Her menopoz aynı değildir
Menopoz serisinde üçüncü haftaya geldik. Önce tanımlardan başlayarak ortak dilimizi bulduk, perimenopoz denilen uzun hazırlık dönemini anlamaya çalışırken hormon dünyasının kraliçesi östrojenden bahsettik. Ve monarşinin sona ermesi ile menopozun vücutta yapabileceklerine göz attık. Ardından yerine koyma tedavilerinin tarihsel yolculuğundan, bilimden konuştuk.
İntro bu kadar, şimdi yeni hafta, yeni detaylar. Okuyucuya uyarı; bu bölümde gerçek olaylardan esinlenilmiş bilgiler ile bazı pekiştirme amaçlı tekrarlara rastlanabilir.
Her kadın aynı değilse her menopoz da aynı değildir.
Menopozla karşılaşılan yaş, sağlık koşulları ve sosyal durumlar yaklaşımlarımızı farklılaştırır.
52 yaşında adetleri biten bir kadınla, 37 yaşında yumurtalıkları çalışmayı bırakan başka bir kadının prensipte hormonal durumu aynıdır; istenilen miktarda östrojen artık vücutta yoktur. Ama bu iki kadının tıbbi hikâyesi aynı değildir. Menopoz ne kadar erken olursa, vücut çok daha uzun süre düşük östrojen ortamında yaşayacak demektir.
Östrojen gidince yalnızca adetler bitmiyor.
Geçen haftalarda östrojenden epey söz ettik. Ama onu yalnızca âdet görmeyi sağlayan ya da gebelik için çok önemli bir “kadınlık hormonu” olarak düşünürsek büyük resmi kaçıracağımızdan ısrarla bahsetmiştim.
Östrojenin etkilediği sistemler vücudun neredeyse her tarafına yayılmış durumda. Bu yüzden yumurtalıkların hormon üretimi azalmaya başladığında ilk fark edilen şey adet düzensizlikleri ve sıklıkla sıcak basması, terleme oluyor.
Bazısı kadınlarda ise ilk uyku düzeni bozuluyor.
Bir başkası çok iyi bildiği bir kelimeyi konuşurken bulamayıp, toplantıda dikkatini toplamakta zorlanıyor ve “Benim hafızama ne oluyor?” diye korkuyor. Pandemiden sonra daha sık duyduğumuz “beyin sisi” ifadesi dikkat, kelime bulma ve kısa süreli bellek yakınmalarını kapsıyor ve bunların menopoz geçişinde görülebildiğini biliyoruz. Ama buradan “menopoz Alzheimer yapar” sonucuna atlamıyoruz. O konu daha uzun bir yazıyı hak ediyor.
Kaslar ve eklemler de bu hikâyenin içinde. Sabah yataktan kalkarken tutukluk, daha önce olmayan eklem ağrıları, kas gücünde azalma perimenopoz ve menopozla birlikte görülebiliyor. Son yıllarda bilim dünyasında menopoz dönemindeki kas-iskelet değişikliklerini bir bütün olarak ele alma eğilimi var. Hatta “menopozun kas-iskelet sendromu” diye yeni bir kavram tartışılıyor. Donuk omuz olarak bildiğimiz, kolu kaldırmayı bile eziyete dönüştürebilen durumun menopoz döneminde daha sık görülüp görülmediği de araştırılıyor.
Kemiklerde olan değişiklik ise çok daha iyi bildiğimiz bir konu. Östrojen kaybıyla kemik yıkımı hızlanır. Kemik yoğunluğu azalabilir, osteoporoz ve ilerleyen yıllarda kırık riski artabilir.
Bu son cümle hayatınızı kâbusa çevirebilir. Belki şimdi bunu okuyan genç kadınlar için 70’ler, 80’ler çok uzakta gibi görünse de zaman hızlı geçiyor, ömür uzuyor ve ciddi bir sağlık sorunu olarak ufukta bekleyen kırık riski azımsanmayacak kadar önemli.
İşin tatsız tarafı kemik kaybının sessiz sedasız olması.
Bazen ilk haber, basit görünen bir düşmenin ardından gelen kırık olabiliyor.
