İsmail Kartal'ın bu saatten sonra Fenerbahçe'de dikiş tutması çok zor: Yönetim ne yapacaksa yapmalı
Avrupa’da yürüyen Fenerbahçe, Türkiye’de tökezlemişti. Dört maç, iki yenilgi…
Yetmezmiş gibi İsmail Kartal, tribünden atılan bir şişeyi bahane edip “bir daha dönmemek üzere” gitmiş ama daha 24 saat dolmadan geri gelmişti.
Şişe elbette hikâyeydi. Herkes biliyordu ki içerideki fay hattı çatırdıyordu.
Gerilim yüksekti ama kimse dile getiremiyordu. Bu yüzden Fenerbahçe, Gaziantepspor karşısına önce kendi içindeki o uğursuz gürültüyü yenmek için çıktı.
Bu maç beraberliği bile kabul etmezdi. Bir puan, İstanbul dönüşü bavula konulacak nur topu gibi yeni bir felaketti. Kazanmak zorundaydı.
İsmail Kartal, Lukaku’yu on bire yazmış ama ona giden yollara beton dökmüştü. Guendouzi, İsmail ve Kante… Üçü de orta sahanın aynı tip işçisi, üçü de kavganın adamıydı. Ama dikine oynayacak, Lukaku’yu kaçıracak, oyunu tek pasla başka yere taşıyacak o ince ayak yoktu. Kanatlar da işlemeyince gol ya büyük bir hataya ya da duran topa kalmıştı.
Nitekim Fenerbahçe ilk yarıyı hiç faul yapmadan, tek bir isabetli şut bile atamadan kapattı. Sadece Guendouzi'nin kaçırdığı akıl almaz bir fırsat vardı. Gaziantepspor ise karşısında böyle dağınık, temposuz ve ağır bir rakip bulunca, alan daralttı, orta sahayı rahat geçti, hızlı çıkışlarla tehlikeler yarattı. Sorescu’nun ayağına en az iki net fırsat geldi. Rumen oyuncu son vuruşlarda biraz becerikli, Maxim ve Halil biraz hızlı olabilseydi Gaziantepspor soyunma odasına golle, belki de gollerle giderdi
İkinci yarıda Fenerbahçe biraz parladı ama saman alevi kadardı. Kartal’ın Muriç, Oğuz, İrfan Can Kahveci, Semedo ve Bartu hamleleri de oyunun kaderini değiştirmedi.
Sonuç golsüz beraberlik, kayıp iki puan.
Şimdi kimse zemini bahane etmesin.
Kimse Kerem’in, Greenwood’un direkten dönen toplarına sığınmasın.
Fenerbahçe kötüydü.
İsteksizdi, ruhsuzdu, ağırdı.
Üstelik bunun sadece teknik ya da taktikle açıklanacak tarafı yoktu.
Böylesine kaliteli bir kadronun böylesine kalitesiz futbol oynaması başka bir şey anlatıyordu.
Roma karşısında ikinci yarıda sahayı ayağa kaldıran o takım nereye gitti?
Cevabı çok uzakta aramaya gerek yok. Hafta içinde İsmail Kartal’ın çıkardığı kriz, yönetimin takıma müdahalesi ve kulübün içine çöken o kaos…
Çünkü futbolcular da biliyor: O şişe yalnızca bir maskeydi. Asıl mesele maskenin arkasındaydı.
Beş hafta bitti. Fenerbahçe, lider Galatasaray’ın 6 puan gerisine düştü.
İsmail Kartal’ın bu saatten sonra Fenerbahçe’de dikiş tutması çok zor.
Yönetim milli maç arasında ne yapacaksa yapmalı.
Yoksa bugün kaybedilen yalnızca iki puandır; yarın ödenecek fatura çok daha ağır olabilir.