Neden bugün herkes menopozu konuşuyor?
Bu hafta menopoz konusuna genel bir giriş yapmış olalım. Kadının bedeninde olan değişiklikleri tanıması ve bunları kader olarak kabul etmek zorunda olmadığını bilmesi açısından önemli bir konu menopoz. Yaşamın uzunca bir dönemine doğru hazırlıklarla girmek açısından, önünde zaman olan kadınlar için bir rehber gibi düşünebilirsiniz okuyacaklarınızı. Ya da halihazırda menopozu yaşayanlar için acil durum planları neler olmalı herkes cebine birkaç bilgi koyabilir. Ya da çevrenizdeki kadınların davranışlarına anlam veremediğinizde ayrıştırıcı dil tercihi ile ‘menopozlu’ demenin neye karşılık geldiğini anlamak adına aydınlatıcı olabilirim. Toplum sağlığı açısından demans, kalça kırıkları, obezite, kalp hastalıkları, depresyon gibi çok sayıdaki hastalık için erken tedbirlerle hep beraber ülkenin sağlık giderlerini azaltmaya yardım edebiliriz. Farklı bakış açılarıyla mini dizi tadında, bölümler halinde menopoz konuşalım istiyorum.
İlk paragrafı okuyup kaçmaya yeltenen erkek okurlarım ya da genç kadınlar durun, kaçmak yok, okuma hızınıza göre 5-10 dakika birlikteyiz. Arkadaşınız, anneniz, partneriniz, çalışma ortağınız, koçunuz, parti başkanınız, komşunuz, öğretmeniniz, patronunuz… perimenopozda ya da menopozda olabilir. Onları daha iyi anlamak ve yaşam barışını korumak istemez misiniz?
Menopoz konusu son yıllarda hiç olmadığı kadar görünür hale geldi. Gazetelerde, bilimsel kongrelerde, televizyon programlarında, sosyal medyada... Nihayet bunun yalnızca ilerlemiş yaştaki kadınlarının sorunu ve sadece jinekologların profesyonel alanıyla ilgili olmadığı anlaşılmaya başlandı.
Kadınlar artık yalnızca sıcak basmalarını değil, uykusuzluklarını, kaygılarını, dikkat dağınıklığını, bedenlerinde hissettikleri değişimleri ve yaşam kalitelerini etkileyen pek çok sorunu daha açık konuşuyorlar.
Pek çok hekimin, araştırmacının ve sağlık çalışanının ilgi alanı yeniden bu konuya yöneliyor.
Aslında yeni olan menopoz değil, onu anlamaya çalışma biçimimiz.
Menopoz nedir?
Kadınlık macerası rahmindeyken başlar. Bir kadının kendi ürettiği östrojen hormonu ile ne kadar yaşayacağı daha embriyo halindeyken belirlenir. Buyurun size ‘alın yazısının’ evrimdeki karşılığı. Östrojen hormonu en bildik adıyla kadınlık hormonudur. Ama bu hormon sadece kadın genital organlarının idarecisi değildir. Yani tek işi kadının adet görmesi veya doğurganlığı değildir. Beyinden, kemiklere, kas eklem sistemine, kalpten, sinir sistemine, ruh sağlığına varıncaya kadar tüm sistemler üzerinde etkisi vardır. Aslında büyük patrondur. Ve kadınlar menopoz ile birlikte bu hormondan yoksun kalır. Yani sistemler yoksunluğa girer. Yaşla birlikte erkeklerde testosteron sıfırlanmıyorken kadınlarda östrojenin fişi çekiliyor. Gördüğünüz gibi yaradılış da epey cinsiyetçi.
Tıbbi olarak menopoz, başka bir neden bulunmaksızın, son âdet kanamasından sonra aralıksız on iki ay boyunca adet görülmemesi olarak tanımlanır. Yumurtalıkların emekliye ayrılıp dünya seyahatine çıkması diye durumu özendirici bir noktaya çekmek istesem de bu Türk emeklisi için değil gezmek geçinebilmek için çalışmaya devam etmek olduğundan bu teşbihimde hata oldu, vazgeçiyorum.
Tanımından da anlaşılacağı gibi aslında menopoz ileriye dönük değil, geriye dönük konulan bir tanıdır. Yani bir kadın son adetini gördüğü gün "menopoza girdim" diyemez. Aradan on iki ay geçtikten sonra ve adet görememenin başka bir nedeni olmadığı gösterildiğinde menopoz tanısı konur.
Adet görmemenin ardında gebelik, cerrahi olarak yumurtalıkların ve/veya rahmin alınması, kemoterapi veya bazı ilaç tedavileri, bazı hormonal hastalıklar olabilir. Ya da yoğun kilo kaybı, ağır fiziksel stres, egzersiz gibi farklı durumlar da adetlerin durmasına neden olabilir.
Bu nedenle adetlerin kesilmesi her zaman menopoz anlamına gelmez; doğru değerlendirilmesi gereken bir klinik bulgudur.
