ABD- Hindistan: Flörtten aşka... Mineraller anlaşması imzaladılar
Derdimiz başımızdan aşkın, kimsenin dışarıda neler olup bittiğiyle ilgilendiği yok şu şu sıralar Mutlak Butlan rezaletinden ötürü. Aslında tam tersine “dışarı” bizimle hayli ilgili. “Demokrasimiz”in içinde bulunduğu krizi yazıp duruyorlar günlerdir.
Oysa biz kendimizle meşgulken dışarıda sonuçları ciddi olabilecek son derece önemli gelişmeler yaşanıyor. İran’a diz çöktürememek, Çin’i bazı konularda destekçisi yapamamak gibi konular başta olmak üzere son zamanlarda üst üste başarısızlıklar yaşayan ABD Başkanı Donald Trump, bu sefer en azından bir konuda “başardım” diyebilecek nihayet. Ülkesi ile Hindistan arasında dün (Salı) kritik mineraller konusunda anlaşma imzalandı çünkü. Trump’ın her konuda mesele çıkarttığı düşünülürse şaşırtıcı derecede pek bir gürültüsüz patırtısız oldu bu anlaşma.
ABD uzun zamandır nadir toprak elementleri konusunda tedarik zincirini çeşitlendirmeye çalışıyor bilindiği gibi. Şubat ayında Arjantin, Cook Adaları, Ekvador, Gine, Fas, Paraguay, Peru, Filipinler, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık ile Özbekistan’la 11 “kritik mineraller çerçeve anlaşması” imzalamıştı.
Kritik mineraller arasında 17 nadir toprak elementi var ki bunların 12’si Çin’de mevcut. “Özel” manyetik özelliklere sahip olan nadir toprak elementleri otomasyon, elektrikli araç motorları, yenilenebilir enerji jeneratörleri, elektronik cihazlarıjn yanısıra birçok tıbbi gereçte kullanılan kalıcı mıknatısların üretimi için olmazsa olmazdır. Dünyadaki nadir toprak elementleri arzının büyük bir kısmını Çin kontrol ediyor. Bu minerallerin yüzde 60’ı Çin’dedir. Dünya arzının yüzde 90’ı da Çin’de işleniyor. Yani ABD ile diğer ülkeler bu mineraller konusunda büyük ölçüde Çin'e bağımlıdır. Hindistan’la yapılan anlaşmanın bu nedenle önemi büyük.
Hindistan bu mineraller konusunda iyi rezervlere sahip. Üç yıl önce 30 madenden oluşan bir liste yayınlamıştı. Ayrıca ülke nadir toprak oksitleri içeren bir fosfat minerali olan 13,15 milyon ton monazite sahip. Nadir toprak elementlerinin ana doğal kaynaklarından biri olan monazitenin 7,23 milyon ton nadir toprak oksidi içerdiği tahmin ediliyor. Çin'in rezervlerinde ise bu rakam, tahmini 44 milyon ton oranında. Bir başka deyişle dünyadaki bilinen rezervlerin neredeyse yarısını oluşturuyor. Bu durum Hindistan’ın Çin’e alternatif olamayacağını gösteriyor. Ama ABD ne kadar çok nadir toprak elementi tedarik edebilirse o kadar Çin’e muhtaç olmaktan kurtulacağını sanıyor.
Hindistan halen sınırlı arama faaliyetleri ile uygun altyapı, işleme teknolojisinin eksikliği nedeniyle sadece dört kritik maden, yani bakır, grafit, fosfor ile titanyum çıkarıyor. Ama 1 Nisan'da başlayan 2026-2027 mali yılına ait Hindistan ulusal bütçesinde hükümet, Odisha, Kerala, Andhra Pradesh ile Tamil Nadu eyaletlerinde “nadir toprak koridorları” oluşturmaya yönelik yeni bir politika belirledi. Eğer çıkarılıp işlenirse yüksek performanslı nadir toprak mıknatıslarının üretimi için merkezler haline gelecek adı geçen bölgeler.
Kritik mineraller ABD için çok önemli. Piller, saatler, kablolar, askeri teçhizat, yarı iletkenler ile diğer teknolojik ürünlerin üretiminde kullanılan, yakıt amaçlı olmayan minerallerdir bunlar. ABD, bu mineralleri hem ekonomik hem de güvenlik açısından çok önemsiyor. Bir süreden beri Hindistan’la da ilişkilerini hyli “sıcak” tutuyor.
Anlaşmanın Yeni Delhi ile Washington arasındaki işbirliğini derinleştirmeyi amaçladığı belli. Hİndistan Dışişleri Bakanı Şubat ayında Washington DC’de düzenlenen bir “kritik mineraller konferansı”na katılmış, yine aynı ay içinde Hindistan, güvenli yarı iletken, yapay zeka tedarik zincirlerine yönelik ABD öncülüğündeki Pax Silica girişiminde yer almıştı. Sıcaklıktan düpedüz flörte evrilen bir ilişkiyi görülen.
ABD’nin Yeni Delhi Büyükelçiliği’nin yaptığı açıklama bu işbirliğinin Çin karşıtı olduğunu çok net ortaya koyuyor. Açıklamadaki “ABD ile Hindistan, hassas tedarik zincirlerini zorlayıcı piyasa uygulamalarından korumak, tek kaynaklı tekellere karşı ortak savunmasızlığımızı azaltmak için uluslararası çabalara katılacaklar” ifadesi bu konuda kuşkuya yer bırakmıyor.
Yani iki ülkenin “ilişki durumu” flörten “aşk’a doğru gidiyor. Bakalım dünyanın başına ne çorap örecek Trump ile Hint faşisti Narendra Mondi.
Sonuçta, ilk kez, kavgasız, dövüşsüz bir iş becerdi Trump.
Hırsını yine İran’dan çıkarmasa bari.