2026 YKS sonuçları diyor ki: Devlet okulları yeniden ayağa kaldırılmalıdır
Muhtaç Olduğumuz Kuvvet Damarlarınızdaki Asil Kanda Mevcuttur.
Mustafa Kemal Atatürk
YKS sonuçları açıklandı.
Aylarca, hatta yıllarca bu sınava hazırlanan bütün öğrencilerimize öncelikle geçmiş olsun diyorum. Bugün istediği sonucu alan da alamayan da büyük bir emeğin ve uzun bir maratonun içinden geçti. Dereceye giren, hedeflediği bölümü kazanacak puanı elde eden bütün öğrencilerimizi ise yürekten tebrik ediyorum. Verdikleri emeğin karşılığını almaları hem kendileri hem de ülkemiz adına sevindirici.
Eğitimci refleksimle hemen istatistikleri inceledim.
Ve bu yıl tüm derece listelerini devlet okullarının farklı türlerindeki okulların doldurmuş olduğunu gördüm.
Devlet okullarının bu üstün başarısı beni çok mutlu etti.
Hemen hemen her lise türü rüştünü ispatladı.
Özellikle Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesinin elde ettiği sonuçlar gerçekten takdire şayan bir başarı ortaya koydu.
Öte yandan bu tablo beni sadece sevindirmedi aynı zamanda önemli bir gerçeği de bana yeniden hatırlattı.
Aynı puanla öğrenci alan birçok nitelikli devlet okulu benzer başarıları neden ortaya koyamasın?
Öğrenci seçildikten sonra ve aynı yeterliliğe haizken bu farklılık neden olsun?
Hepimiz biliyoruz ki öğrenciye okul hayatı boyunca sunulan akademik destek, rehberlik, öğretmen kadrosu, çalışma ortamı ve sistemli takip de en az başlangıçtaki öğrenci profili kadar belirleyici oluyor.
İşte tam da bu yüzden yıllardır aynı şeyi söylüyorum:
Devlet okulları yeniden ayağa kaldırılmalıdır.
Kaliteli eğitim birkaç okulun ayrıcalığı değil, bu ülkenin her çocuğunun hakkı olmalıdır.
Bugün birkaç başarılı okulun uyguladığı imkânlar, bütün nitelikli devlet okullarına yayılabilse Türkiye çok daha fazla bilim insanı, doktor, mühendis, öğretmen ve akademisyen yetiştirir.
Yeni ,donanımlı binalar yapılmalı elbette ama devamında başarılı öğrenciler daha erken yaşlarda tespit edilmeli bu öğrencilere başarı bursları verilmeli, ücretsiz bireysel eğitim destekleri sağlanmalı, ileri düzey akademik programlar hazırlanmalıdır.
Destekleme ve yetiştirme kursları bugünkü hâliyle yeterli değildir. Sınava hazırlanan öğrencilerin eksiklerine göre planlanan, birebir ilgiyi esas alan çok daha güçlü destek programları oluşturulmalıdır.
Her okulda başarılı ve potansiyeli yüksek öğrencileri takip edecek bir sistem kurulmalıdır.
Okul yönetimleri, rehber öğretmenler ve branş öğretmenleri birlikte hareket ederek bu öğrenciler için adeta bir eğitim koçluğu sistemi oluşturmalıdır.
Öğrencinin akademik gelişimi, psikolojik durumu, motivasyonu ve hedefleri düzenli olarak takip edilmelidir.
Çünkü nice parlak zihin, desteklenmediği için kaybolup gidiyor. Halbuki bu gençler ülkenin geleceği, yüz akı, yer üstü madeni.
Devlet, sosyal devlet anlayışının gereği olarak her öğrencisine imkân sunabilmelidir.
Ben bunu kendi hayatımdan biliyorum.
