Trump’ta Manifest Destiny izleri: Gölün ismini neden değiştirdi?

ABD Başkanı Donald Trump, çoğundan sorumlu olduğu bu kadar kargaşa arasında yine fırsat yaratıp isim değişiklikleri yapmaya devam ediyor. En son Kanada ile ülkesinin paylaştığı Ontario Gölü’nün adını Amerika Gölü olarak değiştirdi bilfiğiniz gibi. Daha önce de Meksika Körfezi’nin adının artık Amerika Körfezi olduğunu duyurmuş, Alaska’daki Denali Dağı’nın adını da McKinley Dağı yapmıştı.

Ontario Gölü ile Meksika Körfezi’nin adı Trump istedi diye değişmiş ya da değişecek değil tabii. Çünkü ABD başkanlarının ülke sınırları dışındaki yer adlarını değiştirme kararının uluslararası tanınırlığı yok. Yani göl ile körfezin adları aynen eskisi gibi söylenecek dünyada. Kanada hükümeti ile Kanada yerli halkları, Trump’ı kınayarak, “parlak sular gölü” anlamına gelen Ontario adından vazgeçmeyeceklerini açıkladılar bile hemen.

Bunu bilmesine ragmen başka işi gücü yokmuş gibi neden bu tür kararlar alıyor Trump? İlk neden şu; malum Kanada ile ticaret görüşmeleri çöktü. İstediğini kabul ettiremeyen, beklediklerini de alamayan Trump bu gelişmeyi aklınca Kanada’yı “cezalandırmak” için bir fırsat olarak gördü. Bu nedenle öncekilere benzer biçimde gölün adını değiştiren son kararı aldı.

İkincisi; bu karar, başından beri “Amerikan büyüklüğünü hatırlatmak” çabasında olan Trump’ın ikinci dönemindeki genişleme söylemine de çok uygun. 19. yüzyılda ortaya atılan, yayılmacı Manifest Destiny doktriniyle de sembolik bir bağı var aynı kararın. Manifest Destiny Amerika’nın genişlemesinin, Tanrı’nın Amerikalılara verdiği görev olduğunu içeren, Amerikalıların Tanrı tarafından “seçilmiş millet” olduğu inancına dayalı bir anlayış.

Öte yandan Ontario Gölü’nün adını Amerika Gölü yapmak Manifest Destiny’nin dayandığı “Amerikan istisnacılığı” anlayışına da pek uygun. Malum, Amerikan İstisnacılığı (American Exceptionalism) “Tanrı’nın ABD’yi diğer uluslar arasında benzersiz kıldığını” içeren bir inançtır. Bir Amerikan İstisnacısı olarak Trump, tüm haritaları ABD merkezli yapmak istemekte bu yüzden.

Trump başkanlığının ikinci döneminde Manifest Destiny’yi daha çok dillendirir oldu. Kanada’nın 51. eyalet olmasını istemeler, Grönland’ı işgale niyetlenmeler, Panama Kanalı’na el koyma çağrıları, bunların hepsi Manifest Destiny söylemleridir.

ABD sınırları içindeki Alaska’da bulunan Denali Dağı’nın adını McKinley Dağı olarak değiştirmesi de Trump’ın Manifest Destiny yanlısı, İstisnacı olduğunun bir kanıtıdır aslında. William McKinley 1897-1901 yılları arasında görev yapan 25. ABD Başkanı. Dönemi ABD’nin kıta ötesi genişleme dönemi olarak bilinir. 1898 İspanya-Amerika Savaşı sonrası Filipinler’in, Guam’ın Porto Riko’nun, Hawaii’nin ilhakı McKİnley zamanında gerçekleşmiştir. O yüzden pek bayılır Trump McKinley’e. Alaska’daki dağa adını vermesi bundandır. ABD’nin “genişleme çağının Başkanı” olan McKİnley ise hayatı boyunca Alaska’ya ayak basmamıştır bu arada.

Bölgede ne var ne yoksa asıl sahibinin ABD olduğu ya da olması gerektiği türünden “emperyalist” bir amacı var Trump’ın. Bu tür isim değiştirmelerle ABD’nin kamusal hafızasını kendi milliyetçi çerçevesine çekmeye de çalışıyor tabii.

Göllerle denizlerle fazla uğraşıyor şu sıralar. Ya Ontario’ya gömülecek ya da Hürmüz’e.

Farkında değil.

Trump Göl Kanada