Beşiktaş bir galibiyetle üç kuş birden vurdu

Süper Lig’de geride kalan ilk yedi haftanın bana göre en güzel maçıydı.
Bu geceye kadar aynı puanı ceplerinde taşıyan Beşiktaş ile Kocaelispor, futbolun sadece ayaklarla değil, yürekle de oynandığını hatırlattılar.
İki takım da sahaya beraberliğin küçük hesaplarını değil, galibiyetin büyük cesaretini taşıyarak çıktı. Ne korkunun arkasına saklandılar ne de yenilmemeyi marifet saydılar.
Bir o kalede, bir bu kalede kopan fırtınalar arasında top, kimi zaman bir mermi gibi uçtu, kimi zaman bir ressamın fırçasından dökülen çizgiler gibi yeşil çimlerin üzerinde dolaştı.
Orta sahada kıran kırana bir mücadele, kazanılan her topun ardından rakip kaleye yönelen yıldırım hızında ataklar vardı. Futbolun temposunu düşüren yan paslara, zamanı öldüren küçük hesaplara yer yoktu. Topu kapan hücumu, hücuma çıkan golü düşündü.
İşte futbolun güzelliği de buydu.
Bu nefes kesen düelloyu, ayaklarındaki mahareti biraz daha fazla olan Beşiktaş kazandı.
İlk golde Orkun'un o usta vuruşu, iki takım arasındaki bireysel kalite farkının adeta imzasıydı. Topa yalnızca vurmadı Orkun; aklını, tekniğini ve ustalığını da kattı.
Ama Kocaelispor öyle kolay teslim olacak bir takım değildi. Dokuz dakika sonra Show ile beraberliği yakaladı. Üstelik Show'un golden önce direğe takılan bir şutu da vardı. O top birkaç santim daha içeriden geçseydi, belki de gecenin hikayesi başka türlü yazılacaktı.
Beşiktaş ise oyunu kanatlara yaymanın, rakip savunmayı genişletmenin ve ceza alanında çoğalmanın karşılığını aldı. Kazanılan penaltıda Vlahovic'in tek vuruşu, gecenin kaderini belirledi.

Rakamlar da sahada gördüğümüz futbolun yalancı şahidi değil, gerçek tanığıydı. Beşiktaş'ın 16 şutuna Kocaelispor 11 şutla karşılık vermişti. İki takım toplam 27 kez kaleyi yoklamış, 7 büyük gol fırsatı üretmiş, birer kez direklere takılmıştı. Beşiktaş rakip ceza alanına 56, Kocaelispor 49 kez girmişti. Bu rakamlar yalnızca bir futbol maçının istatistikleri değildi; iki takımın da korkmadan, çekinmeden, kazanmak için oynadığının belgesiydi.
Beşiktaş böylesine zorlu bir rakibi yenerek yalnızca bir maç kazanmadı. Hem Amedspor yenilgisinin yarattığı hüsranı üzerinden attı, hem evinde dörtte dört yaptı, hem de lig sıralamasında ikincilik koltuğuna oturdu.
Kutlamak gerek,
Evet, Beşiktaş üç puanı aldı, Kocaelispor ise kaybettiği maçta bile futbolun güzelliğine ortak oldu.
Bu gece bir kez daha gördük ki futbolu güzel yapan yalnızca yıldızların ayakları değil, o ayakları ileriye taşıyan yüreklerdir.

Bu arada bilmem dikkatinizi çekti mi?
Merkez Hakem Kurulu'na yönelik operasyonun ardından hakemler sanki üzerlerindeki görünmez bir yükten kurtulmuş gibiler. Daha cesur, daha kararlı, daha güven vericiler.
Gördüklerini çalıyorlar.
Bu hafta dört büyüklerin maçlarını izledim. Eskisi gibi günlerce tartışılacak, insanın zihninde soru işaretleri bırakacak, futbolun önüne geçecek ciddi bir hakem hatasına rastlamadım.
Umarım böyle devam eder.
Çünkü futbolun adaleti, ne kulüplerin büyüklüğünde ne tribünlerin gücünde ne de yöneticilerin nüfuzunda aranmalıdır.
Adalet, hakemin vicdanında ve düdüğünde olmalı.
Ve o düdük, formaların rengine göre değil, oyunun kurallarına göre çalmalı.

Beşiktaş Süper Lig