Yapay zeka çağında çocuklarla felsefe
“Çocuklara bırakabileceğimiz en büyük miras bilgi değil, düşünme cesaretidir.P4C tam da bu cesareti büyütmeye çalışan bir eğitim yaklaşımıdır.”
P4C Eğitim Uzmanı Özlem Kalkan ile çocuklara felsefe üzerine konuştuk.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Merhaba.Öncelikle nazik davetiniz için çok teşekkür ederim. Sizin konuğunuz olarak burada olmaktan onur duyuyorum. Çalışmalarımı çok daha geniş bir kitleye duyurma olanağı sağladığınız için tekrar teşekkür ederim.
Ben Özlem KALKAN. Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunuyum ve P4C Eğitim Uzmanıyım. Çocuklarla felsefe çalışmalarının ülkemizde de başladığını öğrendiğimde, bu alanda çalışabilmek için P4C Eğitim Uzmanlığı belgemi P4C Türkiye’den aldım. Sadece ülkemiz değil, dünyanın pek çok yerinden çocuklarımız ve gençlerimizle yüz yüze ve çevrimiçi P4C Atölyeleri yürütüyorum.
Tüm bunlar dışında çok değerli Mindfulness Eğitmeni Gökçen Somuncuoğlu hocamızla da Çocuklarla Felsefe ve Mindfulness Atölyeleri yürütüyoruz. Bu atölyede çocuklar mindfulness kavramlarını P4C Yöntemi ile sorgulayıp, sonunda da mindfulness pratikleri yapma olanağını buluyorlar
YAPAY ZEKA ŞİRKETLERİ NEDEN FELSEFECİLERİ İŞE ALIYOR?
Birkaç yıl önce biri bana ‘’Open AI filozof arıyor.’’ deseydi herhalde şirket içinde bir felsefe kulübü kuracaklar diye düşünürdüm. Çünkü teknoloji deyince aklımıza hep bilgisayar mühendisleri geliyor. Kod yazan insanlar, algoritmalar, matematik… Ama bugün dünyanın en büyük yapay zeka şirketlerinin sadece mühendis aramadığını görüyoruz. Filozof, etik uzmanı, dil bilimci, psikolog, sanat tarihçisi bile işe alıyorlar. Bu bize çok önemli bir şey söylüyor aslında. Yapay zekanın en çok karşılaştığı sorunlar teknik değil, insani sorunlar. Felsefe de işte tam bu noktada sahneye çıkıyor.
YAPAY ZEKAYI MÜHENDİSLER GELİŞTİRİYOR? FİLOZOF NEDEN GEREKLİ?
Örneğin bir hastanede yapay zeka hangi hastaya öncelik verecek? Bir banka kredi verirken kimi güvenilir bulacak? Bir şirkette İnsan Kaynakları Birimi işe kimi alacak? Bir sürücüsüz araç iki kötü seçenek arasında kalırsa ne yapacak? Bu soruların cevabı matematikte yok. Çünkü bunlar değerlerle ilgili sorular. Adalet, hak, sorumluluk, vicdan… İşte bunların hepsi 2500 yıldır felsefenin konusu. Tüm bunların dışında sistemin yaratabileceği etik sorunlar karşısında da felsefi bir bakış açısına ihtiyaç var.
Şöyle düşünelim. Evde iki kardeş var. Bir dilim pasta kaldı. Anne diyor ki ‘’Bunu paylaşın.’’ İşte burada algoritma yok. Ama herkes ‘’adil’’ kelimesini kullanıyor. Peki adalet nedir? Eşit paylaşmak mıdır? Pasta daha önce gelenin hakkı mıdır? Yoksa daha çok ihtiyacı olana mı vermelidir? Adil bir paylaşım nasıl olmalıdır? Bunu konuşmaya başladığınız anda felsefe yapıyorsunuz. Yapay zeka şirketlerinin tam da bu nedenle en az mühendisler kadar felsefecilere de ihtiyacı var.
Chat Gpt ile konuştuğumuzda bazen gerçekten karşımızda biri varmış gibi hissediyoruz. Çünkü dili çok iyi kullanıyor. Ama burada çok ilginç bir soru var. ‘’Bir insan gibi konuşmak, insan gibi düşünmek anlamına mı geliyor?’’ Örneğin papağanlar da konuşuyor ama biz onların düşündüklerini söylemiyoruz.
