Galatasaray'ın üstündeki kriz bulutları dağıldı

Türk futbolu, tarihinin en zifiri karanlık koridorlarında çıkış yolunu arıyor... Bir yanda ardı arkası kesilmeyen skandallar zinciri, diğer yanda milli formanın üzerine kara bir bulut gibi çöken ağır yenilgiler.
Futbolun yönetim kademesi darmadağın. Federasyon Yönetim Kurulu'nun yarısı istifasını sunup gemiyi terk etmiş, Milli Takım’da Montella dönemi noktalanmış. Fakat bu devasa enkazın tam ortasında, fırtınaya göğüs gerercesine koltuğuna tutunan bir isim hala duruyor: İbrahim Hacıosmanoğlu.
​İşte bu kaotik atmosferin ve kriz manzarasının gölgesinde, milli aranın ardından Süper Lig sahnesine Galatasaray - Kasımpaşa mücadelesiyle yeniden "merhaba" dedik.
​
​Galatasaray'ın verilen arayı ne kadar aç ve bilenmiş geçirdiği, santra düdüğüyle birlikte kendini hissettirdi. Sarı-kırmızılılar; bu geceye kadar ligin tek namağlup kalesi konumundaki dirençli Kasımpaşa karşısında oyunu adeta rakip yarı alana yıktı. İkili mücadelelerde kemik sesleri yükselirken üstünlüğü eline alan Aslan, hücumu kanatlara yayarak Leao ve Batrakov’un ayağından tehlike üstüne tehlike üretti. Merkezden atılan şutlarla da Kasımpaşa kalesini ablukaya aldı.
​Kasımpaşa eldiveni Gianniotis, yaptığı kritik kurtarışlarla beklenen golün saatini bir süre erteledi. Ancak futbolun yazısız adaleti, bazen gecikse de mutlaka tecelli eder...
İlk yarının son anlarında kazanılan bir duran topta bulutların arasına yükselen Abdülkerim, mermi gibi bir kafa vuruşuyla sadece topu ağlara göndermedi; Galatasaray'ın ilk yarı boyunca döktüğü her damla alın terini de skor tabelasına kazıdı.
Sarı-kırmızılı cephede her şey kusursuz bir senfoni gibi ilerlerken, 65. dakikada gecenin kaderi tiz bir düdükle baştan yazıldı. Torreira, bariz gol şansını engellediği gerekçesiyle VAR ekranının ardından oyundan ihraç edildi. Bu şokun sıcaklığı geçmeden sahneye çıkan Rak-Sakyi, skora dengeyi getiren golü ağlara bıraktı.
​Galatasaray’ın 65 dakika boyunca nakış gibi işlediği o dominant futbol, yalnızca birkaç dakika içinde parmaklarının arasından kayıp gitti. Futbolun büyüleyici ama bir o kadar da acımasız gerçeği tam olarak buydu işte. Saliselik bir kırılma anı, 65 dakikalık emeği bir anda silip süpürebiliyordu.
Sakatlıktan yeni çıkan Osimhen'in oyuna girişi, Galatasaray adına yeniden yeşeren bir umut gibiydi. Ne var ki Kasımpaşa savunması, Nijeryalı golcüye nefes alacak alan bırakmadı.
Ama Osimhen'in bulamadığı o alanı maçın son dakikasında Barış Alper buldu. Attığı golle sadece Kasımpaşa'nın direncini değil, Galatasaray'ın üzerine çöken kriz bulutlarını da dağıttı. Ardından uzatmada gelen Lemina'nın golü 3-1'lik galibiyeti getirdi.
Sadece skor tabelasında yazan skor değil istatistikler de, Galatasaray'ın galibiyeti ne ölçüde hak ettiğini açıkça ortaya koyuyor.
Yüzde 63 topla oynama, 25 şut, 8 korner, 5 net gol fırsatı ve 2,18 gol beklentisi...
Üstelik bunlar, maçın son bölümünü 10 kişi oynayan bir takımın rakamları. Kasımpaşa kalecisi Gianniotis'in 8 kurtarışı da sarı-kırmızılıların üstünlüğünün bir başka kanıtı. Futbol bazen rakamlarla anlatılmaz ama bu kez rakamlar da futbolun söylediğini söylüyor. Galatasaray bu galibiyeti hak etti.
Ancak geride, galibiyet sevincinden daha büyük bir soru bıraktı.
"Kasımpaşa'ya yeten bu futbol, Barcelona'ya da yeter mi?"

Galatasaray Süper Lig