Saray'ın senaryoları: Zar atıldı

Yıl Milattan Önce 49.. Roma adına Galya’ya savaşmaya gönderilen Sezar dönüş yolunda. O günün yasaları ve teamülleri doğrultusunda, “Çizmeyi ortadan ikiye bölen Rubicon nehrini geçmeden önce ordusunu dağıtması” gerekiyor. Dağıtmazsa idamla cezalandırılacak. Ancak Sezar’ın niyeti tam tersi: Savaş sırasında büyüyen ve profesyonelleşen ordusuyla Roma’ya yürümek. Ve iktidarı ele geçirmek.

Sonucu biliyoruz. Sezar “zar atıldı” der.. Rubicon’u geçer.. Roma’nın “ömür boyu diktatör” ünvanını alan ilk ismi olarak uğruna ölümü göze aldığı koltuğa oturur..

Sonraki yüzyıllarda Rubicon'u geçmek ifadesi , "geri dönüşü olmayan noktayı geçmek” anlamında bir deyime dönüşür.

*. *. *

Erdoğan da bence peşpeşe hamlelerle Rubicon’u geçti..

AKP’lilerle Kılıçdaroğlu’ndan başkasına inandırıcı gelmeyen dosyalarla İBB davası..

Ve “bu kadarına da cesaret edemezler herhalde” denilen mutlak butlan planı..

Erdoğan zarları attı!

Peki bu hamleler ne işine yarayacak? Seçim ve sonrası için nasıl bir planı var?

CHP Mİ YOKSA MHP Mİ BUTLAN”

Korkudan mı yoksa siyasette havanın belirsiz olmasından mı kim bilir, MHP faktörü şu son kargaşada neredeyse hiç konuşulmadı. Oysa sadece CHP Kurultayı değil MHP de yok hükmünde gibi.

Bana sorarsanız, Erdoğan ile Trump’ın karar açıklanmadan bir gün önceki konuşmasında asıl konu CHP değil MHP idi.

Zira; Trump CHP’nin başına gelecekleri nasılsa herkesten önce biliyor olmalıydı.

Erdoğan’ın MHP ile ilişkisindeyse kritik bir durum söz konusu. Her şeyden önce “Terörsüz Türkiye süreci” ABD’nin bölge politikasıyla tam uyumlu bir proje. Görünürde de “patenti MHP’de”.

Son günlerde iyice netleşti ki, Erdoğan hem sürecin MHP ve Öcalan’ın istediği gibi yürümesini istemiyor. Hem de iyice dibe vuran oy oranıyla pek çok konuda ayağına dolanmasından rahatsız, MHP’den bir şekilde kurtulmak istiyor.

Peki nasıl olacak da Amerikan müesses nizamı (yanına İsrail’i ekleyebilirsiniz) kızdırılmadan süreç yürüyecek. DEM, Öcalan talebinin yerine getirilmemesine rağmen Erdoğan’ın yanında yer alacak mı?


*. *. *

Bana göre mutlak butlan hamlesi sadece CHP’yi karıştırıp oylarını düşürmeyi amaçlamıyordu. Evet, ekonomik ve toplumsal tablo o kadar bozuk ki, AKP (ve Erdoğan) başkanlık yarışında ikinci turu bile zor görüyor.

Oysa.. “Ehlileştirilmiş ve garantör haline getirilmiş” bir CHP ile hem İmralı süreci daha rahat yürür. Hem de Kılıçdaroğlu’nun kaç seçim test edilmiş ve sonucu alınmış cumhurbaşkanı adaylarından yeni bir sürprizle mesele sandıkta da işe yarar!

İki adayın ringe çıkmadan önce elele poz vermesindeki demokratik güzelliği hayal edebiliyor musunuz!!!!

Ne grev imkanı.. Ne protesto hakkı..

Mis gibi bir “beraberlik” fotoğrafı.

Nitekim bir sokak röportajında karşıma çıktı: AKP’ye oy verdiğini söyleyen bir seçmen

Kılıçdaroğlu‘nun CHP’nin başına geçmesini istediğini söyledi. “O varken huzur vardı” dedi.

Doğrudur.

