hukuk önünde hesap sorulacaktır' dedi. Ancak ellerinde her türlü belge, bilgi olmasına rağmen biz halkımızla bize gelen bilgileri tahlil edip doğruluğundan emin olduktan sonra paylaşana kadar asla ve asla kendi bünyelerindeki birlikte görev yaptığı kimselere dokunmadılar.
Ne zaman ki biz Fatma Betül Sayan Hanımefendi ile ilgili ve eşiyle ilgili delilleriyle, belgeleriyle geçtiğimiz günlerde nasıl bu işin içerisinde bulunduklarını ortaya koyduğumuzda, önce biliyorsunuz uzun bir sessizlik oldu. Sonra son dönemdeki yaşadığımız kelimeler ve cümlelerin erozyona uğradığı gibi yaygın uygulama istifa değil de 'görev af talebi' gibi böyle bir tabir kullanıldı ve yine benzer açıklamaları görüyoruz.
Şimdi bakın, ben buradan bir kez daha sizlerin huzurunda diyorum ki; bizim elimizde olan bilgilerden daha fazlası sizde var. Siz kendi içinizde bu soruşturma içerisinde bulunanların hangi görevlerde bulunduğunu, neler yaptığını gayet iyi biliyorsunuz. Buyrun, siz açıklayın! Öyle ya, mademki siz şeffaflıktan yanasınız, mademki biz bu açıklamayı yaptıktan sonra sanki biz hiç yapmamışız da siz kendi kendinize bu tespiti yapmışsınız gibi açıklamalar yaptınız, 'Biz tolerans göstermeyiz' dediniz, 'Kendi içimizde olsa da asla şöyle yapmayız, kapatmayız' vesaire dediniz; o zaman kapatmayın!
Bakın, şu an içinizde bulunan, önemli mevkilerde bulunan insanların adları yine bu soruşturma dosyalarında geçmektedir. Biz bir öncekinde olduğu gibi detaylı bir şekilde inceliyoruz, delillendirmek için çalışıyoruz. Ama bize bırakmayın, buyrun siz açıklayın. Yani şimdi önümüzdeki günlerde yapacağımız bir başka toplantıda biz yine...
.çalışıyoruz. Ama bize bırakmayın, buyrun siz açıklayın. Yani şimdi önümüzdeki günlerde yapacağımız bir başka toplantıda biz yine ulaştığımız isimlerle ilgili gerekli delillendirmeyi yaparsak açıklama yaparız. Ama buyrun, madem siz samimi olarak bu işin aydınlanmasını istiyorsunuz, buyrun açıklayın.
Şimdi buradaki... kıymetli yurttaşlarımız, bakın; birkaç nokta var. Bir tanesi, kendi adına işlemler yapanlar var. Bir başka anlayış da aracı kullananlar. Kendi yerine başkalarının işlem yapması ve onları aracı kullananlar var.
Ve burada özellikle bir isim son dönemde; gerek bir milletvekilinin soru önergesinde, gerek daha önce bizim milletvekilimiz Deniz Yavuzyılmaz'ın açıklamasında baş harfleri geçirilerek, gerekse de Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel'in yeni parti kurulmadan, Butlan Kumpası'yla karşı karşıya kalmadan evvel Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde açıklamış olduğu 'Turpun Büyüğü' başlıklı basın toplantısında ismi geçen Hayrettin Koç.
Bu isimle ilgili çok yüklü miktarlarda, yani 200 milyon eurolar gibi, geçtiğimiz gün Genel Başkanımızın açıkladığı rakamlar şeyinde, işlemler yapıldığı, bu kişinin adına iddialar vardır. Bu konuda birçok yerden bilgi gelmektedir.
Şimdi bu iddiaların doğruluğu, yanlışlığı... Ve basittir bu.
Bir MASAK araştırma raporu yaparsınız, MASAK araştırma raporunu açıklarsınız; bu kişinin gerçek anlamda nerede, ne kadar işlem yaptığı, hangi fonda, hangi bankada ne kadar işlem yaptığı ortaya çıkar ve bu sayede de hakikaten bir çantacılık... bir çantacılık yapıp yapmadığı tespit edilmiş olur.
