Machiavelli önerdi, Nixon uyguladı: Deli Adam Teorisi’nde sıra Trump’da

Bir Beyaz Saray yetkilisi “şaka yaptı” diyerek düzeltmeye çalışsa da Donald Trump aslında aklında olanı bir kez daha ağzından kaçırarak İran'ı yenilgiye uğratıp Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı yapmaktan söz etti önceki gün.

Neden bu tür çıkışlar yapıyor Trump? Daha önce saldırmaya cesaret edemediği bölgede sadece asker bulundurmakla yetinip, İran’a da isteklerini kabul ettiremeyen o değilmiş gibi neden yapabileceğini sanarak işgalden, Hürmüz’ü ABD toprağı yapmaktan sözediyor? Hemen herkesin deli saçması diye nitelendirdiği tutumları niye var?

“Saçma sapan kararlar almak, biraz deli gibi görünmek” bir siyaset tarzı da ondan. Çağımıza özgü bir tarz değil üstelik, yüzyıllar öncesinden kalma. Nikola Machiavelli ünlü kitabı Prens’te “delilik numarası yapmanın stratejik açıdan akıllıca olabileceğini” öne sürmüştü. Buna “Madman Theory” deniyor. Bu teori “bir liderin rakiplerini sindirmek, müzakerelerde avantaj elde etmek amacıyla hem öngörülemezlik hem de irrasyonellik imajını beslediği bir siyaset stratejisi” olarak da tanımlanabilir.

Öğüdünü kitabı yazdığı zamanlarda yerine getirenler de olmuştur herhalde ama çağımızda Machiavelli’nin en iyi “öğrencisi” ABD eski başkanlarından Richard Nixon’du. Vietnam Savaşı sırasında Kuzey Vietnam’ı müzakerelere zorlamak, savaşı sona erdirmek için nükleer silahlar dahil her yönteme başvuracağını açıklamıştı. Rakiplerine her şeyi yapabilecek güçte olduğunu hissettirmekti amacı.

Günümüzdeki temsilcisinin de Trump olduğunu söylemeye gerek yok. Çılgınca tutumları, akıl, mantık dışı ifadeleriyle “Madman Theory”nin sadık bir izleyicisi olduğu konusunda kuşku bırakmıyor kimsede Trump. Şu son Hürmüz açıklaması da son örneğidir bunun. Bu tür tehditlerle hala sonuç alabileceğine inanacak kadar saf olması, “deli adam” taklidi yapabilen bir zekaya yakışmıyor doğrusu. Karşısında bu tehditlerden etkilenip teslim olacaklar olduğuna inanıyor belli ki.

Oysa Hürmüz’ü işgal etmek ya da ABD toprağı yapmak o kadar kolay değil. Ne Machiavelli ne de Nixon dönemindeyiz ayrıca. Kaldı ki karşısında “pes” edecek gibi görünmeyen bir direniş ekseni var ABD’nin.

Ele geçirmeyi bir kenara bırakalım ABD İran’la savaşın başından beri Hürmüz Boğazı’na operasyon düzenlemeye cesaret edemedi, kısmi abluka dışında. Varsayalım ki ele geçirdi, sonrası daha büyük sorun. Boğaz’ın her iki yakasındaki toprakları kontrol etmek zorunda kalacak ABD. Bu da kara kuvvetlerinin, savaş gemilerinin sürekli orada bulundurulmasını gerektirir. Bunun yol açacağı sorunlar açısından pek de kolay olmayacağını tam dokuz aydır bölgede bulunan USS Abraham Lincoln uçak gemisindeki yaklaşık 5 bin kişilik mürettebatın içinde bulundukları yetersizlik koşullarından anlamak mümkün. Mürettebatın intihar eğilimleri göstermeye başladığı ABD medyasında yazıldı bile.

İran’ın insansız hava araçlarının hedefi olacağını da akılda tutmak lazım bu gemilerin. İran, Basra Körfezi’nin kuzey kısmına, Hürmüz Boğazı’na, Umman Körfezi’ne hakim. Bu coğrafi yakınlık, İran’a insansız hava araçlarıyla yabancı gemileri hedef almada büyük kolaylık sağlıyor. ABD’nin savaş için Kongre’den ek bütçe istediği bir dönemde daha fazla masrafa yol açacak operasyon için kendi kamuoyunu ikna etmesi de gerekecek. Hürmüz Boğazı’nın ele geçirilmesinin getireceği yararlar ikna olmasında işe yarayabilir ama asker kayıplarını da göze alması gerekecek ABD kamuoyunun.

Bir “deli adam” olarak Trump’ın İran’a ilişkin önceliği rejimi değiştirmekti, başaramadı. İran’ın balistik füze ile nükleer kapasitesini hedef aldı, yok edemedi. Çünkü bunları yok etmek için önemli miktarda hava aracına, silaha ihtiyacı var ABD’nin. Hürmüz Boğazı’nın işgal için gerekli hava araçları ile silahların kullanılması ABD’nin İran’a yönelik asıl hedeflerinden vazgeçmesini gerektirir.

Bu nedenle Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı yapma tehdidi, “madman theory”sinin “ya tutarsa” türü saçmalıklarından biridir.

Trump’dan daha çok duyacağız bu tür tehditleri.

Trump Hürmüz Boğazı