İsmail Kartal yanlıştan döndü: Bir değişiklik işleri değiştirdi
Lider Galatasaray’ın dün Trabzon’da alabora olması, Fenerbahçe’nin önüne sezonun belki de en kıymetli fırsatlarından birini bıraktı.
Eyüpspor’u yenecek, zirveyle arasındaki farkı üç puana indirecek, Gaziantep hüsranının ağzında bıraktığı acı tadı da silecekti.
İsmail Kartal bu yüzden maçtan önce galibiyet için “olmazsa olmaz” dedi.
Fenerbahçeli futbolcular da hocayı duymuş olacaklar ki, haftalardır ısrarlı yan paslarla topu birbirine emanet edip duran o ağır takım gitmiş; yerine kaleyi hatırlayan, çabuk oynayan, dikine giden bir takım gelmişti.
Geçmiş maçlarda kapalı savunmaları açmakta zorlanan Sarı-Lacivertliler, bugün neredeyse her hücumda pozisyon buldular.
Eyüpspor zaten ligin kırılgan takımlarından biriydi. Bu Fenerbahçe’ye direnecek ne gücü vardı ne de inancı. Bir de daha 3. dakikada Greenwood’un penaltısıyla geriye düşünce, teslim bayrağını erkenden çekti.
O dakikadan sonra saha da Fenerbahçe’nindi, oyun da.
Sarı-Lacivertliler adeta boş sahada at koşturdular.
Goller arka arkaya geldi.
Tabela durduğunda futbolun bütün cümleleri gereksizdi:
Fenerbahçe: 8, Eyüpspor: 0.
Tarihi bir skor.
Bugün bir kez daha görüldü ki bu takımın santrforu Vedat Muriç’tir.
Trabzon’da Galatasaray’a karşı fırtına gibi esen Salah’a nazire yaparcasına dört gol attı, bir asist yaptı.
Müthiş bir istatistik.
Ama Muriç’i yalnızca attığı gollerle tartmak, yaptığı işin yarısını görmektir. Orta sahayla kurduğu bağlantı, sırtı dönük aldığı toplar ve Fenerbahçe’nin geçiş oyununa açtığı koridorlar en az golleri kadar kıymetliydi.
İsmail Kartal’ın artık Lukaku fantezisine fazla kapılmadan, sakat olmadığı sürece Muriç’i on birde tutması futbolun da aklın da gereğidir.
Kartal bugün bir yanlıştan daha döndü.
Gaziantep’te orta sahayı birbirine benzeyen üç oyuncuyla kurmuştu: Guendouzi, İsmail Yüksek, Kante.
Çok koşan, çok mücadele eden ama topu ileriye taşıyacak yaratıcılığı eksik bir orta saha...
Bu kez İsmail Yüksek’in yerine İrfan Can Kahveci vardı.
Ve küçük görünen bu değişiklik Fenerbahçe’nin futbolunun rengini değiştirdi.
İrfan Can hem merkeze hem kanatlara hareket getirdi. Top artık orta sahada dolaşıp durmadı; yönünü kaleye çevirdi. Üstelik golünü de attı.
Futbolda bazen büyük değişiklikler için büyük devrimlere ihtiyaç yoktur.
Topu yana değil, kaleye doğru oynatacak bir adam yeter.
Asensio tam olarak iyileşene kadar bu kadroda o mevkinin adamı İrfan Can olmalıdır.
Bir de Greenwood...
Kendine değil, takıma oynadığında nasıl büyük bir silaha dönüştüğünü bugün bir kez daha gösterdi. Fenerbahçe’nin hücumunda topu isteyen değil, topu paylaşan Greenwood çok daha değerli.
Ve sonunda tabela:
8-0.
Futbol sahalarında kolay rastlanmayan, yıllar sonra bile hatırlanacak bir skor.
Elbette rakip zayıftı.
Elbette Eyüpspor’un erken teslim oluşunun bunda payı vardı.
Ama sekiz gol atmak için karşınızdakinin zayıflığı yetmez. Sekiz kez kaleye gitmek, sekiz kez doğru işi yapmak ve en önemlisi, doksan dakika boyunca golü istemek gerekir.
Fenerbahçe bugün bunu yaptı.
Rakip zayıftı, doğru.
Ama 8-0’ın zayıfı olmaz.