Mekke irtibatı için Türk general

Uğur ERGAN

Yemen’deki Husiler, ABD’nin silah obezi yaptığı Suudi Arabistan’ı darmadağın ediyor.

Düşünün bu Suudi Arabistan, 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na göre Türkiye’nin müttefiki!

Suudi yönetiminin ‘İmdat” feryatları artınca, Mekke ortaklarının Stratejik, Siyasi ve Savunma Komitesi tam bir hafta önce Riyad’ta toplandı.

Bu toplantıda alınan kararlardan en önemlisi, anlaşmanın öngördüğü “Kolektif savunma hükümlerinin hemen pratikte uygulanması” oldu.

Kolektif savunma, üç devletten herhangi birine yapılan saldırının, hepsine birden yapılmış gibi algılanacağı ve ortaklaşa cevap verileceği anlamına geliyor.

Bu durumda Türkiye, kolektif savunma görev tanımına göre, Husilerin hedefi olduğu için Suudi Arabistan’a savunma amacıyla muharip, lojistik veya emniyet amaçlı, askeri birlik, filo veya gemi sevk edebilir.

Bu görevin yerine getirilebilmesi için ise tezkere şart.

Meclis, anlaşma olmadan da doğrudan bir tezkere ile yabancı bir ülkeye asker gönderebilir.

Ancak asker gönderme taraflar arasında imzalanan bir anlaşmaya dayandırılacaksa, o anlaşmanın da yürürlüğe girebilmesi için önce TBMM’de onaylanması gerekiyor.

Muhalefetin tüm ısrarına rağmen, anlaşma TBMM’ye gelmediği için ne gibi maddeler içerdiğinden hem kamuoyu, hem de muhalefet bihaber.

YENİ Partili Namık Tan, anlaşma TBMM’de kabul edilmeden ve gereken tezkere çıkarılmadan Suudi Arabistan’a askeri kuvvet gönderilmesi halinde bunun “Anayasal suç” olacağını vurguladı.

İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Turhan Çömez de, 5 Ekim’deki toplantı sonrası Türk askerinin bölgeye gönderilme ihtimalinin kesinleştiğini öne sürdü.

Muhalefet ve kamuoyunun tepkisi artınca, iktidarın anlaşmayı bu hafta içinde TBMM’nin gündemine getireceği beklentisi iyice arttı.

Meclis Başkanlığı’na iletilecek anlaşma, TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşüldükten sonra kabul veya ret için TBMM Genel Kurulu’na gönderilecek.

Anlaşmanın kabulünden sonra bölgeye asker göndermek için gereken tezkerenin de Meclis’e gelmesi sürpriz olmaz.

Daha önce Genelkurmay Karargahı’nda Türk askerinin yurtdışına sevkiyat planlamalarında görev almış bazı emekli generallerle konuştuğumda, hepsi, “Kolektif görev tezkere gerektiren bir durum” görüşünü dile getirdi.

“Katar veya Somali’deki Türk askeri üslerinden Yemen’e asker kaydırmak söz konusu olabilir mi?” sorusuna verilen yanıt da, “Hayır olamaz. Çünkü TBMM kararının açıkça çizdiği coğrafi tanım ve görev kapsamı vardır. Katar ve Somali’deki birlikler Suudi Arabistan ve Yemen coğrafyasının dışında olduğu için tezkere şarttır” oldu.

Üç ülkenin henüz ortaklaşa kurduğu bir askeri komuta karargahı yok. Ancak bu karargah kurulmayacak anlamına gelmiyor.

Askeri kulislerde konuşulana göre, ortak karargah kuruldukan sonra, kontrol ve koordinasyon için TSK’dan general rütbeli bir-iki irtibat subayı buraya atanabilir.

Komutanlığı kim üstlenecek veya dönüşümlü komutanlık mı olacak, bu da ancak karargah kurulduktan sonra belli olacak.

TSK’nın Suudi Arabistan’ın stratejik bölgelerini korumak amacıyla konuşlandırdığı elektronik harp sistemleri, kara ve hava savunma füzeleri için onlarca Türk askeri uzmanının bölgede bulunması yeni bir durum değil.

Kulislere göre, Türk askeri uzmanları Mekke Anlaşması’ndan çok daha önce ikili Askeri İşbirliği, Eğitim Anlaşmaları uyarınca Suudi Arabistan’da bulunuyor.

Yazıyı emekli bir generalin şu önemli uyarısı ile bitireyim:

“Suudi Arabistan, ABD’nin onayı ile Türkiye ve Pakistan’ı yanına alarak kendini güçlü göstermeye çalışıyor. Ancak Somali’de önemli bir askeri varlığı olan Türkiye’nin savunma anlayışının dışına çıkıp karşı yakada bulunan Yemen’deki Husileri açıktan hedef alması, yanlış bir strateji olur. İran’ın ve bölgedeki Şiilerin Türkiye’ye bakışı iyice olumsuz hal alır.”

MSB TSK Yemen Suudi Arabistan