Bu bilginin asistanlık yıllarımdan itibaren benimle olmasına, her hastamı uyarmama rağmen kendimi bu risk grubuna hiç dahil etmemiştim. Hayat boyu spor yapan, kalsiyumdan zengin beslenen, hormon tedavisine vakit kaybetmeden başlayan ben, geçtiğimiz yaz, sabıkalı bol paça pantolonun kurbanı olmuştum. Saniyeler içinde kaldırımdan asfalta düşerek femur boynumu ve köprücük kemiğimi aynı anda kırmıştım.
Yani size sadece bir hekim olarak değil, eşekten düşen olmasam da kaldırımdan düşen biri olarak bu konunun ciddiyetini hatırlatmak istiyorum.
Kalp de bu hikâyenin içinde.
Menopoz sonrasında kadınların kalp-damar hastalığı riski giderek artar. Bu değişimde yaşla birlikte östrojen azalmasının ve metabolik değişikliklerin de payı var.
Ama burada “östrojen bitti, kalp hastalığı başladı” gibi basit bir denklem kurmayın sakın. Sağlıkta basit matematik formülleri çok çalışmıyor. Yaş, tansiyon, kolesterol, diyabet, sigara, kilo, hareketlilik ve genetik riskler birlikte çalışır. İyi haber ise bu risklerin önemli bir bölümü önlenebilirler listesinde.
Bir de genital bölgede seslendirmekten çekinilen değişiklikler var.
Menopozun fısıltı olarak konuşulan ama yaşam kalitesini en fazla etkileyebilen sonuçlarından biri genital ve idrar yollarındaki değişikliklerdir.
Östrojen azalınca vajina ve dış genital bölgedeki dokular incelip kuruyabilir. Esneklik azalabilir. Cinsel ilişki ağrılı hâle gelebilir. Yanma ve tahriş olabilir.
İdrar yaparken rahatsızlık, sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları görülebilir.
İdrar kaçırmanın ise menopoz dışında yaş, doğumlar, kilo, pelvik taban yapısı ve başka birçok nedeni vardır. Dolayısıyla her idrar kaçırmayı yalnızca östrojene yüklemek doğru olmasa da menopozda kahkaha atmanın, hapşırmanın, dans etmenin ya da zıplamanın faturası çantadaki yedek iç çamaşırı olabilir.
Sıcak basmaları zamanla azalabilirken genital bölgedeki değişiklikler tedavi edilmediğinde kendiliğinden düzelmek yerine devam edebilir veya ilerleyebilir.
Ve elbette cinsellik.
Menopoz demek kadınlığa kilit vurmak demek değil. Birçok kadın için gebe kalma korkusu olmadan, çocukların evden gittiği görece daha özgür zamanlar başlamışken vajinal kuruluk ve ağrı cinsel yaşamı etkileyebilir. Cinsel istekte değişiklik olabilir. Ama cinsellik söz konusu olduğunda bütün faturayı östrojene kesmek kolaycılık olabilir. Kadınların testosteronu olduğunu da hatırlayalım. Böylece yazı serimizde sizi üçüncü bir hormonla tanıştırmış oluyorum.
“Erkeklik hormonu” diye bildiğimiz testosteron kadın bedeninin de hormonlarından biri ve özellikle cinsel istek, uyarılma ve cinsel yanıt üzerinde rolü var. Tabii erkek bedenindeki miktar kadar kadınlarda testosteron olmadığından mart kedisi kıvamında, sakallı, kıllı, kaslı kadınlarla karşılaşmıyoruz.
“Libidon düştüyse testosteronun eksik” sonucu da ‘‘östrojen yok libidon eksik’’ ile aynı yetersizlikte bir tanıdır. Kadında tek bir kan testosteron değerine bakarak cinsel isteksizlik tanısı konulamaz. Kötü uyuyan, ağrısı olan, bedeninden hoşnut olmayan, ilişkisi sorunlu, işten yorgun dönen, evde çocuk ve yaşlı ebeveyn bakımını sırtlanmış bir kadının cinsel isteğini tek bir hormonla açıklamak insanı biyokimya tüpüne indirgemek olur.
