İsmail Kartal neden gitti? Aziz Yıldırım bu soruyu kendisine sormalı

Futbolda bazen yenilgiler teknik direktör kovar, bazen kötü oyunlar koltuk devirir; ama insanın aklına asıl kurt düşüren, takımının başında iyi bir gece geçiren hocanın sabaha varmadan bavulunu toplamasıdır.
İsmail Kartal’ın istifasındaki tuhaflık tam da burada başlıyor. Fenerbahçe, Roma karşısında ezilmemişti. Kartal baskı altındaki takımını toparlamış, rakibini doğru okumuş, ona göre bir plan hazırlamış, devre arasında oyuna dokunmuş, futbolcularından yüksek efor almış ve galibiyetin kapısına kadar gitmişti. Yani teknik direktör, kendisini savunması gereken gecede savunmasını sözle değil futbolla yapmıştı.
Sonra çıktı ve “İstifa ediyorum” dedi. Üstelik futbolumuzun o bildik “kulübün önünü açmak” cümlesinin arkasına çok daha ağır bir cümle bıraktı: “Bir daha geri dönmemek kaydıyla...”
İşte insan orada duruyor.
Neden?
Bir teknik direktör sadece tribünden atılan bir su şişesi yüzünden “bir daha dönmem” der mi?
Bir maçın, birkaç sosyal medya mesajının, birkaç ıslığın öfkesi midir bu?
Yoksa o cümlenin arkasında bizim görmediğimiz koridorlar, konuşmalar, suskunluklar, kırgınlıklar mı vardır?
Çünkü futbolda istifanın da bir dili vardır. “Görevimi bırakıyorum” başka şeydir, “bir daha geri dönmemek kaydıyla bırakıyorum” başka. Birincisi mesleki bir karardır; ikincisinde insan kokusu vardır. Kırgınlık vardır. Belki öfke, belki gurur, belki de artık taşınamayacak hale gelmiş bir yük...
Daha garibi birkaç dakiksa sonra yaşandı.
İsmail Kartal “Gidiyorum” dedi, Aziz Yıldırım “Gitmiyorsun” dedi.
Başkan, hocasının görevinin başında olduğunu açıkladı. Yetmedi, “Ben gidene kadar hocamız olmaya devam edecek” diye kapıyı kapattı. Futbol tarihimizde başkanların teknik direktörleri göndermesine alışığız. Teknik direktörün kendisini gönderip başkanın onu görevde tutmaya çalışması ise her gün rastlanan bir manzara değildir.
Şimdi soru şudur.
Fenerbahçe’yi kim yönetiyor?
Bu soru Aziz Yıldırım’ın başkanlığını tartışmak için sorulmuyor.
Mesele başka.
Bir kulübün futbol aklı nasıl çalışıyor? Teknik direktörün geleceğini kim belirliyor?
Sonuçlar mı, tribün mü, sosyal medya mı, yönetim mi, başkan mı?
Ve hepsinden önemlisi, İsmail Kartal istifa kararını verirken kulüp içinde ne yaşandı?
Aziz Yıldırım’ın Kartal’a tribünden şişe atıldığını söylemesi önemli. Bir teknik direktöre, futbolcuya ya da herhangi bir insana tribünden cisim atılmasının savunulacak tarafı yoktur.
Ama geçmişte daha beteri yaşandı. İsmail Kartal'ın arabasını çevirip dövmeye kalkan fanatikler bile oldu. O zaman bile istifa etmedi.
Bu yüzden insan yine aynı soruya dönüyor: Hepsi bir şişe mi?
Çünkü İsmail Kartal’ın sözleri bir gecelik öfkeden çok, birikmiş bir yorgunluğun sesi gibi geliyor.
Fenerbahçe’nin yıllardır taşıdığı şampiyonluk hasreti artık sadece rakiplerle oynanan maçların değil, kulübün kendi iç dünyasının da rakibi haline geldi. Her beraberlik küçük bir deprem, her mağlubiyet rejim değişikliği, her teknik direktör birkaç hafta içinde ya kurtarıcı ya hain... Böyle bir iklimde futbol aklı filizlenmez; olsa olsa korku büyür. Teknik direktör futbolcusunu değil yarın sabah çıkacak manşeti düşünmeye, futbolcu pas vereceği arkadaşını değil tribünün ilk homurtusunu dinlemeye başlar.
Roma gecesi bu nedenle garip bir aynaydı.
Sahanın içinde Fenerbahçe ne yaptığını bilen bir takıma benziyordu.
Sahanın dışında ise ne olduğunu anlamaya çalışan bir kulübe...
Belki de asıl mesele İsmail Kartal’ın gidip gitmeyeceği değil. Aziz Yıldırım onu ikna eder, Kartal yarın takımın başında yeniden sahaya gelir. Futbolda dün söylenen sözün bugün unutulduğu çok görülmüştür.
Ama şu cümle unutulmaz:
“Bir daha geri dönmemek kaydıyla...”
Çünkü bazı cümleler istifa açıklaması değildir.
İtiraf gibidir.
Ve Fenerbahçe’nin şimdi İsmail Kartal’a “Kalacak mısın?” diye sormadan önce kendisine sorması gereken çok daha zor bir soru vardır:
Bir teknik direktörü, iyi oynadığı bir gecenin sonunda bile “bir daha dönmem” diyecek noktaya getiren ne oldu?

Fenerbahçe Aziz Yıldırım İsmail Kartal