Şimdi, tabii biz sürekli yapılan işlemleri takip ediyoruz. Bugünkü işlemlerden biri de neydi? Bizim açıklamamız üzerine Fatma Betül Hanım'ın rakamı kabul ederek iade ettiğine yönelik bir haber düştü.
Halbuki değerli arkadaşlar, bakın Sermaye Piyasası Kurulu bülteninin elimdeki raporu var. Ne der bu? 'Suç duyurusu, idari para cezası ile diğer yaptırımlar ve tedbirler. Suç duyuruları' der. Altında da işte kimler hakkında suç duyurularında bulunulmuş, yazar. Şimdi sizin hakkınızda böyle bir suç duyurusunda bulunulduğu zaman (eğer tespit varsa bulunmak zorundasınız), siz bunu kabul ediyorsanız 6362 sayılı Kanun açıktır. 107. maddesi, SPK Kanunu; hakkında suç duyurusu kararı alınan şahısların Sermaye Piyasası Kanunu 107/3 hükmü uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi için 500.000 Türk lirasından az olmamak üzere elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı miktarı parayı, kurul tarafından itibaren 15 gün içinde Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın e-tahsilat hesabına nokta nokta açıklama yaparak yatırır, der.
Şimdi şayet bu bizim ifade ettiğimiz şekilde kabul edildiyse (ki istifa ve sonrasındaki işlemler onu gösteriyor), kanun hükmü açık. Yani burada kimsenin 'kol kırılır yen içinde kalır' gibi bir anlayışla hareket edemez. Diğer isimlerle ilgili hangi işlemi yaptıysanız, yine Fatma Betül Hanım'la ilgili de aynı işlemi yapmak durumundasınız. Biz bunu da ayrıyeten takip edeceğimizi ifade edelim.
Bir temel kural vardır değerli arkadaşlar: Eğer bir ülkede yoksulluk çok yaygınsa, o ülkede incelediğinizde de yolsuzluğun büyük boyutlarda olduğunu görürsünüz. O nedenle yoksullukla mücadeledeki en büyük engel ne dersek; yolsuzluktur. Bizim bunu özellikle çeyrek yüzyıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında öyle şeyler yaşadık, gördük ki, öyle olaylarla karşılaştık ki bu memleket açısından en büyük beka meselelerinden biridir. Bu ülkedeki yolsuzluğun bitirilmesi lazım.
İnsanın içi parçalanıyor. Yani bu ülkedeki asgari ücretlinin, emeklinin, o emeklinin Ankara'nın ücra köşelerindeki otel odalarında üç dört emeklinin bir odayı paylaştığı gerçeği varken ve Anayasa Mahkemesi önünde seyyanen zam isteyen emekli polis memuru Ali Şekeroğlu daha yeni geçinemediği için canına kıydığı gerçeği ortadayken (buradan bir kez daha Ali Şekeroğlu'na Allah'tan rahmet diliyorum), böylesine bir ortamda karşılaştığımız yolsuzluklarla ilgili istisnasız herkesin üzerine gidilmesi lazım.
Bunların ortaya çıkartılması... Biz bunun için büyük çaba sarf ediyoruz. Ancak demokratik bir hukuk devletinde bu iş siyasi partilere düşmez. Demokratik bir hukuk devletinde şeffafça yargı bunu ortaya çıkartır, ayrım yapmaksızın herkese işlem yapar.
Şimdi büyük vurgun gerçekleştirilip küçük yatırımcının üzerine yıkılmışken burada iş birliği içerisinde davranan ve önemli kurumlarda bulunan kimseler; mesela Sermaye Piyasası Kurulu'nda gerek iş birliği içerisinde olan gerek gözetim yükümlülüğünü gerçekleştirmeyen, yine Borsa İstanbul, BDDK gibi önemli kurumlarda üst düzey görevlerde bulunan, gerekli izinleri veren bu kişilerin de özellikle son 5 yıllık para hareketlerinin MASAK raporları incelemesine tabi tutulması ve HTS kayıtlarının da incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Yaptığımız toplantıda değerlendirdiğimiz başlıklardan biri de yurt dışına kaçırılan paralarla ilgili yapılması gerekenler. Şimdi MASAK raporlarına dayandırılan haberlere göre, kamuoyuna düşen bazı haberlere göre Pusula yöneticilerinin hesaplarından İsviçre'deki bankalara yaklaşık 4 milyarın üzerinde transfer gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Şimdi tam da böyle bu fonların ödeme güçlüğü içerisine girmeden hemen öncesinde; yani gidiyor para, burası batıyor, 'Hadi ben paramı yurt dışına götüreyim' diye. Burada yetkililerin elini çok çabuk tutması lazım. Hızlı tespit ve sonra da dondurma işlemi.
