Tera’nın ‘kozmik kayıtları’ nerede? Uzan örneğini unutmayın!
Savcılığın fon soruşturmasında kafa karıştıran bir durum var…
Tera, fon vurgununun tam göbeğinde. Belli ki siyasi ve bürokratik bağlantıları da güçlü. Yurtdışında ilişkili şirketleri var. Milyarlarca liralık para trafiği araştırılıyor. Üstelik örgütlü bir suç söz konusu.
Ama gelin görün ki, Tera’nın ve bağlı iştiraklerin belgelerine, bilgisayarlarına, muhasebe ve ‘kozmik oda’ sayılan işlem merkezlerinin kayıtlarına el konulmadığı anlaşılıyor. İBB iştiraki olan Medya AŞ’nin basılıp bilgisayarların sökülüp götürülmesi gibi bir görüntü ve bilgi gelmedi mesela.
Çoğu yöneticisi günler sonra gözaltına alındı. Gözaltına alınanların evlerinde arama yapılıp yapılmadığını da bilmiyoruz.
Bunlar neden önemli?
TERA'DA KOZMİK KAYITLAR NEREDE?
Bakın, Rekabet Kurulu bir soruşturma açtığında, ilgili şirketlere anında baskın yapılır. Tüm bina kapatılır. Çalışanlar dahil herkesin bilgisayar ve telefonları başta olmak üzere iş kullanılan tüm araçlara el konulur. Hatta çoğu zaman inceleme sürerken kimse dışarı çıkamaz. WatsApp yazışmaları vs. delil kabul edilir.
Tera’da bunlar yapıldı mı?
Öğrendiğim kadarı ile gözaltı işlemi ve makam odalarında arama dışında böyle kapsamlı bir el koyma olmadı.
Oysa şu günlerde Tera olayıyla benzerlik kurulan ABD’deki 2008 yılında patlayan Bernard Madoff skandalında görevlilerin ilk yaptığı Madoff’un şirketinin binasını basmaktı. Binada yapılan aramada eğer bodrumdaki kilitli küçük bir oda bulunmasa idi. Madoff’un kurduğu sisteme dair en önemli deliller ele geçirilemeyecekti. Zira, Madoff ABD SPK’sına düzgün kayıtlar verirken, gerçekte farklı kayıtlar tutmuştu. Öyle ki, Madoff’un restoranlarda ödediği faturalar ve bahşişler bile incelemeye tabi tutuldu.
VURGUNU İKİZ KAYITLAR ORTAYA ÇIKARMIŞTI
Bir başka çarpıcı örnek de Türkiye’den verelim…
Cem Uzan’ın batırdığı İmar Bankası’nda rutin denetimlerde hiçbir sorun yoktu. Ama yetkililerin uzun çabası ve dikkati sayesinde ‘ikiz kayıtlar’ bulununca olay açığa çıktı.
Kepez Elektrik’te yaşananlar ise akıl almazdı. Kepez’in üzerine 1 milyona yakın tapu kayıtlıydı. Yani denetim raporlarına, resmi kurumlara sunulan belgelere göre Kepez bir gayrimenkul zenginiydi. Lakin soruşturmayı yürütenler büyük uğraşlar sonucunda Kepez’i basıp kamyonlarla çıkardığı gerçek kayıtlardan, o 1 milyon tapunun aslında elektrik direklerinin dikili olduğu birer metrekarelik toprak parçaları olduğunu anladı. Uzan, kamuya ait bir metrekarelik elektrik direklerinin dikildiği toprak parçalarının hepsini tapulamıştı!
BİLGİSAYARLAR VE TELEFONLAR HAYATİ ÖNEMDE
Dünyada da bizde de yaşanmış tüm örnekler finansal suçlarda muhasebe kayıtlarının, en küçük ve önemsiz görünen yazışmaların, bilgisayar ve telefonların ne derece hayati olduğunu kanıtlıyor.
Tera devasa bir yapı. Sadece borsadaki fonlarla sınırlı değil. Gayrimenkul şirketi, Nijerya’ya uzanan dış ticaret şirketi, savunma ve siber güvenlik şirketleri var. Peker GYO’yu aldıktan sonra Almanya’da ile İspanya’da da şirket ve yatırım sahibi oldu. Ayrıca Dubai ve Londra’da finans şirketi bulunuyor.
Bu şirketler de inceleniyor mu? İlgili ülkelere yazılar yazıldı mı? Şirketlerin para trafiği inceleniyor mu?
Örneğin; Oğuz Tezmen ile Emre Tezmen’in, Londra’daki finans şirketine 2025 yılında aniden 58 milyon Sterlin, (3.8 milyar lira) nakit girdi. Bunun peşine düşüldü mü?
Şu ana kadar savcılığın açıklamalarında SPK’nın tasfiye edeceği fonlar ile yöneticilerin mal varlıklarının dondurulduğu görüyoruz. Bir de alınan lüks araçlar, yatlar ve jetler var…
Eğer, Cumhuriyet tarihinin en büyük finansal tezgahlarından birisi yata, jete bakılarak, yöneticilerin emniyetteki sorgularıyla çözülürse, Türkiye literatüre girer!
Diğer yandan zaten örgütlü bir suç soruşturması da sürdürüldüğü için el koyma kararının şirketlere kadar genişletilmesi gerekmez miydi?