Fon rezaletine kuzeyden bakmak

Uğur ERGAN

Finlandiya’ya üç kez gittim.

İlki Almanya’da gazetecilik yaparken, arkadaş grubuyla turistik amaçlı ziyaretti.

Diğer iki gidişim ise Türkiye’den görev amaçlıydı.

Türkiye’nin zorlu geçen müzakereler sonucu Aralık 1999’da AB’ye adaylık statüsü aldığı tarihi Helsinki Zirvesi’ni Hürriyet adına, Ferai Tınç (O zaman Hürriyet’in Dış Haberler Müdürü), Zeynel Lüle (Brüksel Temsilcisi), Muammer Elveren (Paris Temsilcisi), Nur Batur (Atina Temsilcisi) ve Ünsal Turan (Kopenhag Temsilcisi) ile birlikte izledim.

Bir o zamanki Türkiye’ye ve Hürriyet’e bakın, bir de şimdikine.

Son gidişim ise yılını net olarak hatırlayamıyorum, 2015 veya 2016’da dönemin AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır’la birlikte.

Yani aşağı yukarı 10 yıl önce.

İskandinavya’nın göller diyarı Finlandiya, doğasıyla olduğu kadar, yaşam kalitesiyle de etkileyici bir ülke.

BM’nin Dünya Mutluluk Raporu’na göre Finlandiya, bu yıl da dahil 9 yıldan beri dünyanın en yüksek yaşam değerlerine sahip ülkesi.

Bu değerlendirme yapılırken, kişi başına gelir, sosyal destek, sağlıklı yaşam beklentisi, yaşam tercihleri konusunda özgürlük ve yolsuzluk algısı gibi faktörler dikkate alınıyor.

Geçen yıl, BM üyesi tüm ülkeler içinde dünyada en az yolsuzluk algısının olduğu ikinci ülke.

Finlandiya aynı zamanda dünyada en düşük kara para aklama riskine sahip ülke.

Basın özgürlüğünde dünyanın lideri.

Son verilere göre, 5 milyon 652 bin nüfusa sahip bu ülkenin toplam yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) yaklaşık 338 milyar dolar.

Kişi başına düşen nominal gelir 60 bin 130 dolar.

Yaşam maliyetleri ve fiyat endeksleri dikkate alınarak kişi başına satın alma gücünü hesaplarsanız, bu rakam 63 bin 600 dolara yükseliyor.

Finlandiya’nın, ailenin geliri, çocuğun doğduğu bölge ve okulun bulunduğu semte bağlı başarı farklılıklarını azaltmayı hedefleyen ve finansmanını tamamen devletin karşıladığı eğitim sisteminde yakaladığı başarı, yıllardan beri Türkiye’de konuşulup tartışılır.

Her öğretim yılı öncesi, “Finlandiya eğitimde başarıyı nasıl yakaladı?” türü başlıklar Türk medyasının manşetlerini süsler ama sonuç sıfıra sıfır, elde var yine sıfır.

Türkiye’de insanlar, çocuklarının iyi eğitim almasını bir kenara bırakın, okuldan eve sağ salim dönüp dönmeyecekleri endişesi taşımaya başladılar.

Finlandiya’da kurumsal şeffaflık ve denetim mekanizmaları öylesine yerleşmiş ki, kamu hizmetlerinden yararlanan Fin halkının yüzde 83’ü bu hizmetten memnun.

Halkın yüzde 47’si devlete en üst seviyede güven duyuyor. Bu oran OECD ortalamasının neredeyse 8 puan üzerinde.

Atatürk, yıllarca Rusya ve İsveç egemenliği altında ezilen bu ülke insanının uluslaşma ve kalkınmasını anlatan “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” isimli kitabı, genç Cumhuriyet’e örnek olması için Türkçe’ye tercüme ettirmiştir.

Bundan dolayı Ankara’da Finlandiya Büyükelçiliği’nin bulunduğu Kader Sokak’ın ismi 2018’de “Beyaz Zambaklar Sokağı” olarak değiştirildi.

Şimdi, “Kardeşim ne diye bize Finlandiya’yı anlatıp, duruyorsun?” diyebilirsiniz.

Şunun için anlatıyorum.

Türkiye’yi bu ülkede kim temsil ediyor biliyor musunuz?

Fon rezaletinde 2 milyar lira kazanç sağladığı için AKP’deki tüm görevlerinden istifa etmek zorunda kalan Fatma Betül Sayan Kaya’nın, Dışişleri ile alakası olmayan, dışarıdan atanmış ablası Ayşe Hilal Sayan Koytak, iki yıldan beri Türkiye’nin Helsinki Büyükelçisi.

Ortada işlenmiş bir suç varsa şahsa aittir, aile fertlerini toptan suçlayacak halimiz yok.

Yalnız Sayın Büyükelçi, kız kardeşi ve eniştesinin adının geçtiği bu büyüklükteki olay Finlandiya’da yaşansaydı (olmaz da, hadi diyelim ki oldu), devlet ve hükümet ne yapardı, Anadolu Ajansı ve TRT’ye anlatıp Türk halkını bilgilendirse fena mı olur?

Finlandiya Fon Skandalı