Doğal menopozun görülme yaşı ülkeden ülkeye küçük farklılıklar göstermekle birlikte, çoğu kadında 45 ile 55 yaş arasında, ortalama olarak ise yaklaşık 51 yaşında gerçekleşir. Bir de bu ortalama yaşın altında, 30’larında, 40’ların başında gelen ‘erken menopoz’ durumu vardır ki bu yaşlarda olay doğal olmaktan epey uzaktır.
Ancak gene de bu bilgiler tek başına menopozu anlamaya yetmez. Çünkü kadınların büyük kısmını zorlayan süreç, çoğu zaman menopozun kendisi değil, ona giden uzun yoldur.
Asıl hikâye menopozdan önce başlar
Toplumda en yaygın yanlış inanışlardan biri, menopoz belirtilerinin adetler tamamen kesildikten sonra başladığı düşüncesidir. Oysa birçok kadın için biyolojik değişim yıllar önce başlar.
Tıpta bu döneme perimenopoz adı verilir ki vücutta gerçekleşen kayıplar, değişiklikler bu sessiz ve uzamış dönemde oluyor maalesef. Mesela kemikteki kayıplar en çok bu dönemin tehlikelerindendir.
Perimenopoz, yumurtalıkların hormon üretiminin giderek değiştiği, adet düzeninin bozulabildiği ve özellikle östrojen düzeylerinin dalgalandığı geçiş dönemidir. Bu süreç birkaç ay sürebileceği gibi bazı kadınlarda uzun yıllara yayılabilir.
İlk sıcak basmaları...
Gece terlemeleri...
Uyku bozuklukları...
Çarpıntılar...
Kaygı...
Dikkat ve bellekle ilgili yakınmalar...
Adet değişiklikleri, düzensizlikleri...
Libidodaki (cinsel istekte) değişiklikler...
Vajinal kuruluk...
Kas ve eklem ağrıları...
Çoğu zaman bu dönemde ortaya çıkar.
Dolayısıyla birçok kadın, "menopoz oldum" dediğinde aslında yıllardır devam eden bir biyolojik dönüşümün içindedir.
Bundan yüz yıl önce birçok kadın menopozdan sonra yalnızca birkaç yıl yaşayabiliyordu. Bugün ise ortalama yaşam süresi belirgin biçimde uzadı. Yani bir kadın yaşamının yaklaşık üçte birini menopoz sonrasında geçiriyor.
O zaman kadınlar bu uzun yaşam dönemini nasıl geçirecek? Bu soru bizi yalnızca kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının ilgi alanına değil; kardiyolojiye, nörolojiye, endokrinolojiye, ortopediye, psikiyatriye, fizik tedaviye, aile hekimliğine ve halk sağlığına kadar uzanan çok disiplinli bir alana götürüyor.
Çünkü menopoz yalnızca doğurganlığın sona ermesi değil, yaş almanın yeni bir evresidir.
Doğal olan, önemsiz değildir
Uzun yıllar boyunca menopozun doğal (fizyolojik) bir süreç olduğu vurgulandı. Bu bir yanıyla doğrudur. Ama doğal olan her durumun sessizce kabullenilmesi gerekliliği tartışmaya açıktır. Mesela gebelik, doğum, emzirme, çocukluk, ergenlik, yaşlanma bunlar da doğaldır ama çoğu zaman tıbbi ilgi gerektiriyor.
Menopoz da doğaldır. Ancak bu süreçte ortaya çıkan belirtiler bir kadının yaşam kalitesini, çalışma yaşamını, aile ilişkilerini, uykusunu, cinselliğini ya da günlük işlevlerini etkiliyorsa bunların değerlendirilmesi gerekir. Artık amaç yalnızca kadınların daha uzun yaşaması değil, bu uzun yaşamı daha sağlıklı, daha üretken ve daha nitelikli geçirebilmeleridir.
Bugün menopoz hakkında konuşurken kadınların en çok sorduğu sorulardan biri şu olsa gerek; "Doktorum, yıllar önce hormon tedavisi çok öneriliyordu. Sonra zararlı olduğu söylendi. Şimdi yeniden öneriliyor. Hangisi doğru?"
Aslında bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Çünkü bu soru yalnızca menopozla ilgili değildir. Bilimin nasıl çalıştığıyla da ilgilidir. Bilim bazen kesin cevaplar vermez. Yeni bilgiler geldikçe eski bilgilerini yeniden gözden geçirir.
Bu nedenle menopoz konusunda başlattığım bu mini dizinin ilk kısmını burada bırakıyorum. Tanı ve taramaları, menopoz ve civarındaki kadınların bedenlerindeki değişimleri, yerine koyma tedavilerinin neler olduğunu, sosyal yaşamda kadının hayatında, böyle bir yaş döneminde neler olduğunu etraflıca konuşalım. Sağlıcakla kalın.