Bakın, bizim ceza kanunumuz açıktır. Türk Ceza Kanunu 282. maddesi suçtan gelirlenen mal varlığının aklanması ile ilgili hükümler içerir ve bu paraların, suçtan gelirlenen mal varlığının yurt dışına aktarılması da bu kapsamda değerlendirilmiştir. Bugün para bulunabilir. Çünkü incelediğimizde ve yaptığımız toplantılarda çeşitli uluslararası iş birliklerinin altına imza atıldığı ve çeşitli aygıtlarla dünyada bunun örneklerinin olduğunu tespit ettik. Mesela Uluslararası Varlık Kurtarma mekanizmaları tam bunun için kurulmuştur. Burada MASAK'ın da elinde bulunan bir istihbarat aracı vardır: Egmont. Dünya genelinde 186 mali istihbarat birimini bir araya getiren uluslararası bir ağ. Amacı; mali istihbarat birimleri arasındaki bilgi ve istihbarat paylaşımını kolaylaştırmak. Para hareketlerini incelemek değil MASAK'ın sadece yapmış olması gereken, bu tip iş birlikleri içerisinde yurt dışına giden paraların da peşine düşmek. Ve burada Adalet Bakanlığı tespitlerden sonra devreye girmeli. İkinci aşama bu olmalı. Uluslararası adli yardımlaşmada bu imkan var.
Bakın, yabancı ülkelerden banka kayıtları, şirket belgeleri, mal varlığı bilgileri istenebiliyor. Ve burada da bir anlaşma daha var: Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin ortak girişimi olan StAR başlıklı anlaşma. Amaç ne? Yurt dışına çıkarılmış suç gelirlerinin izlenmesi, dondurulması, müsaderesi ve geri alınması konusunda ülkelere yardımcı olmak. Uluslararası varlık kurtarma mekanizmalarında ilk hedef parayı hemen Türkiye'ye getirmekten önce paranın bulunduğu ülkeyle hızlıca iletişime geçip orada bir defa paraya el konulması, dondurulması.
Örnekleri olduğunu tespit ettik demiştim, birkaç örnek vereyim değerli arkadaşlar. Mesela Malezya'nın bir dosyada Endonezya'da bulunan 126 milyon değerindeki yatı, yine bu kapsamda yapılan anlaşma kapsamında girişimler sonrasında Malezya'ya iade edildi. Yine Nijerya'nın Abacha dosyasında New Jersey'de bulunan 311 milyon doları Nijerya'ya iade edildi. Yine İngiltere'de bulunan 20.6 milyon doları iade edildi. Bir başka meselede Brezilya kaynaklı suç gelirleri kapsamında İsviçre'de yaklaşık bakın 800 milyon dolar donduruldu ve büyük miktarlarda yine iadeler gerçekleşti. O nedenle buradan bir kez daha söyleyelim: Hemen hızlı harekete geçmek lazım. Paranın izini bulup varlıkların dondurulması ve el konulması, peşine delilleriyle hukuki süreci işletip bu paranın Türkiye'ye gelmesi.
