Fenerbahçe'nin yarası nihayet kabuk bağladı
“At sahibine göre kişner” diye boşuna söylememişler.
Bu söz sanki bu sezonki Fenerbahçe için söylenmiş.
Aziz Yıldırım geldi, takımın sadece kadrosunu değil, çehresini de değiştirdi. Fenerbahçe yıllardır bu kadar güven veren, bu kadar hareketli, üretken ve ne yaptığını bilen bir futbol oynamıyordu.
Samsun gibi zor bir deplasmanda Asensio yok, Talisca yok, Kerem yok. Ama futbolundan eksilen hemen hiçbir şey yok.
Lyon’da da böyleydi.
Çünkü Aziz Yıldırım transferde öyle nokta atışları yaptı ki, artık her mevkinin bir değil, en az iki yıldızı var.
Ve o yıldızları aynı gökyüzünde parlatmayı bilen bir teknik direktör: İsmail Kartal.
Fenerbahçe, Samsun’da bu sezon resmi maçlardaki en iyi futbolunu oynadı. Vedat ve Oğuz Aydın’ın golleriyle 2-0 kazandı ama skor, sahada oynanan futbolun yanında biraz cimri kaldı.
Vedat ve Lukaku’nun gelişiyle yıllardır kanayan santrfor yarası da nihayet kabuk bağlamış görünüyor.
Orta sahada Kante ile Guendouzi müthiş bir uyum yakaladı. Hele Kante... Bu takımın demir atmış çıpası değil, hareketli çıpası. Savunmanın önünde nöbet tutmuyor; alan kapatıyor, top kovalıyor, pres yapıyor, kazandığını da ileri taşıyor. Sahanın neresinde top varsa, birkaç saniye sonra Kante de orada.
Bu gece Brown ile Oğuz Aydın ise sol kanatta tozu dumana kattı. Greenwood da merkezden onlara katılınca, Fenerbahçe’nin solu futbol sahasından çok Formula 1 pistine döndü. Sanıyorum İsmail Kartal artık Greenwood'u çizgiden uzak tutar.
Bu maçın rakamları da gözün gördüğünü söylüyor. Fenerbahçe rakip ceza alanında 26 kez topla buluştu. 12 şut attı, 7’sinde kaleciden, biri direkten döndü. 1.38 gibi bir gol beklentisi istatistiği yakaladı. Üstelik savunmada önemli bir açık vermeden. Samsunspor'un isabetli tek şutu bile yoktu.
Fenerbahçe maç kazanmaktan daha önemli bir şey yapıyor; her maç biraz daha Fenerbahçe oluyor.
Yol uzun ama bu yol doğru yol.