Erdoğan da seçmenine bu operasyonu böyle pazarlayacaktır.
Düşünün;

“• Bay Kemal Erdoğan’ın diplomasızlığını hiç sorun etmedi. Bu konuda yasal ya da siyasal bir hamlesine tanık olmadık.”
“• Dokunulmazlıklar meselesinde “Anayasa’ya aykırı ama EVET diyeceğiz” açıklamasını not düştük.”
“• Mühürsüz pusulalara göz yumuldu. Anayasa değişikliği referandumunda sonucu etkileyecek önemde pusulalar hiç tepkiye yol açmadan çeteleye eklendi.”
“• Mühürsüz oylar hakkında hukukçu milletvekili Atilla Kart bir çalışma yürüttü. Hazırladığı dosyayı AİHM’e başvuru için de Kılıçdaroğlu’nun masasına koydu. “Bunu siz kişisel başvuru olarak iletin” yanıtını aldı..”
“• CHP, cumhurbaşkanı adayı olarak Yılmaz Büyükerşen’i beklerken birkaç kişi dışında kimseye duyurmadığı bir ismi, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu açıkladı. Seçmene İslamcı aday dayatıldı.”

AKP’li seçmen doğru söylemiyor mu? Kılıçdaroğlu zamanında ne doğru dürüst bir itiraz vardı ne de Erdoğan’ın kritik hamlelerine karşı bir eylemlilik! Erdoğan atına binmiş Üsküdar’a giderken KK partideki odasında huzur içinde oturuyordu.

“ERDOĞAN ZARI ATTI DA..”

Erdoğan huzura, yani Bay Kemal’e belki de en çok bu dönemde ihtiyaç duyuyor. Ekonomi, artık “AKP SEÇMENİNİ BİLE İSYAN NOKTASINA GETİRECEK KADAR KÖTÜ”.. İşsizlik neredeyse ölümcül bir pandemi. Hangi Anayasayı temel alırsanız alın, Erdoğan’ın seçime girmesi imkansız.

Zaten, Anayasa da yasalar da sonuna kadar zorlanacak, belli.

Zira seçime girememesi demek, hesap vermek zorunda kalabilir demek. Saray bunu göze alamaz.

O yüzden İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı ilan edilince devasa bir ağ kuruldu.

Baktılar ki ne o geri adım atıyor ne de dışarıda Özgür Özel’i durdurmak mümkün.. Uyuyan Kılıçdaroğlu’nu uyandırdılar.

Ve Erdoğan son zarı attı. Aslında zar istediği gibi gelmedi. YSK “mutlak butlan” kararı veremezdi, vermedi.

Ne var ki, çeyrek yüzyılın özeti gibi, medya daha YSK kararını okuyup anlamadan ekranı kırmızıya boyayan “mutlak butlan kararı verildi” yazısını dayadı. CHP’de Kılıçdaroğlu ekibi bu “haberin!” üstüne atladı. Özgür Özel ekibi de o havaya kandı. Günler sonra fark edildi “YSK’nın hukuk mahkemesi kararını onaylamadığı, kararı hiçbir işlem yapmadan iade ettiği..”

Ama… Olmayacaklar olduruldu. CUMHURİYET’in kurucu partisi polis ablukasına bile alındı.


*. *. *

“UZLAŞMA YOK”

Peki, Özgür Özel ve ekibi bu süreçte nasıl bir yol haritası izleyecek?

Sorunun yanıtını aslında pazar günü polis ablukasıyla ve Özgür Özel’in “uzlaşma yok” diyen korkusuz ve akıllı tavrıyla aldık.

Ama yetmez. Milyonların her şeyden önce şunu görmesi lazım.

“• Önce tüm kurumlarıyla devleti ele geçirip sonra o kurumlar üzerinden CHP’yi kumpasa boğmak..”
“• Daha sonra mesele partinin iç işiymiş, çözecek olan da yargıymış gibi kenara çekilmek..”
Büyük oyunun çatısını oluşturuyor.
Kılıçdaroğlu da sözleriyle bu oyunun altına imzasını atıyor. Kumpasları, zoraki itirafları, kimliksiz ve kafası karışık gizli tanıkları unutup hüküm veriyor:

“CHP, ahlâki değerlerini korumak zorundadır. CHP'yi kuruluşundaki kodlara yeniden kavuşturacağız. Ahlâki değerlere kavuşturacağız. Bizim partiye çok eleştiri gelmiştir ama ahlâki değerleriyle ilgili bugüne kadar hiç eleştiri gelmemişti. Şimdi geliyor, bu ahlâki değerleri düzeltmemiz lazım."

Böyle bir aymazlık ve kötülükle nasıl başa çıkılır, bilmiyorum.

Kimileri mesela, Özgür Özel’in eleştirilecekse “yeterince sert ve otoriter olmamakla” eleştirilebileceğini söylüyor.

