76 il, 369 şirket, bin 112 suç! Seçim haritası değil ‘Türkiye çamaşırhanesi’
Size kara para aklama suçuyla ilgili bir dosyayı anlatacağım. Daha doğrusu, anlatamayacağım, sadece tarif edebileceğim!
Çünkü bu dosya, 76 ilde işlenen akla gelebilecek her suçu kapsıyor. 2022-2026 arasında Cumhuriyet Savcılıkları tarafından açılmış birbirinden bağımsız tam 1112 soruşturmayı içeriyor. Ekleri hariç 1548 sayfa. Yüzlerce mağdur, 504 sanık var.
Elektronik ödeme kuruluşlarından döviz bürolarına, kuyumculardan yazılıma, eğitimden tarım ve gıdaya kadar el koyulan şirket sayısı 369. Şüpheli para hareketi ise milyarlarca lira.
İçinde yok yok…
Suçun da her türü mevcut: Forex dolandırıcılığı, POS vurgunu, kredi kartı ve kimlik hırsızlığı, 0850 ile başlayan hatlardan aranarak yapılan dolandırıcılıklar ile TOGG ön sipariş sistemi, HGS, Gelir İdaresi, e-devlet, BİMCELL, Milli Piyango vb. ekranlarının kopyalanması, kendini savcı, emniyet personeli, MİT mensubu olarak tanıtmak…
Peki ne yapmışlar?
Şaibeli parayı karmaşık bir şirket ağından dolaştırarak POS, banka şubeleri, döviz büroları ve kuyumcular üzerinden aklayarak kripto varlığa çevirip yurt dışına kaçırmışlar.
Üstelik sadece kendi faaliyetlerinden elde ettiklerini suç gelirini değil, farklı suç organizasyonlarının parasını da yıkamışlar.
Yani bir nevi ‘kara para aklama altyapısı’ kurmuşlar.
1112 dosyayı şöyle bir haritaya dökersek, bütün memleket toprağının bir suç mahalli olduğunu görüyoruz zaten:

Soruşturma açılmamış sadece 5 il var. Muhtemelen şikayetçi çıkmadı.
Gelelim savcılığın dosyasında neler olduğuna…
TAM TEŞEKKÜLLÜ BİR SUÇ AĞI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2023’te başlattığı soruşturmada Türker Ak’ın liderliğini yaptığı ileri sürülen bir forex dolandırıcılığı dosyasına giren MASAK raporunu inceliyor. Meselenin münferit bir suç faaliyeti değil, Türkiye çapında işlenen ve çok farklı suçtan elde edilen gelirin aklandığı, profesyonel bir ağ olduğunu tespit ediyor.
Ayrıca savcılık, Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkanvekili Fayik Özbey ile sahibi olduğu Venüs Döviz yetkililerinin gözaltını alındığı ama mahkemenin kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiği davayı da inceliyor. Yeni deliller bulunması sebebiyle söz konusu kararı kaldırıp onu da soruşturmaya dahil ediyor.
Ve ‘Kapalıçarşı’ adıyla tek bir iddianameye dönüştürüyor.
Savcılığın iddianamesine göre suç örgütünün tepedeki hiyerarşisi şöyle:

MASAK’ın raporunda memleket sathına yayılan ağın aklama faaliyetine dair şu tespitler yapılıyor:
* Örgüt yöneticileri başlangıçta kendi adlarına ve yakın akrabaları adına, işler büyüyünce yüzlerce kişi adına limitet türünde şirketler kurdurdu.
* Şirketler adına bankalarda çok sayıda hesap açıldı. Elektronik para ve ödeme kuruluşları nezdinde POS cihazları ile elektronik para hesapları tesis edildi. POS üzerinden elde edilen tutarlar banka hesaplarına aktarılarak sistemine sokuldu.
* Muhasebeciler aracılığıyla gerçek bir mal veya hizmet teslimine dayanmayan faturalar düzenlendi.
* Bazı banka personeli ile kurulan yakın ilişkiler sayesinde şirketlerin yüksek tutarlı para transferleri gerçekleştirmesi kolaylaştırıldı.
* Sisteme çeşitli kanallardan giren tutarlar ‘M80’ koduyla ifade edilen özel bir yazılım altyapısı üzerinden takip edildi. Savcılık sistemi çözünce bütün hesaplar ortaya çıkarıldı.
* Sisteme giren paranın önemli bir kısmı döviz bürolarının hesaplarına aktarıldı. İşlemler döviz veya altın alım-satımı gibi gösterildi.
* Döviz bürosu aracılığıyla sistem dışına çıkarılan nakitler, kripto varlığa çevrilerek yurt dışında kurulu olan ve Türkiye’de yasa dışı bahis, casino, forex vb. internet siteleri üzerinde faaliyet gösteren yasa dışı ödeme kuruluşlarına aktarıldı.
Savcılık aklama ağının nasıl işlediğini şu şekilde şemalaştırdı:

