Mekke İttifakı için de ilk sınav: Pakistan neden Riyad için adım atmadı?

Sonradan Türkiye’nin de katılmasıyla Mekke İttifakı adını alan anlaşma Suudi Arabistan ile Pakistan arasında imzalanan “Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması”nın genişlemiş hali aslında. Her iki anlaşmada da taraf ülkelerin bir saldırıya uğramaları durumunda bunu kendilerine yapılmış kabul ederek müdahil olmalarını içeren maddeler var.

Geçtiğimiz gün Yemen’deki Ensarullah Hareketi Suudi Arabistan’ın hayati önem taşıyan enerji altyapısını, güneydeki havalimanlarını, Yanbu liman kentinin yakınlarındaki Kızıldeniz’de seyreden ticari petrol tankerlerini hedef alan saldırılar gerçekleştirdi. Bildirildiğine göre saldırılarda çok sayıda sivil de yaralandı. Suudi Arabistan Yemen’e yıllar önce başlattığı askeri operasyonun bedelini ödüyor aslında.

Özellikle belirtelim; Mekke İttifakı oluşturulduğunda üye ülkelerin hepsinin bir başka ülke ya da grupla çatışmalar içinde olduğu, İttifak’ın bu çatışmaları konuyla ilgisi olmayan ülkelere de paylaştıracağı belirtilerek bunun tehlikeli olduğu vurgulanmıştı kimilerince, (bendeniz de bunlar arasındayım). Ensarullah saldırısı bunu haklı çıkardı. Ayrıca saldırıya uğrayan ülkenin yardımına koşmak o kadar da kolay olmayacak diyenler de haklı çıktı.

Suudi Arabistan’a yönelik Ensarullah saldırılarına karşı ikili anlaşma ortakları Riyad ile İslamabad da, Ankara’nın bu başkentlerle içinde yer aldığı Mekke İttifakı da Suudi Arabistan’ı korumak için kılını bile kıpırdatmadı. Türkiye, saldırıları “çok güçlü kınamakla” kalırken, askeri altyapısını harekete geçirmeyen, savaş amaçlı konuşlandırmalar yapmayan, hava filolarından misilleme amaçlı hava saldırıları düzenlemeyen, nihayet Bab el-Mandeb’e hiçbir deniz görev gücü sevk etmeyen Pakistan Ensarullah’ı uyarmakla yetindi sadece.

Özetle; Mekke İttifakı’ndan önce nükleer silaha sahip tek Müslüman devlet olan Pakistan’ın askeri gücünü, Körfez İşbirliği Konseyi’nin finansal/stratejik merkezi olan Suudi Arabistan’la birleştirip oluşturduğu Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması da Türkiye’nin katılmasıyla genişleyen Mekke İttifakı da işe yaramadı görüldüğü gibi.

Kolay olmuyor bu işler. Yaşamın gerçekleri belirleyicidir her zaman. Ne Türkiye, ne Pakistan Suudi Arabistan için kılını kıpırdatacak durumda değiller, ayrıca kıpırdatmazlar. Ensarullah Suudi Arabistan’ın sorunu, ayrıca Ensarullah ülkesini işgalci Suudi Arabistan’a karşı savunuyor.

Pakistan neden Suudilere yardıma gitmedi sorusuna İslamabad’ın Kırmızı Çizgisi’ni anlatarak yarıt arayalım; Pakistan,Mekke ile Medine’deki kutsal mekanlar için varoluşsal bir tehdit olması durumunda Suudi Arabistan’a yardım edeceği ilkesini benimsemiş bir ülkedir. Yani son Ensarullah saldırıları önemli olmakla beraber “varoluşsal” önemde saldırılar değildir.

Bakın, sahadaki gerçeklik bambaşka bir durumdur. Nükleer güç de olsanız boyunuzu aşan olaylarla karşılaşabilirsiniz. Pakistan’ın Yemen’de veya Kızıldeniz’de Husi güçleriyle çatışmaya girmesi, karmaşık/asimetrik bir bölgesel bataklığa sürüklenmesi demektir. Üçüncü olarak Pakistan Parlamentosu’nun oybirliğiyle aldığı bir kararı anımsatalım; Nisan 2015’te Suudi Arabistan, Yemen’de Husi’lere karşı askeri koalisyona katılmak üzere Pakistan’dan kara birlikleri, deniz gemileri, savaş uçakları talep ettiğinde, Pakistan Parlamentosu Pakistan’ın “Müslüman dünyasında güvenilir bir diplomatik arabulucu olarak hareket etme yeteneğini korumak için Yemen çatışmasında mutlak tarafsızlığını sürdürmesi gerektiği”ne hükmetti. Bu karar bugün de Pakistan için belirleyici önemdedir.

Peki başka nedenler var mı sessizliğinin? Var tabii. Malum, Pakistan, istikrarsız Belucistan eyaleti boyunca İran ile 900 kilometrelik hassas bir sınırı paylaşıyor. Yemen’de İran destekli Ensarullah’a yönelik doğrudan askeri bir harekât, İran tarafından doğrudan bir düşmanca eylem olarak değerlendirilecek, belki de Pakistan’ın bu sınırında ciddi misilleme riskini beraberinde getirecektir.

Unutmayalım; Pakistan, toplam nüfusunun yaklaşık yüzde 15 ila 20’sini oluşturan, dünyanın en büyük ikinci Şii Müslüman nüfusuna ev sahipliği yapan bir Müslüman ülke. Ensarullah’a karşı savaşa katılmak ülke içindeki mezhep dengelerini de sarsabilir.

Tüm bunlardan ötürü insan sormadan edemiyor; dünya kadar sorunun varken, korumak için kılını kıpırdatamayacak haldeyken ne diye Suudi Arabistan’la savunma anlaşması imzalarsın? Aslında o anlaşma caydırıcılık temelli bir anlaşmaydı, iyi de Türkiye’yi de üye yapıp, “birimize yan bakan hepimize yan bakar, tepesine bineriz” diye dayılanmanın anlamı ne?

Hem genel jeopolitik, hem bölgesel dinamik, hem de iç siyaset Pakistan’ın Riyad için Ensarullah’la kapışmasına imkan vermez.

Vermedi işte.

İttifak Türkiye Pakistan Suudi Arabistan