Röportaj verdi, gözaltı geldi
Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında dosyayla bağlantılı olarak adı geçen Umut Altaş’ın ABD’de ortaya çıkışı ve ardından gözaltına alınması son dönemin önemli gazetecilik işlerinden oldu.
Türk diasporası içindeki dikkat çekici bağlantılar da yeniden gündeme taşındı.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Gülistan Doku soruşturmasını genişletmesi sonrası hakkında uluslararası süreç başlatılan Altaş, haftalar boyunca ABD içinde izini kaybettirdi.
14 Nisan 2026’da, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmayı genişletmesiyle birlikte Gülistan Doku dosyasında çok sayıda kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel ve koruma polisi etrafındaki iddialar, kamuoyunda yıllardır tartışılan “koruma”, “nüfuz kullanımı” ve dosyanın üzerinin örtüldüğü yönündeki inancı perçinledi.
Son süreçte Mustafa Türkay Sonel’in “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklandı.
Eski vali Tuncay Sonel ve eski koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun da tutuklandı.
***
İşte dosyayla bağlantılı şüpheli Umut Altaş’ı bulmak için ABD’deki iz sürme süreci ve kamuoyuna yansıyan gelişmelerin zaman çizelgesi:
20–21 Nisan 2026 tarihlerinde Türkiye Adalet Bakanlığı, Umut Altaş hakkında geçici tutuklama, iade ve Interpol kırmızı bülten sürecini başlattı.
Nisan 2026’nın sonunda Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı’nın, başta ABD ve Meksika olmak üzere ilgili ülkelere resmi bildirim yaptığı aktarıldı.
18 Mayıs 2026’da Türk medyasında Altaş’ın ABD içindeki kaçış rotasına ilişkin haberler yayımlandı.
Meksika sınırından giriş yaptıktan sonra farklı eyaletlere geçtiği öne sürüldü.
20 Mayıs 2026 sabahı Altaş’ın New York’ta Central Park civarında bir bankta görüldüğü iddia edildi.
20 Mayıs 2026 öğleden sonra ise Türk medya kuruluşları Akşam Gazetesi ve 24 TV için röportaj verdiği belirtildi.
22 Mayıs 2026 sabahı Altaş’ın ABD’den ilk kez bazı Türk medya kuruluşlarına konuştuğu görüntüler yayınlandı.
Röportajlarında, Mustafa Türkay Sonel’in cinayeti kendisine itiraf ettiğini öne sürdü ve olayın çözülmesini istediğini söyledi.
22 Mayıs 2026 akşamı ise ABD güvenlik makamlarınca gözaltına alındığı açıklandı.
Bazı haberlerde “teslim oldu”, bazı haberlerde ise “gözaltına alındı” ifadeleri kullanıldı.
23 Mayıs 2026’da gözaltı görüntüleri yayımlandı.
Görüntülerde Altaş’ın bir kafede ters kelepçeyle polis aracına götürüldüğü görüldü...
***
Iki ay kadar önce "Amerikalı Türkler" yayın grubunun sosyal medya paylaşımlarının altında ABD’de yaşayan bazı Türk kullanıcıların , Altaş’ın New York’ta görüldüğüne dair ilk iddialar dikkat çekti.
Yorumlarda bir kadın, Altaş’ı Ralph Lauren Cafe civarında gördüğünü ve “evsiz gibi göründüğünü” belirtti.
Bunun ardından gazeteciler ve New York’taki bazı Türk vatandaşları Altaş’ın izini sürmeye başladı.
Akşam Gazetesi ve 24 Temsilcisi Yavuz Atalay da Altaş’a ulaşmaya çalışan isimler arasında yer aldı.
Altaş’ın ağabeyinin Baltimore’da yaşadığı da çeşitli haberlerde öne sürüldü.
Bu nedenle de Baltimore, Maryland'de arayan çoktu.
***
21 ve 22 Mayıs tarihlerinde Akşam gazetesi ve 24 TV'de yayınlanan röportajın aslında 20 Mayıs’ta kaydedildiği belirtildi.
SBK Holding’in başkanı olan Türk iş insanı Sezgin Baran Korkmaz’ın sosyal medya paylaşımlarından, Altaş’a ilk ulaşan kişinin kendisi olduğu ve Altaş’ın peşinde olan gazeteci Yavuz Atalay’a haber verdiği anlaşılıyor.