Bugün testosteron tedavisinin kadınlarda en sağlam kanıta sahip olduğu alan, menopoz sonrasında kişiye belirgin sıkıntı veren kalıcı cinsel istek azalmasıdır. Enerji, hafıza, kas, gençleşme gibi çok daha geniş vaatler için elimizde aynı güçte kanıt yok. O yüzden arkadaş tavsiyelerine aman dikkat.
Tartı aynı, pantolon başka söylüyor.
Menopoz döneminde kadınların sık söylediği “Eskisi kadar yemiyorum ama bel çevrem kalınlaşıyor” cümlesinin biyolojik bir karşılığı var.
Burada bütün suçu menopoza yüklemek doğru değil; yaş almak, hareketin azalması, uyku bozukluğu, beslenme ve genetik de kilo üzerinde etkili.
Ama menopoz geçişinin özellikle yağın vücuttaki dağılımını değiştirdiğini biliyoruz. Yağ dokusu kalça ve bacaklardan çok karın çevresinde ve iç organların etrafında toplanmaya, kas kütlesi ise azalmaya, yani sarkopeniye eğilim gösteriyor.
Tartıda aynı kiloyu görseniz bile pantolonunuzun beli artık aynı şeyi söylemeyebilir.
Bu yalnızca estetik bir mesele de değil. Karın içindeki yağlanmanın artması insülin direnci, diyabet ve kalp-damar hastalıkları açısından önem taşıyor.
O yüzden menopozda hedefimiz zayıf kalmaktan çok kası korumak, bel çevresindeki yağlanmayı sınırlamak ve metabolik sağlığı sürdürmek olmalı.
Peki menopoz 35 yaşında olursa ne yapacağız?
Doğal menopoz çoğunlukla 45–55 yaş arasında gerçekleşiyor. 45 yaşından önce gerçekleşen menopozu erken menopoz olarak adlandırıyoruz. 40 yaşından önce yumurtalıkların normal işlevinin bozulduğu durumda ise günümüzde daha çok prematür over yetmezliği terimini kullanıyoruz.
“Yetmezlik” diyoruz çünkü bazı kadınlarda yumurtalıklar tamamen ve geri dönüşsüz olarak susmuş olmayabilir. Zaman zaman yumurtlama, hatta nadiren kendiliğinden gebelik görülebilir. Bu nedenle 35 yaşındaki bir kadına “menopoz oldun, artık asla gebe kalamazsın” demek gerçeği tam yansıtmaz. Aslında ‘‘mucize’’ diye servis edilen sosyal medyadaki başarı hikayeleri bu klinik tablonun gerçekleşmesidir.
35 yaşında yumurtalık işlevini kaybeden bir kadın, doğal menopoz yaşına kadar yaklaşık 15 yıl boyunca olması beklenenden daha düşük östrojen ortamında yaşayacaktır.
Dolayısıyla “mesele yalnızca sıcak basması değil.’’ Bu cümle beni 13 yıl önceye, Taksim Meydanı’nda bir ağacın gölgesine götürdü…
Az önce konuştuğumuz kemik, kalp-damar, genital ve cinsel sağlık gibi sistemleri daha uzun süre düşünmek gerektiğini hatırlatmaktı niyetim.
Başka bir konu da doğurganlık meselesi ki çocuk sahibi olmak isteyen birçok kadın için oldukça kalbî bir sorun.
Çok uzun yıllar tüp bebek tedavileri üzerine çalıştığım için kuru literatür bilgilerinin yanında fazlasıyla duygusal hikâyelerin de tanıklığını yaptım.
Erken menopoz ya da prematür over yetmezliği tanısı kadınlar tarafından oldukça zor kabullenilebilen durumlardır. Burası kadına yeni durumunu kavrayacak kadar zaman tanınması ve keskin cümlelerin kurulmaması gereken gri alandır.
Bu tanıyı alan kadınların sosyolojik yelpazesi de oldukça geniştir. Henüz üniversitede okuyanlar, cinsel hayatı başlamamışlar, yeni evlenmişler, ikinci çocuk için hazır olmayanlar, meme kanseri tanısı almış ve cerrahi ya da kemoterapi öncesinde jinekoloğa yönlendirilmişler, rutin bir muayene sırasında duvara çarpanlar...
