170 yıldır ihtilaf konusu: Putin Kuril Adaları’na neden gitti?

Dünya neredeyse patlamaya hazır bir barut fıçısının üzerindeyken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tam 170 yıldır ülkesinin Japonya’yla ihtilaflı olduğu Kuril Adaları’nı ziyaretinin sırası mıydı gerçekten? Çünkü 2010’dan bu yana geçen Çarşamba günü ilk kez gerçekleşen Putin’in bu ziyareti Ukrayna’da bitiremediği bir savaşı sürdürürken, Japonya ile yıllardır süren toprak anlaşmazlığını yeniden canlandırabilecek önemde. Asya-Pasifik bölgesinde ittifakların değişmekte olduğu bir ortamda gerçekleşmesi de ziyareti önemli kılan nedenlerden biri.

Putin’in Kuzey Pasifik Okyanusu’nda yaklaşık 1.200 kilometre boyunca uzanan, 56 ada ile düzinelerce küçük kayalıktan oluşan Kuril Adaları ziyareti Japonya’nın tepkisini çekti doğal olarak. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Tokyo’da “Kuzey Toprakları” olarak anılan ada grubunun “hem tarihsel hem de uluslararası hukuk açısından Japonya topraklarının ayrılmaz bir parçası” olduğunu belirterek, Putin’in adadaki varlığının “Japon halkının duygularını incittiğini”, ikili ilişkilerin yeniden kurulması ihtimaline ciddi zarar verdiğini vurguladı.

Sorun aslında Rusya açısından son derece ciddi. Rus güvenlik yetkilileri, adalardan herhangi birinin Japonya’ya iade edilmesi durumunda, ABD-Japonya Güvenlik Anlaşması’nın 5. maddesinin Washington’a eski Rus topraklarına askeri personel, radar istasyonları veya füze savunma sistemleri konuşlandırma imkânı verebileceğinden uzun süredir endişe duyuyor.

Moskova’nın adaların kontrolünü yitirmek istememesinin nedenleri de yine hem askeri hem de güvenlik zorunluluklarıya ilgili. Örneğin Okhotsk Denizi Rus donanması için, nükleer başlıklı balistik füze denizaltılarını işlettiği stratejik bir “kale” durumunda. Bu denizin büyük bir kısmı kış aylarında donmaktadır. Ancak, güney Kuril Adaları arasında uzanan derin su kanalları — özellikle Ekaterina Boğazı ile Friz Boğazı (Iturup ile Urup arasında) — yıl boyunca buzsuz kalıyor. Bu avantajında etkisiyle son on yılda Rusya, Güney Kuril Adaları’nı yoğun şekilde askeri güçle donatarak ileri karakolları haline getirebildi.

Öte yandan bölgedeki boğazın kontrolü, Vladivostok ile Sakhalin’de üslenen Rus savaş gemilerinin, yabancıların kontrolündeki darboğazlardan geçmeden doğrudan Kuzey Pasifik Okyanusu’na sevk edilebilmesine olanak sağlıyor.

Bu askeri avantajların yanısıra Güney Kuril Adaları çok önemli ekonomik kaynaklara sahip. Soğuk Oyashio Arktik akıntısının güneyden gelen daha sıcak sularla birleşmesi, plankton açısından zengin bir deniz ortamı yaratır ki dünya çapında balıkçılık ticareti yapmak mümkün burada. Iturup’taki Yasny tesisi gibi işleme kompleksleri, her yıl yüz milyonlarca dolarlık ihracat gelirine kaynak oluşturur.

Dört adanın kontrolü, Rusya’ya binlerce metre karelik bitişik Münhasır Ekonomik Bölge suları üzerinde yetki kazandırarak, değerli balıkçılık haklarını, deniz altı kaynaklarını güvence altına almasına olanak tanıyor. Iturup Adası’nda, son derece nadir bir geçiş metali olan, olağanüstü yüksek erime noktasına sahip renyumun dünyadaki ticari açıdan kullanılabilir az sayıdaki yatağından birine ev sahipliği yapan aktif Kudriavy Yanardağı’nın bulunması da burayı Rusya için vazgeçilmez yapıyor.

Putin’in bu ziyaretleri bölgede ititifakların değişmekte olduğu bir ortamda yapmasının önemine değinmiştim; Putin’in Iturup’a varışından bir gün önce Kuzey Kore, Kore Yarımadası açıklarına bir balistik füze fırlattı. Kuzey Kore’nin, Rusya’nın Avrupa’daki savaş çabalarını desteklemek amacıyla askeri teçhizat, top mermileri ile personel sağladığı anımsanırsa Kuril Adaları konusunda ihtiyaç halinde aynısını tekrarlamayacağını iddia etmek zor.

Moskova ile Pekin’in, Japonya Denizi ile Batı Pasifik’te ortak deniz/hava devriyelerini genişleterek, ABD ile müttefikleri olan Japonya ile Güney Kore’nin bölgedeki varlığına doğrudan meydan okuduklarını biliyoruz.

Putin’in Kuril Adaları ziyareti de bir meydan okumadır. Ukrayna’da zorda ama yine de “baş eğmeyen” bir Putin var karşımızda. Emperyalist saldırgan blok karşısında geri adım atmadığına da tanığız.

Pedro Sanchez ile “dünya liderliği” konusunda yarışıyor adeta.

Rusya Japonya