Fairford, FlyDubai ve Suud'a Patriotlar
Washington'dan bakınca, İran savaşının 216. gününde aynı garip tablo var.
Aynı hafta içinde yine hem müzakere hem de yeni bir tırmanmanın işaretleri belirdi.
İran'ın sunduğu yedi günlük Hürmüz Boğazı teklifine, ABD 30 Eylül'de Katarlı arabulucular aracılığıyla yanıt gönderdi.
Trump bu teklifi 27 Eylül'de kamuya açık şekilde reddetmişti.
***
Teklif gerçekten somuttu.
Boğazın yeniden açılması, yaklaşık 12 milyar dolarlık dondurulmuş varlığın serbest bırakılması, petrol yaptırımlarının kaldırılması.
İran'ın önerisine göre ilk altı gün boyunca ABD, deniz ablukasını kaldıracak, petrol yaptırımlarını askıya alacak ve Lübnan dahil düşmanlıkları durduracak.
Yedinci günde ise Hürmüz Boğazı yeniden açılacak ve nükleer program üzerine resmi müzakereler başlayacak.
Ama Washington önce İran'ın nükleer adım atmasını, karşılığında rahatlamanın gelmesini savunuyor.
Trump bildiğimiz Trump: "Çok yakında, vurmak ya da müzakere etmek konusunda karar vereceğiz."
Yani masa hâlâ açık.
***
Ama tam bu sırada, İngiltere'de bir olay yaşandı. ABD'nin İran'a saldırı için kullandığı RAF Fairford üssü yakınında beş kişi, "terör girişimi" iddiasıyla gözaltına alındı.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, "İran'ın bu işte parmağı olduğuna dair güçlü işaretler var" dedi. ABD Dışişleri Bakanı Rubio da "olayda yabancı bir aktörün eli açıkça görülüyor ve bunun sonuçları olacak" dedi.
İran tabii ki tüm bunları reddediyor.
***
Savaş artık sadece Orta Doğu'da değil, doğrudan İngiltere topraklarına sıçramış olacak.
Pentagon'un attığı adımlar da tırmanma ihtimalini güçlendiriyor. Bölgeye üç uçak gemisi konuşlandırmayı değerlendiriyorlar.
Savaş başından bu yana görülen en yüksek deniz gücü yoğunluğu.
Bunda uzun süre görevde kalan gemilerdeki askerlerin intihar girişimleri de etkili olabilir.
Aynı zamanda, Suudi Arabistan ve Katar'ın enerji tesislerini korumak için iki ek Patriot füze sistemi gönderildi.
Bunun resmi gerekçesi de, "Trump savaşı yeniden başlatırsa diye" hazırlıklı olmak.
Ancak Suud'un nükleer edinmesine karşı sesler hayli yüksek Washington'da.
Washington Post dahi bugüne dek peşine düşmedikleri Kaşıkçı suikastını hatırlatıyor.
***
Bu arada ABD'li askerlere ödenen tazminatlar da artıyor.
Düşman ateşine maruz kalan askerlere aylık ödeme 225 dolardan 450 dolara, tehlikeli bölgede görev yapanlara ise 275 dolara çıkarıldı.
Şubat ayından bu yana 19 asker hayatını kaybetti, 860'tan fazlası yaralandı.
***
Bir de son olarak FlyDubai olayı var. Dubai'den Tel Aviv'e giden bir uçak Suudi Arabistan'a yöneldi. Ummanlı yardımcı pilotun uçağı kasıtlı olarak düşürmeye çalıştığı iddia ediliyor.
İsrailli yetkililer kopilotun "radikalleştiğini" ve "Yahudileri öldürme motivasyonu" taşıdığını söylüyor. Trump "İran'la bağlantılı olması mümkün" dedi, detay vermedi.
Öyleyse savaşın sivil havacılığa sıçradığı üçüncü bir cephe açılmış olur.
***
RAF Fairford soruşturmasının sonucunda İran bağlantısı kesin olarak kanıtlanırsa, Rubio'nun "sonuçları olacak" sözü muhtemelen yeni bir askeri misilleme anlamına gelir.
Ama eğer bu bağlantı kanıtlanamaz ya da zayıf kalırsa, Katar üzerinden yürüyen diplomatik süreç devam edebilir.
Rubio'nun "sonuçları olacak" sözü, gerçekten bir eyleme mi dönüşecek, yoksa bu da yine sadece bir gözdağı mıydı?