Eğitim sistemimizin çoklu nedensellik üzerinden yeni bir felsefeye ihtiyacı var
Bizim çoklu nedensellik üzerinden bu ülkenin topraklarından doğacak yeni bir felsefeye ihtiyacımız var…
Günümüz sorunlarının özelde de eğitim sorunlarının çözülmesinde pozitivizmin basit nedensellik kurgusu yetmemektedir. Bunun yerine çoklu nedensellik üzerinden yeni kavramlar kuşağına, yeni bir felsefeye ihtiyacımız var. Otun kökü üzerinden bittiğinden hareketle de bu felsefenin, bu yeni kavramlar kuşağının bu topraklardan doğması gerekiyor. Eğitimimize evlatlarımızın, çağamızın çoluğumuzun hatırı için destek olmamız gerektiğinin ötesinde, eğitimin felsefi, sosyal ve tarihsel temelleri çalışan birisi olarak çok heyecanlı değilim, çünkü çok çok heyecanlıyım. Eğitimimizle ilgili bilimsel, hele hele felsefi şeyler düşünmek beni tabii ki de çok heyecanlandırıyor.
Felsefeciler, Eğitim Sosyologları Genel Müdür Yapılabilir
Gelelim konumuza. Öncelikle; tüm felsefe tarihini incelediğinizde, gerçek felsefenin sistematik bir hale Antik Yunan’da Sokrateslerin, Platonların, Aristotaleslerin; gerekse de günümüz postmodernizm çizgisine ulaşan ara süreçte geçen tüm dönemlerde, felsefenin gelişmesinin ana nedeninin artı değer kadar özgürlükler ortamı olduğunu da görürüz. Bu nedenle, sözünü ettiğim felsefenin ve yeni kavramlar kuşağının, benim de çok arzu ettiğim üzere, bu topraklarda çıkmasının ana koşulu; öncelikle ülkemizde daha fazla demokrasinin ve özgürlüklerin hakim kılınmasıdır.
Bu konu çok önemlidir ve felsefeyi önemsememiz gerektiği de hayati değerdedir. Bence bu bağlamda felsefeci, eğitim felsefecisi, eğitim sosyoloğu gibi kimseleri bakanlıkta genel müdürlük, daire başkanlığı gibi yerlere getirmeli, atanacak felsefe öğretmeni sayısını arttırmalıyız. Felsefecilerin üst düzey yönetici olması genel iklimi de değiştirecektir.
Tabii ki de bu konunun pek çok boyutu olduğu gibi, bu yeni felsefenin ve yeni kuramlar kuşağının oluşmasının önemli bir ayağı da Akademi’dir. Ama ben biraz da işin teorik yanının üzerinde durmak istiyorum. Diğer taraftan felsefenin gelişmesinin bütün alanları nasıl olumlu etkileyeceğini, özelde de eğitime olacak olumlu etkilerini konuşmaya bile gerek yok. Merkeze aldığımız eğitim felsefemizin eğitim sistemimizi şekillendireceğini düşündüğümüzde, felsefenin ülkemizin eğitim sorunlarının çözümüne katkısı yadsınamaz.
Pozitivist Davranışçı Yaklaşımdan Yapılandırmacılığa Yani Postmodernizme…
Aslında postmodernizm pozitivizmin basit nedensellik kurgusuna tepki olarak çoklu nedensellik üzerinden ortaya konmuş bir bakış açısıdır. Öğrenmeyi öğrenme, çoğulluk yani esnek eğitim, yaşam boyu öğrenme, öğretim yerine öğrenme kavramının kullanılması gibi kavramlar, pozitivist davranışçı yaklaşımdan, şu an Amerika’da hakim olan yapılandırmacılığa yani postmodernizme geçildiğinin işaretlerinden biridir.
Bu Basit Ve Çoklu Nedensellik Konusunda; Klasik Anlayış Nedenselliği Savunmuşken, Daha Modern Yapı Belirsizliği Savunmuştur
Diğer taraftan, nedenselliği en genel olarak neden ile sonuç arasındaki ilişki olarak düşündüğümüzde; nedenselliğin, ontolojik ve epistemolojik olarak da birbirine sıkı sıkıya bağlı iki yönü olduğunu görürüz. Burada ontolojik özellik; varlığın determinist yorumuna karşılık gelirken, epistemolojik özellik; açıklama yapmak için gerçeğin bilgisiyle nedensel bir bağıntı kurmaktır. Antik Yunan’da Thales’in suyu ilk neden olarak almasından, Aristotales’in erekselci nedensellik kavramını sınıflamasına , ilerleyen dönemde emprizmi savunanların yani Lucke, Hume, Hobbes ve Berkeley’in nedenselliği deneye, rasyonalizmi savunanların yani Descartes, Spinoza, Leibniz’in nedenselliği usa indirgemelerine, Kant’ın hem rasyonalist hem emprist olmasına nedensellik doğa bilimlerinden sosyal bilimlere önemli bir kavram olmuştur. İşte bu nedensellik sosyal bilimler anlamında; pozitivist gelenekte, Hermeneutik gelenekte, Yeni Kantçılar’da ve Marksist gelenekte farklı anlamlara gelir. Tüm bu süreçte pozitivizmin yerine perspektifçiliği koyabiliriz. Ve yine Newton fiziğinin determinist paradigmaları, Kuantum fiziğinin paradigmalarıyla sarsılmıştır.
Bu basit ve çoklu nedensellik konusunda; klasik anlayış nedenselliği savunmuşken, daha modern yapı belirsizliği savunmuştur. Evet, bu konu üzerine daha çok şey söylenebilir. Ama önemli olan kısmı; felsefeye ve yeni kuramlar kuşağına bu kadar önem vermemiz gerektiği ve bunun bu topraklardan doğması gerektiğini ifade etmiş olmamdır. Ve inanın, ben bu konuda heyecanlı değilim çünkü bir felsefeci olarak çok çok heyecanlıyım. Diğer taraftan felsefenin ve diğer söylenenlerin bu topraklarda yeşermesinin ana yolu daha fazla özgürlük ve demokrasi olduğu gibi, bakanlık da eğitim felsefecilerini ve eğitim sosyologlarını bakanlıkta farklı bir iklim yaratmak adına üst görevlere getirebileceği gibi, daha fazla felsefe öğretmeni atanmasını sağlayarak da olumlu bir ekolojik sistem oluşturabilir. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…