Kısa sürede yaptıklarına bakın: Ensarullah’ı hafife alanlar yanıldı
Mustafa Kemal Erdemol
Yemen’de 2000’li yılların başında ortaya çıktıklarında başta İran olmak üzere bazı merkezlerin desteklediği bir grup olarak değerlendirilmişti. Bugün ise politik tutarlılığıyla, eylemleriyle küresel boyutta etkili bir güç olduğu kabul ediliyor. Hem bizim hem de batı medyasının Husiler demeyi pek sevdiği Ensarullah Hareketi önce Yemen’de eski düzeni devirdi, sonra 2015’te Suudi Arabistan liderliğindeki müttefik işgal güçlerine kök söktürdü, şimdi de ABD ile İsrail’e meydan okuyor.
Oysa Ensarullah’ın savaştığı güçler ile arasında ciddi bir güç eşitsizliği var. Bu nedenle İran’ın zayıflatılmasıyla etkisizleştirdiği düşünülen Direniş Ekseni’nin baş eğdirilemeyen cephesi olması şaşkınlığa yol açıyor.
Yemen’de Ensarullah’ın da mensup olduğu Zeydi kültürel hareketi Genç Müminler adıyla 1990’larda başlamıştı. Ancak liderlerinin 2004 yılında güvenlik güçleri tarafından öldürülmesinin ardından bu hareket silahlı bir ayaklanmaya dönüştü. O günden günümüze kadar Ensarullah Hareketi adıyla süren bir mücadeledir verilen.
Yanlış bilinen kimi noktaları düzeltelim: Ensarullah Hareketi’nden Husiler olarak söz etmek yanlış değilse de bu, olguyu eksik bırakan bir tanımlama. Çünkü Husi’ler kendilerinden “Ensarullah” olarak sözedilmesini isterler. Ensar sözcüğü İslam Peygamberi’ni hicret ettiğinde destekleyip, koruyan Medine halkına bir atıftır.
Desteklense de -sanıldığı gibi – İran tarafından yönlendirilmemektedir. Bunu gerektirecek bir mezhep aynılığı yoktur. Zeydi-Şii kimlikli olmasına ragmen Ensarullah Hareketi’nin mensubu olduğu Husi topluluğu günümüz Şiiliğinden farklıdır. Zeydi inancına göre Hz. Ali’nin soyundan gelen herhangi biri, hak iddiasını ortaya koyup bunun için mücadele ederek İmam olabilir. Bu klasik Şii inancında mevcut değildir. Ensarullah, İran’ın dini yönetiminin temeli olan Velayet-i Fakih ilkesini kabul etmez. Sadece bu teolojik farklılıklar bile İran tarafından yönlendirilemeyeceği anlamına gelir.
Ensarullah Hareketi, 2014 yılında eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'e karşı ayaklanıp, başkent Sanaa'nın kontrolünü ele geçirmişti. Devleti yeniden oluşturmayı başaran Hareket gittilçe desteklenen, meşru bir siyasi hatta dönüştü zamanla. Ancak yanıbaşında, İran’la aynı eksende olan Ensarullah yönetimine tahammülü olmayan Suudi Arabistan, “Riyad yanlısı bir hükümet kurmak için” müttfikleriyle birlikte 2015 yılında Yemen’e askeri operasyon düzenledi. Suudi Arabistan ne hava ne de kara harekatlarından bir sonuç aldı.
Tam tersine Ensarullah, savaşı Suudi Arabistan’a taşıdı. Füzelerle, insansız hava araçlarıyla kritik Suudi enerji altyapısına saldırılar düzenlerken, Suudi topraklarına kendi kara saldırılarını da başlattı. Suudi Arabistan, 2023’de “kazanamadığı” savaşı bitirmek zorunda kaldı.
Ensarullah Hareketi sadece ülkesini savunmayla sınırlamadı kendisini. Tüm bölgede ABD/İsrail etkisine de karşı çıktı. 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısı sırasında İsrail gemilerine karşı askeri operasyonlara girişti. Kasım 2023’ten Ocak 2025’e kadar, Kızıldeniz ile Aden Körfezi’ni birbirine bağlayan stratejik Bab el-Mandeb Boğazı’ndan geçen 100’den fazla ticari gemiye de saldırılar düzenledi.
2025 yılının Ocak ayında İsrail ile Hamas arasındaki ateşkesin İsrail tarafından bozulması üzerine Ensarullah durdurduğu operasyonlara yeniden başlayarak bu kez insansız hava araçlarıyla, balistik füzelerle İsrail’in Ben Gurion Havalimanı’na gelen ya da buradan kalkan ticari uçuşları engelledi.
Ensarullah’ın her anlamda ciddi bir güç olduğunun kanıtı, ABD/İngiltere/İsrail ittifakının başlattığı hava operasyonlarına karşı koyması, Kızıldeniz’de faaliyet gösteren ABD Donanması’na ait gemileri tehdit ederken, İsrail’e balistik füzelerle saldırmasıdır.
Bakın, Ensarullah’ın gücünü gösteren en çarpıcı örnek şudur: Bu yılın Mayıs ayı başında ABD ile Ensarullah arasında bir anlaşma yapıldı. Anlaşma çerçevesinde ABD hava saldırılarını, Ensarullah da ABD gemilerine saldırmayı durduracaktı. Anlaşma görüşmelerinde ABD, Ensarullah’a, İsrail’e yönelik füze saldırılarını durdurma şartı dayatamadı. Ensarullah direnişinin ABD’nin askeri gücüyle kırılamayacağı çok netti.
“Silahlı bir grup asi” olarak tanımlama kolaycılığı Ensarullah’ın hangi ilkeler üzerinde yükseldiğini anlamayı engelledi bugüne kadar. Müthiş bir direniş geleneğine, savaş becerisine sahip olduğu, aynı oranda diplomasiyi de bildiği kavranamadı. Şimdi anlaşılmış olmalı.
İsrail ile ABD dahil çeşitli hedeflere saldırı yapabilen füzelere, insansız hava araçlarının kullanımını içeren gelişmiş bir askeri stratejiye sahip olan Ensarullah bugün Kızıldeniz ticaretinin yüzde 90’ından fazlasını kontrol altına alarak operasyonel yeteneklerini kanıtladı.
Gelinen noktada açık olan şu ki; Ensarullah hem iç siyasette hem de dışarıda her zamankinden daha güçlü duruma geldi.
Haklı olunca güçlü de olunuyor çünkü.