Korkmaz’ın paylaştığı fotoğraflarda Altaş’ın bankta ve araç içerisinde görüntülendiği görüldü.
Röportajın yapıldığı mekanda arka planda görülen plan çizimlerinden çıkarım yapılarak “MLG Mimarlık” firmasına ait veya ilgili bir mekan olduğu öne sürüldü.
Röportaj sırasında Altaş’ın ilk görüntülere göre daha düzenli ve temiz bir görüntü verdiği dikkat çekti.
Korkmaz daha sonra yaptığı paylaşımlarda, röportaj sırasında Altaş ile gazeteci Yavuz Atalay’ı yalnız bıraktığını, kendisinin yemek yemeye gittiğini ve dönüşte Altaş’ın ortadan kaybolduğunu yazdı.
Gazeteci Yavuz Atalay’ın Altaş’ın ABD’de yaşayan ağabeyine de ulaştığı da aktarılıyor.
Altaş’ın röportajlarda geniş çaplı açıklamalar yapması nedeniyle teslim olmaya hazırlandığı yönünde yorumlar yapıldı.
***
22 Mayıs akşamı gözaltına alınan Altaş’ın şu anda Manhattan’daki federal göçmenlik işlemlerinin yürütüldüğü 26 Federal Plaza binasında tutulduğu ve ICE gözetimine alınmasının beklendiği belirtiliyor.
Memorial Day nedeniyle pazartesi gününün resmi tatil.
Altaş ancak salı günü hâkim karşısına çıkarılarak geçici tutuklama süreci yüzüne okunabilir.
Bundan sonra hakimliğin iade konusunda karar verme süreci takip edilecek.
Son gelen bilgilere göre geri gönderim merkezine de gidebilir.
***
Korkmaz, özellikle ABD ve Avrupa’daki mali soruşturmalarla uluslararası alanda gündeme geldi.
ABD savcıları, SBK bağlantılı şirketler üzerinden yürütülen büyük ölçekli finansal planlara karıştığını iddia etmişti.
Utah'ta ceza ve Los Angeles'ta sivil olmak üzere iki dava sürüyor.
***
Los Angeles'taki davada, Türk-Amerikalı mühendis, girişimci ve yatırımcı olarak tanınan Yalçın Ayaşlı davacı.
Korkmaz ile arasındaki anlaşmazlık, Borajet havayolu şirketi etrafında şekillendi.
Ayaşlı, Borajet’i kurmuş ancak daha sonra şirket üzerindeki kontrolünü kaybetmişti.
Ayaşlı ABD federal mahkemelerinde Los Angeles'ta açtığı sivil RICO (Suç örgütleri ve organize suçla mücadele yasası) davalarında, SBK ve bağlantılı kişilerin "havayolunu değersizleştirmek ve ele geçirmek amacıyla koordineli bir plan yürüttüğünü" iddia etti.
Ancak ABD mahkemeleri, RICO davasında esas hakkında karar vermedi ve SBK’yı doğrudan sorumlu bulmadı.
Süreç büyük ölçüde “yargı yetkisi” (jurisdiction) tartışmaları üzerinden ilerledi.
***
Ayaşlı California'da ki RICO davasında mahkemeye sunduğu belgelerde Korkmaz'ın, federal savcılığa, Utahtaki IRS dosyasında; "Türkiye aleyhinde tanıklık yaptığı kara para aklama suçlamasını kabul ettiği" iddialarında bulunmuştu.
Federal savcılık RICO dosyasına gönderdiği belgelerde Korkmaz'ın itirafçı pozisyonunda olmadığını beyan etti.
Korkmaz kara para aklama suçlamasını kabul etmedi.
Ayaşlı tarafından dolandırıldığını, davanın ABD'de görülemeyeceği gerekçesiyle usulden reddini savunuyor.
***
Korkmaz hakkındaki federal ceza davası da ABD’nin Utah eyaletindeki federal mahkemede devam ediyor.
İlk olarak, Korkmaz'dan bağımsız, Jacob Kingston, Isaiah Kingston, Levon Termendzhyan, Utah savcılığı tarafından ABD'ye 1 milyar vergi kazığı atmakla itham edildi.
Bu dava biyodizel vergi iadesi sistemi üzerinden sahte üretim ve satış iddialarıyla devletten vergi kredisi geri ödemeleri alındığı suçlamasıyla sonuçlandı.
Yani Amerikan devletinin parası sahtecilikle ele geçti.
