Büyük Marmara depreminden sonra dönemin başbakanı Ecevit'e yazdığım tarihi mektup!
Bugün yaklaşık 18 bin insanımızı kaybettiğimiz, 17 Ağustos 1999'daki Büyük Marmara Depreminin 27. yıldönümü.
Kısaca belirteyim ki onca insanımız; doğanın değil, yıkıcı deprem kuşağının varlığının bilinmesine rağmen çürük yapıları fay hatları üzerinde inşa eden hırsız ve vicdansız müteahhitlerin... Onların sözde projelerini hiç görmeyen ama denetlemiş gibi sırf para için imza atan ahlaksız teknik sorumluların... Bu dayanıksız yapılara rüşvet karşılığı göz yuman rantçı ve cepçi yerel yöneticilerle, ilk büyük depremde yıkılacakları apaçık görülen yapılara imar affı getiren popülist siyasetçilerin kurbanı oldular.
Özetle onları deprem değil, çürümüş sistem aramızdan alıp götürdü...
Televizyon ekranlarında konuşanları dinlerken; o felâketin srdından dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit’e yazdığım açık mektubu hatırladım.
Özetle sunuyorum:
★★★
“Sayın Bülent Ecevit,
Yüzyılın felaketi sayılan depremden bu yana olağanüstü bir tempoyla çalışıyor, uykusuz, belki de kabus dolu geceler geçiriyorsunuz. Binlerce vatandaşımızın ölümü, on binlerce insanımızın yaralanmasına neden olan felaketin, duyarlı bünyenizi derinden sarstığını, TV ekranlarına yansıyan yorgun ve kederli bakışlarınızdan anlıyoruz.
★★★
Dürüst kişiliğinizden aldığım cesaretle bazı gerçekleri hatırlatmayı hem gazetecilik mesleğinin, hem de yurttaş olmanın gereği sayıyorum:
Toplumda, “Karaoğlan” fırtınası estirdiğiniz yıllarda adına “Bozuk düzen” dediğiniz, toprak ve yapı yağmacılığına dayalı kokuşmuş sistem, depremle birlikte enkaz altında kaldı. Vatandaş onca acı arasında depremi felakete dönüştüren asıl büyük nedenin, sistemin ta kendisi olduğunu gördü.
Popülist ve Makyavelist politikacıların çıkar hesaplarına uygun geldiği için bugüne kadar yaşatmayı başardıkları, adam kayırmacılığa, adaletsizliğe, bilgisizliğe, yolsuzluğa, rüşvete ve hırsızlığa prim veren kokuşmuş yağmacı sistem, felaket karşısında aciz duruma düştüğü gibi, size ve hükümetinize duyulan güveni de kökünden sarstı...
★★★
Sayın Başbakan,
Ekonomide ilerlemeyi ve ulusal gelirin hakça paylaşımını bir pranga gibi engelleyen bu yağmacı sistemin mimarı siz değilsiniz. Bazı grupları müthiş zengin eden ama aynı zamanda fakirleşmenin de nedeni olan, toprak ve yapı spekülasyonuna dayalı sistemden en ufak bir çıkar sağlamadığınız gibi devlet olanaklarını kullanarak, kardeşlerinize, yeğenlerinize, kayınbiraderinize ve şaibeli kişilere vurgun yaptırmadınız. Aksine zor olanı başardınız ve tertemiz kaldınız.
★★★
Kamuoyu, depremi felakete dönüştüren asıl felaketin, yani sistemin sorgulanma zamanının artık geldiğine inanıyor ve radikal değişim bekliyor.
O halde ne duruyorsunuz Sayın Ecevit?
Devrimciliğe giden yol, uluslararası tahkime imza atmaktan değil, depremle birlikte çöken yozlaşmış sistemi değiştirmekten geçiyor.
Bu tarihi fırsatı kaçırmayın.
Yaraları sararken hiç olmazsa bu kez, yaraya neşter atmayı ihmal etmeyin. Bundan böyle depremde ölmek, Türk insanının yazgısı olmasın.
Yaralarımızın bir an önce sarılması dileğiyle içten saygılar sunuyorum.”
★★★
Okuduğunuz 29 Ağustos 1999 tarihli mektubun üzerinden 27 yıl geçti.
Yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli son felakette yüreğimiz yanarak bir kez daha gördük ki; bu süre içinde maalesef hiçbir şey değişmemiş.
17 Ağustos 1999'un yıldönümünde, felaketlerde hayatlarını kaybeden yurttaşlarımızı rahmetle anıyor ve depremde ölmenin insanımız için yazgı olmaktan bir an önce çıkarılmasını diliyorum!