Tüm bu kadınlar 20–40 yaş arasında, hiç akıllarında yokken “çocuğu olmama ihtimali” ile sarsılabilirler.
Onlar için yumurta ya da embriyo dondurma seçenekleri de konuşulmalıdır. Yardımcı üreme tedavisi için başvuran bu kadınlarla yalnızca gebelik olasılığını değil, uzun vadeli hormon eksikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini ve uygun olanlarda hormon yerine koyma tedavilerini de konuşmak gerekir.
Hormon tedavileri gençlik iksiri değildir.
Medyada zaman zaman tam tersini düşündürecek çarpıcı başlıklarla karşılaşıyorum.
Burada önemli bir kavram karmaşasını da temizleyelim.
Cilde sürülen östrojen jelleri veya bantları da hormon ilacıdır. Deriden uygulanmaları onları daha “doğal”, hormonsuz ya da yan etkisiz yapmaz. Bununla birlikte standart dozlarda üretilmiş, ruhsatlı östrojen ve progesteron preparatları ile kişiye özel hazırlandığı söylenen, içeriği ve dozu yeterince standardize edilmemiş hormon karışımları aynı şey değildir.
“Biyoeşdeğer”, “doğal” veya “kişiye özel” gibi kulağa güven verici gelen sözcükler de tek başına bir tedavinin güvenli olduğunu göstermez.
Sorun hormonun jel olması değil; ilacın ne olduğu, hangi dozda kullanıldığı, kim tarafından ve hangi gerekçeyle önerildiğidir.
Dolayısıyla menopoz dünyasına arkadaş ya da influencer tavsiyesiyle girmeyin. Hormon tedavisi cilt kremi değildir; yararı da riski de olan tıbbi bir tedavidir.
Hormon kullanamayan kadın ne yapacak?
Şimdi geldik başka hassas bir gruba.
Hormon tedavisi bazı kadınlar için uygun olmayabilir veya çok daha dikkatli değerlendirilmesi gerekebilir.
Özellikle bazı hormona duyarlı kanserleri geçirmiş kadınlarda, bazı pıhtılaşma ve kalp-damar sorunlarında, açıklanamayan vajinal kanamalarda ve bazı karaciğer hastalıklarında karar kişiye özel verilmelidir.
Ama “hormon kullanamazsınız” cümlesinin devamı “yapacak bir şey yok” demek değildir.
Hormon dışı tedavilerimiz var.
Egzersizin, özellikle kası ve kemiği koruyan direnç egzersizlerinin yeri var.
Beslenmenin yeri var.
Pelvik taban tedavilerinin yeri var.
Bazı yakınmalar için hormon içermeyen ilaç seçenekleri var.
Ama bunların her birini bugün anlatırsam gelecek haftaya konu bırakmayacağım.
Aynı kelime, farklı kadınlar.
Artık menopoz deyip geçemeyeceğimiz yerdeyiz.
Tek kelimenin altında birbirinden çok farklı hikâyeler var.
Yani tek tip menopoz yoktur. Menopozu yaşayan kadınlar vardır.
Ve her birinin ihtiyacı farklıdır.
Haftaya hormon tedavilerinin kapısını biraz daha açalım. Faydaları kadar altın tepside sunulmayacak yan etkilerine ve kullanım şekillerine bakalım.
Fonksiyonel tıp, biyoeşdeğer tedaviler, longevity başlıkları ticari bir pazarlama mı, tedavilerin bir parçası mı? Menopoz psikolojisini nasıl yönetelim? Dünyada menopoz nasıl algılanıyor? Ne oldu da kadınlar adını duymaktan korktukları bu tanıyı madalyon gibi göğüslerinde taşımaya başladılar? Menopoz konusunda yeni bir kadın hareketi mi başladı?
Çok sayıda ara başlığımız, yani tersyüz edilecek daha çok çekmecemiz var.
Sıcak günlerde sokak hayvanları için kapısına bir kap su, bir kap mama bırakanlara selam olsun. Serinlemek için pikniklere gidip olanca çöpünü, pisliğini alanda bırakanlara, denizleri kirletenlere, orman yangınlarına sebep olanlaraysa… içimdeki cici kız, dışımdaki rütük beni susturuyor. Sağlıcakla kalın.