Göz göre göre… 28’lik AKP’linin yarattığı ‘kara delik’
Sonunda beklenen oldu. Az çok borsa ile ilgilenenler aylardır fonların yarattığı balonu konuşuyordu. Nihayetinde Pusula Portföy bombanın pimini çekti.
Peki olay sadece bir ‘kötü finansal yönetim’ sorunu mu?
Siyasi kayırmacılığın, çeteleşmenin, yolsuzluğun dört nala koştuğu bir memleketin borsasının bütün bunlardan azade olduğu düşünülebilir mi? Daha birkaç yıl önce halka arzlarla ilgili benzer şeyleri tartışmadık mı? Oradaki rüşvet iddialarına ne oldu?
***
Bugünler de göz göre göre geldi işte. Borsayı beşik gibi sallayan birkaç kudretli fona ve arkasındaki isimlere dair ağzını açanlar dava ile tehdit edildi. Sosyal medyada trollere linç ettirildi. Fareli köyün kavalcısındaki gibi zahmetsiz kazancın büyüsüne kapılanlar da gerçeği duymak istemediler.
Oysa kara deliğe dair işaretler, duru gökte çakan şimşekler gibiydi.
Mesela; geçen Haziran ayında Destek Faktoring’in piyasa değeri, koca koca sanayi kuruluşlarını, bankaları geçip 25.5 milyar dolara ulaşmıştı. Dünyada borsaya açık en büyük faktöring kuruluşunun, milyonlarca insanın yoksulluktan kırıldığı Türkiye’den çıkması yeterince garip değil miydi?
Bütün sihir, hisselerdeki mantık dışı seyirdeydi. Halka arzdan beri yüzde 7 bin 164 yükselmişti. O hisselerin yüzde 73.8'i patronun elindeydi. Yüzde 5'i aşkın bölümü ise şirketin halka arzını yapan Tera Yatırım'daydı.
Fonlardaki baş döndürücü gelişmelere uzun süredir dikkat çeken Ekonomim Gazetesi’nden Şebnem Turhan’ın yaptığı hesaba göre, aynı dönem 246 milyon lira zarar eden, öz sermayesi 6 milyar lirayı ancak bulan Hedef Holding’in piyasa değeri de 10 milyar dolara ulaşmıştı. Hisseleri bir yılda yüzde 2 bin 92 yükselmişti.
Yine hisseleri yüzde 2 bin 251 artan Katılımevim 8 milyar dolar değerle Sabancı, Yapı Kredi, Vakıfbank, Halkbank, Ford, Coca Cola, Turkcell ve Türk Telekom’a toz yutturuyordu.
Finansal dehayla değil, olsa olsa ‘hileyle’ izah edilebilecek bir manzaraydı bu.
Yalnızca birkaç ay önce milyarlarca dolar değere ulaşan bu şirketlerin ve fonların yöneticileri şimdi soruşturma dosyasında yer alıyor. Hepsi de Pusula Portföy’ün fonlarının yarattığı mucizeler!
Milyar dolarlık patronların başına gelenler başka ülkede olsaydı eğer, yer yerinden oynardı. Oysa Türkiye’de resmi bir açıklama dahi yapma gereği dahi duyulmuyor.
Siyaseten de finansal olarak da kimse gerçeğin ortaya dökülmesini istemiyor. Bir ‘hokus pokusla’ işi çözmeye çalışıyorlar. Sorun Pusula ile sınırlı değil çünkü. Zehir bünyeye sirayet etti bir kere.
***
Pusula’yı tüm iştirakleri ile beraber, son yıllarda mucizevi büyüme gösteren Tera satın alacak. Ancak henüz resmi onay çıkmadığı ve fonun temerrüde düştüğü açıklandı dün. Yani fondan çıkmak isteyenlere ödeme yapılamıyor.
Doğal bir gelişme. Zira, serbest fonlara dair SPK’nın yeni düzenlemesinin açıklandığı 28 Ağustos’tan bugüne kadar en fazla yatırımcının çıktığı fonlar Pusula’nınkiler. 80 bini aşkın yatırımcı ayrıldı, 130 milyar liraya yakın nakit çıkışı gerçekleşti.
Pusula’nın sisteme yaydığı zehri şu tablo az çok anlatıyor:

Varlıkların yarısından fazlası ters repoda. Ne anlama geliyor?
A isimli hisse senedi fonu, B isimli para piyasası fonuna elindeki malı teminat verip borçlanmış. İyi de o mal ‘ayıplı’ değil mi?
Hisselerin fiyatının nasıl şişirildiği malumun ilamı artık. Borsadaki en çarpıcı örneklerden birisini hatırlayalım hemen:
2025 Şubatı’ndaki halka arz sonrası 70 günde fiyatı yüzde 2000 yükselen Vişne Madencilik, sonraki 40 günde çöktü ve hissesi yüzde 1900 düştü. SPK bir aracı kurumun yöneticilerine, bazı spekülatörlere işlem yasağı cezası kesti, o kadar.
Pusula gibi bir sürü fon, bu tür hisselerin harman olduğu yerler. Şu an satmaya kalksalar, acaba o muhteşem fiyatları görebilecekler mi? Elbette hayır.
İşin tartışılmayan bir yönü daha var. Örneğin; sıradan bir vatandaş, mevduattaki parasını bankasının yönlendirmesiyle Pusula gibi bir fonda değerlendirmişse ne olacak? Ya o vatandaş yarın acil bir ihtiyacı için gidip parasını isterse?
Nitekim böyle haberler gelmeye başladı bile.
***
Önümüzde, babası ile beraber defalarca SPK’dan ceza almış 28 yaşındaki bir AKP’linin, Muhammet Yarız’ın, yarattığı milyarlarca liralık bir ‘kara delik’ duruyor.
2019’da üniversiteden mezun olduktan sonra 5 yıl içinde nasıl bir maharetle milyarlarca liralık fonların yöneticisi, çok sayıda şirketin sahibi oluverdi?
AKP’ye yakın isimlerin çocuklarındaki bu maharetin kaynağı nedir acaba?

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025’te “Fonlarda manipülasyon var” dedikten sonra 10 ay niçin bekledi?
Pusula’nın portföyü neredeyse bir ponziye dönerken neden seyrettiler?
Geçen hafta Çarşamba günü bir bakana gidenler, Pusula’nın ‘kara deliği’nin kamuya yıkılmasını istedi mi? Bakanın bunu üst mercilere kabul ettirememesi ve soruşturma açıldığının öğrenilmesi ile hemen öğleden sonra Tera’nın, Pusula’yı almak için görüşmelere başlandığını duyurması arasında bir ilişki var mı?
Teknik açıklamalarla yanıtlanabilecek sorular değil bunlar. Dürüst ve adil bir yargı soruşturmasının konusudur.
Zira mesele, kötü finansal yönetimden ziyade yıllardır hemen her alanda aşina olduğumuz bir servet biriktirme tezgahıdır.