Başkan’ı “ters köşe” yaptı: İran Trump’a ciddiyeti öğretecek

Kepaze olmalara doyamadı bir türlü ABD Başkanı Donald Trump. Bu kaçıncı rezil oluşudur hesaplamak zor gerçekten. Gerçi o “rezil” olduğunu düşünüyor da değil tabii, çünkü inanılmaz derecede “geniş” biri. Bizim şaşırmamız da tuhaf bu arada, “rezil” olduğunun farkında olmayan - “siyaseten yeniden dirilten” tipler de dahil olmak üzere- çok sayıda benzeri var Trump’ın memleketimizde.

Sosyal medya hesabından paylaşım yaparak İran’ın “bir anlaşmaya varmayı çaresizce istediğini” iddia edip kendine övgüler düzmesinin üzerinden bir günden daha az süre geçmemişti ki, İran, terörist devlet İsrail’in Lübnan’ı işgal girişimi üzerine barış görüşmelerini durdurduğunu duyurdu. İran’ın hiç de “çaresiz” olmadığını -bir kez daha- anlamış mıdır bilinmez ama böbürlenmesi boğazına takıldığı kesin Trump’ın.

Savaşta da sonrasında da “tutarlı” olduğu dünyaca kabul edilen İran, Lübnan’da İsrail saldırılarının durdurulmasının yapılacak ateşkes için ön koşullardan biri olduğunu defalarca açıklamıştı. Yani ABD ile bir barış yapılacaksa bunun İsrail’in Lübnan’daki faaliyetlerine bağlı olduğunu dile getirmişti. Dolayısıyla Lübnan’daki genişleyen İsrail işgali ile saldırıları karşısında bu kararı vermesi sürpriz değil.

İran sadece bununla kalmadı. Tasnim ajansının haberine göre Hürmüz Boğazı'nı tamamen kapatmayı da planlayan Tahran Hürmüz Boğazı'nın karşısındaki Arap Yarımadası'nda, Yemen kıyılarında yer alan Bab el-Mandeb Boğazı da dahil olmak üzere diğer cepheleri de “harekete geçireceğini” açıkladı. Bilindiği gibi Yemen'in büyük bir bölümünü kontrol eden Ensarullah Hareketi (Husiler diye bilinir) İran’ın müttefikidir. Ensarullah daha önce de Kızıldeniz'deki gemileri İsrail’le ticaret yaptıkları gerekçesiyle hedef almıştı. Yabana atılacak bir güç değildir.

Hizbullah’ın etkisizleştirilmesinden sonra Lübnan’da “daha rahat” hareket ettiği görülen İsrail meydanı boş bulmuşa benziyor olmalı ki, ülkenin güneyindeki stratejik Beaufort Kalesi’ni ele geçirdi. Hizbullah’ın büyük direnişi sayesinde son 25 yıldır bunu başaramamıştı. Nabatiyeh kenti yakınlarındaki kalenin ele geçirilmesi, ABD'de yapılması planlanan müzakerelerden kısa bir süre önce gerçekleşti. İsrail’in terörist ordusu daha önce 1982'de kaleyi ele geçirmiş, 2000'de Lübnan'dan çekilene kadar kaleyi elinde tutmuştu. Sonrasında ise Hizbullah’ın varlığı sayesinde kara harekatı yapamamıştı.

İsrail'in bu hamlesinin 2-3 Haziran tarihlerinde ABD Dışişleri Bakanlığı'nda yapılacak müzakere turunun başlamasına sadece birkaç gün kala gerçekleştiği düşünülürse terörist devletin Lübnan merkezli yeni saldırı/yayılma evresine girdiği söylenebilir. İsrail, daha önce fiili sınır görevi gören Litani Nehri'ni geçerek Lübnan'daki operasyonlarının kapsamını genişletmiş, Litani Nehri'nden Zahrani Nehri'ne kadar olan bölgeyi de “savaş bölgesi” ilan etmişti.

Trump’ın barışa engel olan tarafın İsrail’in terörist eylemleri olduğunu bilmemesi mümkün değil. Ama buna rağmen, İran’ı kendi şartlarının sözkonusu edilmediği bir anlaşmaya ikna etme gayretkeşliğinin sonuçlarını düşünemiyor.

İran’ın Lübnan konusunda son derece ciddi adımlar atacağını söylemek mümkün. Zaten İran Devrim Muhafızları, İsrail’in Lübnan saldırısı üzerine ‘yeni cepheler’ açacaklarını duyurdu bile. Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutmaları da şaşırtıcı olmaz.

Çünkü, sadece askeri anlamda değil, siyasi açıdan da ülkede büyük etkisi olan İran Devrim Muhafızları Lübnan ile Gazze’de kırmızı çizgilerin aşılmasını doğrudan savaş nedeni olarak değerlendiriyor.

Abraham Anlaşmaları’na katılımın genişlemesi için aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Müslüman ülkelere yaptığı çağrıya, başta Suudi Arabistan olmak üzere, birçok ülkeden olumlu yanıt alamayan Trump masaya oturmak için “can attığını” sandığı İran’ın “Lübnan’da İsrail varsa anlaşma yok” demesiyle de alay konusu oldu bir kez daha.

Rezil olmasının nedeni aculluğu tabii. Bu aceleciği yüzünden daha önce hiçbir Başkan’ın yaşamadığı bir muameleyle karşılaşmıştı kısa bir süre önce. Wall Street Journal gazetesi, “üst düzey bir askeri danışmana” dayandırdığı bir haberinde, yardımcılarıyla, askeri danışmanlarının, İran’da düşürülen uçağın ABD’li pilotlarının kurtarılması sırasında Trump’ı Beyaz Saray Durum Odası’ndan uzak tuttuklarını yazmıştı.

Nedeni de açıklanıyordu gazetede: Sabırsızlığı yüzünden operasyonun tehlikeye düşeceği endişesi. Çözüm olarak odaya sokmamayı bulmuşlar belli ki.

Dünyayı ateşe atmaması için şunun elinden bilgisayarını ya da telefonunu da alsalar bari.

Rezil oluyorsa olsun da saçma sapan tweetleri yüzünden kan gövdeyi götürecek yoksa.

İran ABD Donald Trump Ortadoğu