John Searle’ün ünlü bir deneyi var. Çin Odası Deneyi. Kapalı bir odada Çince bilmeyen biri var. Dışarıdan Çince sorular geliyor. Elindeki kuralları takip ederek mükemmel cevaplar veriyor. Dışarıdakiler içeride Çince bilen biri olduğunu sanıyorlar. Ama aslında kimse Çince bilmiyor. İşte yapay zeka tartışması tam da burada. Gerçekten anlıyor mu? Yoksa sadece dili çok iyi taklit mi ediyor? Belki de asıl şu. ’’Anlamak nedir? İşte bu soru mühendislik değil, felsefe.
GELECEKTE HANGİ BECERİLER DEĞERLİ OLACAK? ÇOCUKLARIMIZ HANGİ BECERİLERİ GELİŞTİRMELİ?
Eskiden bilgi güçtü. Şimdi ise cebimizde, telefonumuzda. Yapay zeka saniyeler içinde bize binlerce bilgi verebiliyor. Ama şöyle bir sorun var. Doğru bilgiyle yanlış bilgi bazen birbirine çok benziyor. İşte burada ihtiyacımız olan şey sorgulama becerisi. Şüphe duymalı, kanıt istemeliyiz. Aslında iyi soru sormalıyız. Ben bazen çocuklara şunu söylüyorum. Hangi sorunun sorulacağına hala insanlar karar veriyorlar. Bence geleceğin en değerli becerisi bu. Doğru soruları sormak…
P4C BUNUN NERESİNDE?
Tam merkezinde. Çünkü biz P4C’de çocuklara felsefe tarihini ezberletmiyoruz. Onlarla düşünme egzersizi yapıyoruz. Özenli, yaratıcı, eleştirel ve iş birliğine dayalı düşünme becerilerini geliştirmeyi hedefliyoruz. Örneğin bir çocuk ‘’Robotlar da üzülür’’ dediğinde diğeri ‘’Hayır üzülmez’’ diyebiliyor. Biz hangisinin doğru olduğunu söylemiyoruz. ’’ Neden böyle düşünüyorsun?’’ diyoruz.’’ Bu her zaman böyle midir? Öyle olmadığı durumlar da olabilir mi?’’ Çocuk bazen fikrini değiştirebiliyor. Şöyle söylemiştim ama arkadaşımı dinledikten sonra fikrimi değiştirdim diyebiliyor. Bu aslında sadece felsefi düşünme değil, bilimsel düşünmenin de temeli, demokrasinin de temeli. P4C’nin amaçlarından biri de çocuklara hazır cevaplar sunmak değil farklı açılardan bakabilmeyi ve farklı görüşlere eşit mesafede durabilme becerisini geliştirmektir. Kodlanmış çocuklar değil, sorgulayan çocuklar yetiştirmeyi hedefler.
EBEVEYNLERE MESAJINIZ NEDİR?
Çocuklarımıza artık ‘’Bugün okulda ne öğrendin? Diye sormak yerine, ‘’Bugün seni ne düşündürdü?’’ diye sormaya başlamalıyız. Çünkü ezber unutulur, teknoloji değişir ama düşünme becerisi ömür boyu yanında kalır.
Yapay zeka bize çok şey öğretecek. Hayatımızı kolaylaştıracak. Belki mesleklerimizi değiştirecek. Ama bence asıl değiştireceği şey şu: İnsan olmanın ne demek olduğunu yeniden düşünmemizi sağlıyor.’’ Yapay zeka geliştikçe felsefeye olan ihtiyaç azalmak yerine artıyor. Çünkü teknoloji ne kadar güçlenirse güçlensin şu sorulanın cevabını hala insanlar verecek. ‘’Doğru nedir? ‘’Adalet nedir?’’ ‘’Özgürlük nedir?’’ ‘’İyi bir yaşam nedir?’’ ‘’Nasıl bir dünya istiyoruz?’’ İşte bu yüzden çocuklara bırakabileceğimiz en büyük miras bilgi değil, düşünme cesaretidir.P4C tam da bu cesareti büyütmeye çalışan bir eğitim yaklaşımıdır.
Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...