Hani, “bütün renkler hızla kirlendi.. Sen de öyle kenarda durma! Nasıl olsa birinciliği beyaza vermeyecekler” demek gibi.

Özgür Özel şu anda yapabileceği en doğru şeyi yapıyor. “Uzlaşma yok” diyor.
Saray odaklı davalar ve KK’nın ahlaki değer vurgusuna da şöyle tarihi bir yanıt veriyor:

“ Cumhuriyet Halk Partisi tarihini ben iyi biliyorum. Ve maalesef Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde çok haksız eleştiriler aldığı hatta bazen çok haksız operasyonlardan, çok ahlaksız operasyonlardan sonra görev değişiklikleri oldu ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir şekilde bunu kendi içinde bu ahlaksızlıklara kimsenin prim vermediği için birlik ve bütünlük halinde atlattığı süreçleri hep birlikte yaşadık. Şunu söylemek lazım. ‘CHP’ye ahlaksızlık yapılıyor’ doğru ama bize karşı yürütülen bu gayri ahlaki operasyonları ben kıymetlendirmem.”

CHP’nin nasıl bu duruma geldiğinin herkes farkında. Özgür Özel ve partililerin kumpasa boyun eğip CHP’yi birilerine teslim etmeyeceği de ortada.

Erdoğan elbette bunu kabullenip oturacak değil. Onun ve ekibinin tasfiyesi için Bay Kemal’e her türlü desteği verecek.. Bay Kemal’in cumhurbaşkanı adayı olması halinde Özgür Özel veya onun göstereceği bir ismin adaylığını engelleyecek.

Şu anda elinde “MUTLAK BİR GÜÇ” var çünkü. Anayasa’yı ihlal ediyor. İddiası ve sonu belirsiz operasyonlarla insanları tutsak alıyor. Malların üzerine çöküyor.. Tek imzayla bir üniversiteyi kapatıyor. Sonra sanki o imzayı atan kendisi değilmiş gibi geri açıyor.

*. *. *

Ne zamandır Öcalan’dan ve statüsünden başka konusu yokmuş gibi davranan MHP hukuksuzluklar karşısında hep sustu.

Ancak bu kez suskunluğu CHP’nin başına gelenlere, yani Bay Kemal’e destek gibi görünmüyor.

Bütün alametler Cumhur İttifakı ortaklarının yollarının ayrıldığına işaret ediyor.

Aralarında Sinan Ateş suikastinden tutun, kimi mafya liderleriyle organik ilişkilere, kapıların ardında epeydir bir hır gür olduğunu biliyoruz.

MHP’nin Terörsüz Türkiye projesini Erdoğan’ın kucağına bırakıverdiğini de..

Saray ne projeden geri dönebiliyor ne de MHP ile birlikte sonuç alabileceğine inanıyor . Ona, yukarda da yazdım, sesini çıkarmayacak ama oyu ve geçmişi ile işe yarayacak başka bir ortak lazım.

Yine de bu ortak, son üç gündür yaşananlardan sonra Kılıçdaroğlu olmayabilir. KK partiyi ele geçirmenin heyecanıyla çok büyük bir hata yaptı çünkü. Polisi partisine çağırdı ve sadece genel merkez binasını değil kendi geçmişini ve geleceğini de yakıp yıktı. O artık yalnız bir adam. Dolayısıyla Erdoğan ya bunların unutulup Özgür Özel ve kadrosunun bir şekilde tasfiyesini bekleyecek. Ya da yeni bir yol arayacak.

Saray'ın senaryoları: Zar atıldı - Resim : 1

Bizler burada bunları yaşarken, Trump kendi hesabından bu haritayı paylaştı.

Tarife bile gerek yok! Trump’ın hayal ettiği “BÜYÜK ORTADOĞU” haritasında İran ABD’nin olmuş! Kuzey Irak ile Türkiye’nin Güneydoğu bölgesinde de ABD bayrağı sallanıyor.

Kendi ülkesinde Epstein dosyalarından faşizan politikalara kadar pek çok açıdan kıstırılmış durumdaki Trump, bölgede elbette öncelikle Suudi Arabistan ve Arap birliğine güvenecek.

Ondan sonra da Erdoğanlı Türkiye’ye.

Yani bence mesele göründüğünden daha büyük.

Bu yüzden de Saray tahmin edilenden daha sert olacak.

Ama döner miyiz???

Özgür Özel “YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR” dedi ya.. yürümemek olmaz!!!

Kemal Kılıçdaroğlu Donald Trump Özgür Özel CHP