Her aynaya baktığında o sözü hep görecek

Uğur ERGAN

Gazeteci de insandır ve her insan gibi duyguları vardır.

Bir gelişmeyle ilgili yorum yapacaksınız, mümkün olduğunca objektif davranmakla birlikte, hakaret içermeyen ifadelerle kendi görüşünüzü okuyucuya yansıtabilirsiniz.

Neticede size yorum yapma imkanı tanınmışsa, yorumda hür davranma hakkınız vardır.

Bu girişten sonra gelelim CHP ile ilgili mutlak butlan kararına ve sonrasında Türkiye siyasi tarihine “Kara leke” olarak geçecek, polis marifetiyle CHP Genel Merkezi’ne girilmesine.

Konuya “Hukuki açıdan doğru mu, yanlış mı?” diye bakmanın hiçbir anlamı yok.

Çünkü yapılan siyasileşmiş yargı yoluyla bir darbedir.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun AKP lideri Tayyip Erdoğan’ı açık ara farklarla yenmesi sonrası, toplumun büyük çoğunluğu CHP’nin hukukla bağdaşmayan hamlelerle hedef tahtasına konulduğunun farkında.

İmamoğlu ve onlarca CHP’li belediye başkanını tutukladılar ama CHP’nin büyümesini önleyemediler.

Baktılar olmuyor, Özgür Özel’in Genel Başkan seçildiği 38. Olağan Kurultay’ı kaşımaya başladılar.

Özel liderliğindeki CHP geçen yıl iki kez olağanüstü kurultaya gitti.

Nisan 2025’te tüzük ve program değişikliği yapıldı. Eylül 2025’te de delegeler, açılan mutlak butlan davalarına karşı Özel’e güven tazeledi. Tüm bu kurultaylar YSK tarafından onaylanarak kesinleşti.

Ne yapılırsa yapılsın, CHP’nin yükselişi önlenemeyince, el altından destek verilen malum zat açıktan devreye sokuldu.

Mutlak butlan kararı çıkacağından haberdar edilip, kendisine “Sen istersen bir video yayınla” mesajı gönderildi.

Hukuk yerle bir edildi, Anayasa’nın 79. maddesine göre kararları kesin olan ve bu kararlara karşı hiçbir mahkemeye başvuru yapılamayan YSK siyasi talimatla devre dışı bırakıldı.

Onun için AKP Sözcüsü Ömer Çelik ve Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala, “Sürecin tarafı değiliz” gibi açıklamalarını inandıracak birisini arıyorlarsa, gitsinler AKP’nin neferi haline getirdikleri malum zata anlatsınlar ama insanın aklıyla dalga geçmesinler.

CHP’nin yargı yoluyla iktidarın kendisine rakip olarak görmediği kişiye devredilmek istenmesi, aslında AKP’nin topluma hitap edecek bir siyaset üretememesinin de çaresizliği.

Genel Merkez’den TBMM’ye sağanak yağış ve dolu altında yürüyüş başlatan, güzergah boyunca arkasına kendiliğinden oluşan halk desteğini alan Özel’in bu tutumu, ileride Türk siyasi tarihinde bir dönüm noktası olarak yerini alacaktır.

Halk desteğiyle polis bariyerlerinin aşılması, halkın artık köhnemiş yaşlı siyasete karşı duyduğu tepkiyi ortaya koyması açısından da önemlidir.

Yağmur altında sırılsıklam olmuş gömleği ve bu haliyle TOMA üzerine çıkan Özel’in fotoğrafı, bu tarihi gelişmeyi anlatacak en ikonik görsellerdir.

Özel’in TOMA üzerine çıkması, bana 1991 Ağustos’unda Moskova'da dönemin Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’a karşı harekete geçen darbeci askerlere karşı koyan o dönemin Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin’in bir tankın üzerine çıkarak, halkı darbeye karşı harekete geçirmesini hatırlattı.

Gelelim malum zata.

Mutlak butlan sonrası yapılan tüm eylemlerde, sosyal medyada, partili, partisiz milyonlarca kişi tarafından kendisi için söylenen “o söz”den çok rahatsız olmuş.

Üzücü bir durum ama o söz alnının ortasına öylesine işlendi ki, bu saatten sonra kurtulması neredeyse imkansız.

Kendisi açısından acı olan şu ki…

CHP Genel Merkezi’nde artık siyasi hayalete dönüşmüş haline hangi aynada bakarsa baksın “O sözü” hep görecek.

İyi bayramlar.

Mutlak butlan CHP Polis