Bu dosya; Kingston kardeşler, Levon Dermen ve diğer isimleri kapsayan kapalı bir suç komplosu dosyası.
SBK ile ilgili süreçler ise bundan ayrı yürümekte.
Yani SBK, Kingston–Dermen ceza davasının doğrudan sanığı değildi.
ABD savcıları Korkmaz'ı, "biyodizel vergi kredisi dolandırıcılığıyla bağlantılı gelirlerin aklandığı" iddiasıyla, Utah’ta açılmış bağlantılı ancak ayrı bir federal iddianamede suçladı.
Korkmaz’ın adı vergi dolandırıcılığı suçlamalarında yer almıyor.
Ancak bu isimlerin elde ettiği parayı Türkiye, Lüksemburg ve diğer ülkelerdeki şirketler ve banka hesapları üzerinden dolaştırarak akladığı iddia ediliyor.
Diğer isimler hali hazırda ceza aldılar. Hapisteler.
Korkmaz denetimli serbest.
***
LA'deki sivil RICO davası yavaş ilerleme sürecinde.
Utahtaki vergi konularını kapsayan ceza davasının ilerlemesi de yavaş...
Herhangi bir ilerleme olursa da bundan sonra kapalı şekilde mühürlü (sealed) olması bekleniyor.
Bütün bu "yavaşlık" Korkmazla ilgili önemli tanıklığa bağlanıyor.
Bazı iddialar olası bir iş birliğine atıfta bulunsa da, bunu doğrulayan kamuya açık herhangi bir yargı belgesi, dosyalama veya Adalet Bakanlığı (DOJ) açıklaması mevcut değil.
Türkiye aleyhine tanıklık yapmadığı Federal savcılık tarafından ifade ediliyor...
***
Peki Türkiye ile ilgisi olmayan başka konularda Korkmaz ABD için değerli bilgilere sahip olabilir mi?
Bu bilgiler körfez ülkeleriyle ilgili olabilir mi?
ABD federal yargı pratiğinde, bu tür sonuçlar genellikle resmî usul gerekçelendirmesi veya en azından mühürlü (sealed) dosyalar gerektirir.
Ancak şu anda kamuya açık bir kayıt bulunmamakta.
İddialar gerçek çıkarsa ABD devleti bu paraların kaybına göz yumar mı?
Olabilir. Her çeşit akla hayale gelmeyen anlaşma olabilir.
Ancak bizim bildiğimiz kimsenin hakkında hüküm kesinleşmeden suçlu sayılamayacağı.
Görünürde Korkmaz'ın New York Güney Bölge mahkemesi ile hiçbir davası yok...
Bununla birlikte Korkmaz New York Manhattan’da ticari faaliyetlerini sürdürüyor ve New York’taki Türk-Amerikan toplumu ile yakın ilişkilerini devam ettirmekte.
Central Park çevresinde yaşadığını ve bölgedeki çoğunluğu Türk olan fayton sürücüleri ile bisiklet taksi çalışanlarıyla sık sık temas halinde olduğunu da görüyoruz.
***
Bu arada ABD Başkanı Trump'ın Ankaradaki NATO zirvesine katılımı merakla bekleniyor.
Trump İran tutumları nedeniyle kızgın olduğu Avrupa ülkelerine ve NATO'ya mesaj için zirveye katılmayabilir.
Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zirve öncesinde Washington'a ziyaret yapması da mümkün.
Trump en son Cumartesi günü sosyal medyada Erdoğan'ın ifadeleri olarak “Başkan Trump, dünyanın yüzyıllardır beklediği liderdir... O sadece güçten bahsetmez. Gücün kendisini temsil eder.” paylaşımı yaptı. Ve Erdoğan'a bu ifadeler için teşekkür etti.
Ancak daha sonra bu paylaşım silindi.
Erdoğan'ın üç gün önceki telefon görüşmesinde NATO daveti bağlamında bu ifadeleri kullandığı aktarılıyor.
ABD NATO'ya askeri desteğini yeniden gözden geçirirken Polonya'ya 5000 asker gönderecek.
NATO Force kapsamında yeni bir NATO "kuvvet modeli", ülkelerin belirli görevler için asker katkısı yapma konusu tartışılıyor.
İhtiyaç duyulduğunda ortak komuta altında bir araya gelen, ulusal ordulardan oluşan koordineli bir güç havuzu gündemde.
İran savaşı ve NATO konusu ABD-Türkiye ilişkilerinde son derece önemli.