Hacıosmanoğlu ve Montella: İstifa için neyi bekliyorsunuz

Tribünler fermanı yazdı, duydunuz mu?
HACIOSMANOĞLU VE MONTELLA

İSTİFA İÇİN NEYİ BEKLİYORSUNUZ?
Dünya Kupası’nda rezaleti yaşadık, "istikrar" masalıyla gözümüzü boyamaya çalıştılar. Kocaeli’de Fransa tepemize bindi, "mücadele ettik, Montella’ya güveniyoruz" diyerek milleti kandırdılar.
Buyurun, eserinizle gurur duyun!...
İtalya sahaya çıktı; daha ilk yarım saat dolmadan bizimle dalga geçer gibi üç golü ağlarımıza bıraktı, acımasız davranmasalar tarihi fark yiyecektik.
4-1'lik yenilgi ile ucuz kurtulduk.
Şimdi çıkıp "Ama ikinci yarı oyunda dengeyi kurduk" derler mi?
Derlerse şaşırmam.
Beyler, milli takım bu gece ne yaptı?
Koca bir hiç!
Sahada ne oyun planı vardı, ne taktik, ne de en ufak bir hırs. Ay-yıldızlı formayı üstüne geçiren on bir kişi rastgele koşuşturdu; ortada takımdan eser yoktu. Savunma yol geçen hanı, orta saha teslim bayrağını çekmiş, forvet Allah'a emanet.
Kara bir gece..
​Bu seviyede bir turnuvada bir takım bu kadar kolay teslim olur mu?
Bu kadar rezil, bu kadar amatörce goller yer mi?
Belçika daha üç gün önce aynı İtalya’yı İtalya'da paspas etti.
O İtalya geldi, Bursa'da bizi silip süpürdü.
İkinci golden sonra Arda Güler bile çaresizlikten kenara koşup Montella’ya taktik vermeye çalıştı. Sahadaki bu kepazeliği görmek için Arda Güler olmaya gerek yoktu zaten; tribündeki binlerce insan gördü ve gerçeği haykırdı:
"Montella istifa!", "TFF istifa!"
Çünkü mesele sadece Montella meselesi değil artık.
Bu enkazın mimarlarını orada tutan kim?
Her hezimetten sonra başarısızlığı "istikrar", çaresizliği "mücadele", ruhsuzluğu da "gelecek" ambalajıyla millete yutturmaya çalışan kim? Türkiye Futbol Federasyonu!
Hesabı sadece teknik adama kesip kenara çekilmek tam bir köylü kurnazlığıdır.
Bir teknik direktör bir takımı batırabilir, peki o batışa göz yuman, o koltukta oturan yönetim ne iş yapar?
Bursa’da sadece maçı kaybetmedik; bir futbol aklının resmen iflasını, çöküşünü izledik.
​Bir zamanlar Sampdoria’da Mancini ile Montella yan yana oynardı. Yıllar sonra karşı karşıya geldiler; Mancini’nin takımı bizimle kedi-fare gibi oynadı, Montella ise kenarda sadece izledi.
Ama artık sadece o izlemiyor; TFF yönetimi de aylardır bu rezaleti pişkin pişkin seyrediyor. Tribünler en sonunda suratlarına gerçeği çarptı.
​Futbolda skorbord bazen sadece sayıları yazmaz, aforoz fermanını da yazar.
Bursa’da o ferman yazılmıştır!
Sadece Montella’nın bavulunu toplayıp gitmesi yetmez; onun arkasına saklanıp her hezimete yeni bir mazeret uyduran futbol yönetimi de o koltukları terk etmelidir.
Çünkü sizin “istikrar” dediğiniz şey, aynı basiretsizlikte ısrar etmektir.
Bunun futboldaki adı istikrar değil, milletin aklıyla alay etmektir.
Millet bunun hesabını sorar.
Ve her hesabın bir faturası vardır.
Bursa tribünleri bu gece o faturanın ilk rakamını yazdı.
Siz o koltuklarda oturmaya devam ettikçe rakam büyüyecek, hesap kabaracak.
O hesabın altında kalırsınız.
Bir de Barış Alper meselesi var...
Bu çocuğu hiç uyaran yok mu?
Fransa maçında kendini yere bıraktı, hakem yemedi.
Bu gece temas yokken yine yere atladı. Hakem “Beni aldatamazsın” dercesine anında sarı kartı çıkardı.
Aslında o sarı kart sadece Barış Alper’e değildi.
Bir ucu bizim hakemlere uzanıyordu.
Sen Süper Lig’de böylesine kolay düşüşleri penaltıyla ödüllendirirsen, futbolcuna futbol değil, yere düşmenin sanatını öğretirsin.
Sonra Avrupa’nın hakemi gelir, cebinden sarıyı çıkarır ve sana futbolun başka bir yerde başka türlü oynandığını hatırlatır.
Bu gece sarı kart Barış’a çıktı ama mesaj Türk hakemliğineydi.
Böyle giderse korkarım sıradaki kart kırmızıdır.

Vincenzo Montella Türkiye Milli Takım İtalya