Sistem farklı ‘katmanlandırma’ yöntemleri kullanılarak inşa edildiği için oldukça karmaşık.
Mesela; gerçek ve tüzel kişilerin banka hesaplarından şirketlere yoğun para transferi yapılmış.
Bazı örnekler şunlar: Yalçın Aktariye’ye, 1.075 gerçek kişi ve 462 tüzel kişiden 257 milyon lira, Bilhan Group’a 135 gerçek, 107 tüzel kişiden 593 milyon lira, benzer şekilde Atahan Gıda’ya 708 milyon lira, Biyal Tarım’a 406 milyon lira gönderilmiş. Şirketlerin gerçekte hiçbir ticari faaliyeti yok.
Dosyadaki 369 şirketin hesabında tespit edilen para trafiği 14.2 milyar lira. Burada ödeme kuruluşları da devreye giriyor. Paranın 7.9 milyar lirası elektronik para ve ödeme kuruluşlarından gelmiş.

Hacim sırasına göre, en fazla para transferi Param, Paladyum, Klon, Föy, Cemete ve Erpa kaynaklı. 10 milyar liraya yakın şüpheli trafiğe sahip Param üzerinden şirketlere gelen 3.4 milyar lira. 6.7 milyar lira ise 1.484 farklı kişi hesabına dağıtılmış. Bunun da 6 milyar lirası hemen 156 kişiye, oradan da 9 kişiye geçmiş.
Bu suç ağını farklı organizasyonların kullandığına dair sıcak bir örnek de verelim.
Memlekete yayılmış bu kara para ağının çok sayıda suçla bağlantısını gösteren de bir örnek verelim.
Rasim Ozan Kütahyalı’nın hesabına Paladyum üzerinden gelen paranın kaynağı Şişli’de kurulu olan Kartalsoft’tu. Aynı şirket burada da var. MASAK’a göre, Kartalsoft’ta 916 milyon 344 bin lira POS cirosu görünüyor. Yani mal ve hizmet satmış gibi işlem yapılıp kara para aklanmış.
Ağın en kritik ayağı ise Kapalıçarşı’daki kuyumcu ve dövizciler…
Onu da örnekleyelim:
7.1 milyar lira döviz ve altın ticareti yapan şirketlere aktarılmış. Venüs Döviz'e 5 milyar 551 milyon 885 bin lira, Angun Döviz'e 820 milyon 949 bin 542 lira, Özbey Altın'a da 753 milyon 533 bin lira gitmiş. Çoğunda altın alınmış gibi gösteriliyor.

Bir başka yöntem de yüksek hacimli kripto varlık işlemlerinin geleneksel kripto borsaları dışında doğrudan taraflar arasında gerçekleştirilebildiği finansal sistem olan OTC (Over The Counter). Burada da epey tanıdık olan ve başka kara para dosyalarında sıkça adı geçen bir şirket çıkıyor karşımıza: Seral Polimer Plastik Sanayi. Sahibi Serhan Mark Kohen. Seral Polimer ile Venüs Döviz arasındaki OTC yöntemiyle para trafiği yaklaşık 26 milyar lira.
Kripto varlık hareketlerine ilişkin teknik incelemelerde yurt dışına 331 milyon dolar kripto varlığın Kraken sistemi ile ilişkilendirilen cüzdanlara aktarıldığı belirlenmiş. Yine burada da tanıdık birisi var. 5.3 milyon dolarlık kripto varlık Nebil Serkan Zubari’ye aktarılmış. Özellikle yasadışı bahis parasının aklandığı davalarının bir ucundan görünür kendisi. Dominika merkezli The Kingdom Bank adlı finansal kuruluşun kurucusu ve yöneticisi.
***
Ekleri ve delilleri ile binlerce sayfayı bulan bu dosya bize kara para aklamanın nasıl normalleştiğini, bir arıza değil, bir sistem haline geldiğini gösteriyor. Yani sanılanın aksine öyle binlerce kişi çetelere katılmamış ama çete faaliyeti memlekete hakim olmuş.
Tabi bir de şu var: Milyarlarca lira şirketler ve bankacılık sistemi üzerinden oradan oraya akarken hiç mi siyasetçiye, bürokrata vs. değmiyor? Bir sabah uyanınca mı aniden kendimizi bu bataklığın içinde bulduk?
Savcıların binlerce sayfalık iddianamelerinde bir tek bu sorunun yanıtını görmüyoruz!