Gökçek meselesi
Uğur ERGAN
Gökçek olayını ortaya çıkaran gazeteci Murat Ağırel’in, Almanya’da milyon euroluk gayrimenkul alımına dair iddialara ilişkin tüm belgeleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunup tanık olarak ifade vermesinden sonra, resen soruşturma başlatan savcılık Melih Gökçek’i şüpheli sıfatıyla bugün için ifadeye çağırdı.
Ağırel’in yazdıklarına göre, Melih Gökçek’in gelini Hülya Gökçek, Türkiye’den noter vekaletnamesiyle yetkilendirdiği Filiz Polat İşler’e HAMAG isimli bir şirket kurduruyor.
Ağustos 2022’de 30 bin euro sermaye ile kurulmuş bu şirket, nasıl oluyor da iki yıl sonunda Almanya’nın Düsseldorf kentinde 3 milyon 857 bin euroluk gayrimenkule sahip oluyor?
Ağırel’in iddiasına göre şirket ayrıca Velbert kentinde gerçek satın alma bedeli 8.5 milyon euro olan bir gayrimenkule talip oluyor, ancak alımdan vazgeçildiği için toplamda 570 bin euro ceza ödüyor.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi Lüksemburg’da da değeri 180 milyon euro olan bir AVM içine görüşmeler yapılıyor.
Konuşulan rakamlar, Almanya koşullarında 30 bin euro sermaye ile kurulmuş bir şirket için inanılmaz boyutta.
Ağırel, Düsseldorf’taki alımla ilgili şirketin 2024 bilançosunu incelerken, bu paranın kaynağı ile ilgili “Bank Türkei” kaydına rastlıyor.
“Banka Türkiye” anlamına gelen bu ifadeyle, paranın banka aracılığıyla Türkiye’den geldiği anlaşılıyor.
İşin kilit noktası tam da bu.
Para Türkiye’den kimden geldi? Türkiye’den çıkan bu paranın kaynağı ne?
Ağırel’in Cumhuriyet’teki köşesinde vurguladığı gibi “Bir karşılığı varsa cevabı çok basit sorular” bunlar.
Bundan dolayı, milyonlarca euroluk gayrimenkulü Almanya’da şirket kuran gelin Hülya Gökçek satın almış olmasına rağmen, savcılığın şüpheli sıfatıyla Melih Gökçek’i ifadeye çağırması, meselenin bundan sonra farklı bir boyuta yere evrilip evrilmeyeceğini göstermesi açısından önemli.
Bu arada bir şeyin de altını özellikle çizmek isterim:
İddia edilen milyon euroluk gayrimenkul alımının Gökçek’in oğlu, gelini ve torunları Alman vatandaşı olabilsin diye yapıldığından hareket edersek, konunun özünden uzaklaşmış oluruz.
Onun için dikkat ederseniz yandaş kanallarda, konu sürekli vatandaşlık veya oturma izni alma çerçevesinde konuşulmaya çalışılıyor.
Oysa, Almanya’da ev alana, iş kurana hemen vatandaşlık veya Yunanistan ve Portekiz’de olduğu gibi “Golden Visa” verilmediğini sağır sultan bile duymuş durumda.
Yapay zeka sistemlerine sorulacak basit sorularla bile öğrenilebilecek bilgiler bunlar.
Zaten dert AB sınırları içinde vizesiz seyahat için oturma izni ise, Velbert’te alımından vazgeçilen taşınmaza ödenen ceza miktarıyla bile Yunanistan’dan alınacak bir evin oturma izni imkanı sağlayacağını Türkiye’de neredeyse artık bilmeyen yok.
Onun için vatandaşlık ya da oturma iznine çok takılmamak lazım.