Sadece yerde değil: Göklerde de Çin-ABD rekabeti var
Yeryüzünde olan bitenden haberdarız. ABD-Çin rekabeti konusunda bir fikrimiz var. ABD’nin agresif, kışkırtıcı tutumlar aldığına Çin’in bu rekabeti “sakin güç” olarak sürdürdüğüne de konuya yabancı olmayan herkes tanık.
Ancak göklerde süren rekabetten fazla haberimiz yok gibi. Oysa özellikle Çin “gezegen savunması” konusunda son derece ciddi adımlar atıyor. Yaklaşık bir hafta süren Çin gezim sırasında bir asteroid erken uyarı ağı kurma planlarını açıkladığına tanık olduğum bu devasa ülke, birkaç yıldır geliştirilmekte olan asteroid saptırma misyonu hakkında daha fazla ayrıntıyı da bir kaç gün önce paylaştı. En erken 2027 yılında gerçekleştirilmesi öngörülen misyon kapsamında, bir uzay aracının bir asteroide çarpması, böylece asteroidin yörüngesini değiştirmeye, muhtemelen yapısını bozmaya çalışması hedefleniyor.
Bunlar yeni başlanmış çalışmalar değil. Çin 2018 yılında Uluslararası Astreot Uyarı Ağı ile Uzay Görevi Planlama Dayanışma Grubu’na katılmıştı. Bu iki kurumda BM Uzay İşleri Ofisi’nin himayesinde faaliyet gösteriyor. Çin 2021 Uzay Belgesi’nde (Uzay Beyaz Kitabı olarak da bilinir) gezegenimiz savunma amacıyla izleme, kataloglama, erken uyarı, müdahale ile imha yeteneklerini geliştirerek bir savunma sistemi oluşturma planlarını ortaya koymuştu. Gezegen savunması konusundaki araştırmaları yürütmekten sorumlu olan Derin Uzay Keşif Laboratuvarı’nı da 2022 yılında kuran Çin Mart 2025’te 50’den fazla Çinli uzmanın katıldığı, Dünya’ya yakın asteroit savunması konulu bir konferans da düzenlemişti.
Anlaşılabileceği gibi uzay da Çin’in çalışma sahalarından biri. Peki bunu neden yapıyor olabilir? Çin için bu yeni bir hedef değil. Devlet Başkanı Şi Cinping 2022’de “uçsuz bucaksız evreni keşfetmek, uzay endüstrisini geliştirmek, Çin’i bir uzay gücü haline getirmek bizim ebedi hayalimizdir” demişti. Bunu yeni bir rekabet konusuna dönüştüren ise ABD Başkanı Donald Trump oldu. Trump 20 Ocak 2025’te yaptığı Göreve Başlama Konuşması’nda (Inaugural Address), “Manifest Destiny’mizi uzaya da taşımalıyız” diyerek yarışı başlatmış oldu. Manifest Destiny, 19 yüzyılda ortaya atılan, ABD dış politikasında hala etkili olan ABD’ninTanrı tarafından seçilmiş ulus inancıdır bu arada.
Çin’in 2016 Uzay Belgesi’nde gezegen savunması küresel kamu yararına hizmet amaçlı bir faaliyet olarak vurgulanıyor. Bu Çin’in önemli bir aktör olarak tüm insanlık için “ortak geleceğe sahip küresel bir topluluk” inşa etme politikasıyla da uyumlu. Bunun dışında Çin halkının kimi endişelerini gidermek de amaçlanıyor. Çin hükümeti 2017’de Yunnan eyaleti üzerinde meydana gelen patlamanın ardından ertesi yıl bir asteroit erken uyarı sistemi kurmayı planladıklarını duyurmuştu. Uzayla ilgilenmesinin bir diğer nedeni de kuşkusuz hem ulusal güvenlik hem de askeri teknolojilerin ilerlemesiyle yakından bağlantılı.
Çin’in uzay programını yöneten başlıca aktörün ordu olduğu biliniyor. 2024 yılında Halk Kurtuluş Ordusu’nun yedi ana kolundan biri olarak, askeri uzay operasyonlarından sorumlu Havacılık ve Uzay Kuvvetleri kuruldu.
Uzay ya da gezegen savunmasına yatırım yapmakla Çin aslında tekonolojilerini uluslararası alanda tanıtma, ihraç etme olanaklarını da genişletmiş oluyor. Çin’in GPS’e alternatif olarak tasarlarığı BeiDou, askeri amaçlarla geliştirilmiş, ancak daha sonra sivil, ticari uygulamalar için kullanılır olmuştu. BeiDou şu anda dünya çapında hükümetlerce, şirketlerce kullanılıyor.
Çin, uzay araştırmalarına, gezegen savunması çalışmalarına son yıllarda hız vermesine rağmen ABD’nin gerisinde görülüyor. Bu Çinli uzmanlarca da kabul ediliyor. Ama görülen o ki Çin, gezegen savunma faaliyetlerini güçlendirmeye devam edecek. Bu faaliyetler, önde gelen bir uzay gücü olma hedefini desteklediği gibi, Çin’in sorumlu bir uluslararası aktör olarak imajını pekiştiriyor, aynı zamanda iç meşruiyete katkıda bulunuyor, dahası çift kullanımlı teknolojilerin geliştirilmesini hızlandırıyor.
Yeryüzünde bazı alanlarda ABD’yi geride bırakan Çin, uzaydaki rekabette bakalım ne kadar yol alabilecek?