Evet değerli arkadaşlar, şimdi sürekli gelen sorulardan biri de işte bu bilgilerin nasıl geldiği konusu. Biz burada da çok şeffaf bir şekilde sizlerle olan biteni paylaşmaya devam edeceğiz. Bir defa geçen toplantıda da bahsettim; gerçekten işini ehil şekilde, düzgün bir şekilde yapan, bu suç örgütünden rahatsızlık duyan ve adli makamların kendi mekanizması işlediğinde bazı isimlerin korunmasından rahatsızlık duyan insanların bilgi paylaşımı burada önemli. İkincisi, büyük bir samimiyetimle söyleyeyim: Birbirlerini yiyorlar. Birbirlerini ihbar edip duruyorlar. Ve bu yönde çok bilgi geliyor. Ve bu bilgileri dediğimiz gibi yani biz önemli süzgeçlerden geçiriyoruz, delillendirmek istiyoruz. Çünkü bilin ki siz bizim adımız, bizim tarafımızdan bir isim dile getirildiğinde, artık o birçok açıdan kontrol edilmiş, tamamen tespit edilmiş ve işlem yapılmadığı için isminin açıklanmak durumunda kalınmıştır.
Altını çizerek ifade ediyorum: Böyle isimler var mı? Var. Bize söyleniyor ya hani 'Açıklayın, açıklayın'. Bu alandaki konuşmamı bu kısmı kapatırken ifade edeyim: Burada yapılması gereken, ayrım yapılmadan, şeffafça gerçekten isimlerin hiçbir ayrıma tutulmadan işlem yapılması ve iktidar içerisinde bulunan, parti genel merkezinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi'nde bulunan, bakanlık yapmış, bakan yardımcılığı yapmış, milletvekilliği yapmış, üst düzey görevlerde bulunan isimlerle alakalı her türlü bilgi sizde var. Siz açıklayın, bize bırakmayın! Ha, 'Biz açıklayamıyoruz' ya da 'Sizin açıkladıklarınıza işlem yapmak durumunda kalıyoruz, diğerlerini saklıyoruz' diyorsanız, burada da tabii gayrisamimi bir duruş gösterdiğiniz de açık ortaya çıkmıştır, görülmektedir. Yani aksini de diyorum, söyleyin.
Ama biz kendi tespitlerimiz doğrultusunda önümüzdeki günlerde de böylesine büyük fon dolandırıcılığı karşısında hem vatandaşımızın zararlarının tazmini hem onlara bir an evvel ödeme yapılması hem de bu işteki gerçek anlamda faillerin ortaya çıkarılması için bilgi paylaşımını sizlerle yapmaya devam edeceğiz.
Şimdi dediğim gibi, isimler var. Ama bunlardan yüzde yüz emin olmadan, birkaç yerden teyit almadan açıklamama bizim temel prensip kararımız. Emin olmamız lazım, önceki gibi, önceki yaptığımız açıklamalar gibi. Bu kesinlik seviyesine geldiğinde biz zaten açıklarız. Ama bundan bağımsız da ben iktidara buradan çağrı yapıyorum. Soruşturma makamlarına çağrı yapıyorum.
Siz ve sizin açıklamalarınız ve sizi destekleyen medya organlarında, sanki işte benim açıkladığım bizzat Fatma Kaplan... pardon, Fatma Hanım'ın örneğinde görüldüğü gibi, sanki kendileri ortaya çıkarmışçasına burada bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. E bu doğruluğu yok bunun, gerçekliği yok. Yani biz söylemesek asla gündeme gelmeyecekti. O nedenle de diyorum; madem öyle, samimiyseniz bizim söylememizi beklemeyin.
Yani düşünebiliyor musunuz, bugünkü Türkiye düzeninde bizim önümüze gelmiş bir bilginin yetkililerin önünde olmaması gibi bir şey düşünülebilir mi? Yani bir gerçekliği var mı? Burada korunan, sakınan isimler var. Üzerine gidilmeyen isimler var. Bunlarla ilgili dediğim gibi bilgi paylaşımları olduğu için bu açıklıkla söylüyorum: İktidar bunu yapsın, anlatsın, açıklasın! Yani yetkililer söylesin.
Ya soruyu şöyle tersten bir daha soralım, daha net anlaşılsın: Fatma Betül Hanım'la ilgili biz bir açıklama yapmamış olsaydık, bundan hakikaten soruşturma makamlarının, iktidar yetkililerinin hiçbir haberi olmamış mı olacaktı? Bunların bilgisi yok muydu? Yani bizim açıklamamız mı şarttı burada? Yok. Demek ki o ana kadar korunuyordu. Böyle görmek lazım."
Son Dakika | YENİ Parti Sözcüsü AYM'ye ne yanıt vereceklerini açıkladı