1989-1995 yılları arasında parasız yatılı olarak okuduğum, köy enstitüsü geleneğinden gelen Anadolu Öğretmen Lisesinde; kütüphanesinden laboratuvarlarına, spor salonundan yeşil alanlarına, yatakhanelerinden etüt odalarına kadar öğrencinin ihtiyaç duyabileceği hemen her imkân vardı. Üstelik bunların önemli bir kısmı bugün bile birçok devlet okulunda bulunmuyor.
O okuldan yalnızca öğretmenler değil; akademisyenler, doktorlar, mühendisler ve ülkenin dört bir yanında görev yapan nitelikli insanlar yetişti. Çünkü sosyal devlet, çocuğun imkânını ailesinin gelirine bırakmaz; başarılı olsun ya da desteğe ihtiyaç duysun, her öğrencisine sahip çıkar.
O yıllarda öğretmen de kendini değerli hissediyordu. Değer gören öğretmen, değer yetiştiriyordu. Bence yeniden hatırlamamız gereken şey tam da budur.
Böyle bir sistem kurulduğunda kazanan sadece o öğrenciler olmayacaktır.
Kazanan Türkiye olacaktır.
Özel Okulların Karnesi Bu Yıl Neden mi Zayıf?
Yıllardır milyon liraya varan ücretlerle velilere pazarlanan, fiziki imkânlarıyla, kampüsleriyle ve kayıt dönemlerinde kullanılan pazarlama diliyle adeta her şeyi vaat eden birçok özel okulun bu yıl beklenen başarıyı ortaya koyamaması bence tesadüf değildir.
Özel Okullar bu yıl kendini gösteremedi.
Çünkü eğitimin asıl öznesi olan öğretmene yeterince değer vermemeye başladılar.
Çünkü bir dönem başarılarıyla adından söz ettiren, burslu ve nitelikli öğrencileri sisteme kazandıran anlayış giderek zayıfladı. Başarılı öğrenciler için bile ya çok az sayıda kontenjan ayrıldı ya da çeşitli adlar altında para talep edildi veli de karşılayamadığı için çocuğunu o okulda okutamadı.
Çünkü eğitimde disiplinin önüne veli ve öğrenci memnuniyetini koydular. Oysa eğitim, her şeyden önce ciddiyet ve disiplin ister.
Çünkü gerçek enerjilerini eğitim ve öğretime vermek yerine, kimi zaman reklam değeri yüksek ama eğitime katkısı sınırlı gösterişli projelere ayırdılar.
Çünkü birçok öğretmeni düşük ücretlerle, uzun çalışma saatleriyle mesleğinden soğuttular.
Çünkü öğretmenin öğrenci ve veli gözündeki saygınlığını koruyamadılar.
Oysa bir eğitim kurumunun başarısını belirleyen en önemli unsur; binası, kampüsü ya da reklamı değil, öğretmeni ve eğitim anlayışıdır.
Benim burada dile getirdiğim eleştiriler elbette bütün özel okullar için geçerli değildir. Öğretmenine değer veren, disiplininden taviz vermeyen ve gerçekten nitelikli eğitim sunan özel okullar da vardır.
Ancak yıllardır velilerden bana ulaşan şikâyetler ile bu yıl ortaya çıkan sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde, özel okulların önemli bir kısmının kuruluş amaçlarından uzaklaştığını düşündürüyor.
Bence bu sonuçlar, özel okullar için de samimi bir öz değerlendirme yapma, eksiklerini görme ve eğitim anlayışlarını yeniden gözden geçirme fırsatı olarak görülmelidir.
Bu yüzden benim gönlüm hep güçlü devlet okullarından yana.
Devlet okullarını güçlendirebilir, öğretmenini destekleyebilir, başarılı öğrencileri erken yaşta keşfedip onlara daha fazla imkân sunabilirsek, bunun kazananı yalnızca o öğrenciler olmayacaktır. Devletin, öğretmenin, velinin ve öğrencinin aynı hedef etrafında buluştuğu bir eğitim anlayışı, bu ülkenin geleceğine yapılacak en büyük yatırımdır. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…