Hukuk Bitince Ne Oluyorsa Onu Yaşıyoruz

Okurken tüylerim diken diken oldu.

Eminim siz de aynı duygularla okuyacaksınız.

Vatan Partisi Genel Başkanı.. Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanal kurucularından Doğu Perinçek, gazetesine de manşet olan bir “tespiti” şöyle dile getirdi:

“İmamoğlu ile Özel’in parti kurup iktidar olacağını söylüyorlar. Nasıl iktidar olacaklar? Silahları yok. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Polis içindeki bütün güçlerini kaybettiler.”

Perinçek hukukçu.. Yılların da “siyasetçisi”..

Özgür Özel’in “silahlı gücü olmadığı için” iktidara gelemeyeceğini söylüyor.
“Tespit” dedim ama sözleri, daha ziyade bir ifşa gibi…

Analizi de bu doğrultuda:

“Devlet temizleniyor, toplum temizleniyor, siyasi kurumlar temizleniyor. Bu temizlik Türkiye’yi yeni bir hükümete götürüyor. Hatta bir devrime götürüyor. Yola giriyor Türkiye. Üryan olarak bir takım ahlaksızlıklardan, çamurlardan, tortulardan, Amerika’nın, Avrupa’nın 1945 sonrasında Türkiye’ye dayattığı bütün o ilişkilerden, çürümeden, yolsuzluktan arınıyor Türkiye. O zaman Amerika’nın silahlıları, İsrail’in silahlıları gelse de soyamaz. Zaten artık onların içeride silahlı gücü de yok. İmamoğulların, Özgür Özellerin silahlı gücü yok. Nasıl iktidar olacaklar? İşte parti kuruyorlar, iktidar olacaklar falan... İktidar olmaları için silahları olması lazım. Türk Silahlı Kuvvetleri ve polis içindeki bütün güçlerini kaybettiler. Artık Türk Silahlı Kuvvetleri ne oldu? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin silahlı gücü oldu. Polis ne oldu? Türkiye Devleti’nin iç güvenliğinin silahlı gücü oldu. Yani onların silahlı kuvvetleri yok. Silahlı kuvvetleri olmadığı için de onlara iktidar yok. Çünkü iktidar ne demek? Devletin cebir kuvveti, zor kuvveti demek. Zor kuvveti olmadan devlet iktidarı olamaz.”

Ona göre, son operasyonlarla Türkiye ABD’den kopuyor.. ABD kirinden arınıyor.

Gün itibariyle Türkiye’de “devletin cebir kuvvetini elinde bulunduran” Saray her açıdan ABD’nin kucağında iken.. Trump’ın bölge valisi Barrack bize rejim modeli tasarlarken.. İddiasına, her teorisine inanmaya hazır eşi Şule Perinçek bile zor inanır bence.

Ancak mesele bunun ötesinde..

Rusya-Çin hattının en ateşli savunucularından biri olarak, çevresi temizlensin de Erdoğan’ın yanında bize de bir yer açılsın diye umut etmiyorsa.. Bunun için devletin silahlı gücünü kullanması gerektiğini düşünmüyorsa.. Bir şey bilmiyorum!

* * *

Peki söyledikleri yanlış mı?

Özgür Özel ve arkadaşları hukuk yollarını açmaya çalışırken karşılarında polisi bulmadı mı! İBB operasyonları ve duruşmalarda tanık olduklarımız bize, hukukun da artık geçmişte kalmış nostaljik bir mevzu olduğunu göstermedi mi!

Erdoğan’ın pek sevdiği köşecilerden Mehmet Barlas, vefatından bir süre önceki bir yazısına şu başlığı atmıştı:

“Eşkiyanın gece ne yapacağı belli olmaz.”

Barlas, o yazısında hatırlatmamıştı ama söz, çok daha öncesine, İsmet İnönü’ye aitti.

Yıl 1966. Demokrat Parti’nin yerini Adalet Partisi almış.. Yerini fazlasıyla doldurmuştu..

1968 habercisi gençlik hareketleri, NATO karşıtı eylem ve bildirilerle kendisini gösteriyordu.

İşte o sırada İçişleri Bakanı Faruk Sükan, NATO karşıtlarının CHP içine sızdığını kanıtlamak için, 7 Mayıs 1966 gecesi polisleri Meclis’e gönderip muhalif partilerin grup odalarında arama yaptırttı. Teksir makinelerinde bildiri basılıp basılmadığını kontrol ettirdi. CHP lideri İsmet İnönü’nün olayı öğrendiğinde İçişleri Bakanı için söylediği söz de tarihe geçti: "İlk vazifemiz bu tecavüzcüleri cezalandırmaktır. Eşkıyanın bu gece ne yapacağı belli olmaz."

* * *

Neyse ki Saray tellalları görev başında! Günü saatiyle CHP’de neler olacağını, bu gece Özgür Özel ya da arkadaşlarının başına neler getirileceğini yazıyorlar, anlatıyorlar.

Hem onlar, hem Saray hem de Kılıçdaroğlu pek rahat. Nasılsa polis gücünün arkalarında olduğunu biliyorlar. Nasılsa test edildi, onaylandı..

İçişleri Bakanı, polisin CHP genel merkezine gitmesinden ve yaşananlardan hiç memnun olmadığını söyledi.

“Kılıçdaroğlu talep etti” diye günahı onun keçisine yükledi.

Yazık! “Olmaz beyefendi, siyaseti bu kadar germek doğru değil” demek aklına gelmemiş..

Görüntüler ekranlardan canlı yayınla tüm dünyaya iletilirken, anında telefon edip, polisine “biber gazı ve plastik mermi yasak” da diyememiş.

Heyecandandır herhalde.

Perinçek’in sözleri ise heyecandan milim nasiplenmemiş.. Macchiavelli’yi mezarında ters döndürecek soğuklukta bir tespit.. Hatta teorik bir tespitin ötesinde, dediğim gibi “artık kabullenin kardeşim” diyen bir ifşa!

* * *

Yine de başaramıyorlar.. Başaramayacaklar.. Dersem fazla iyimser mi bulursunuz acaba?

Ama şunu söylemeliyim; Bir toplumun sosyolojisi en fazla 20 yılda değişiyor. Araştırmalar, tespitler, veriler bunu gösteriyor.

Hatta dijital iletişim çağında, bu süre 20 yılın da altına iniyor.

Günümüzdeki tüm anketlerde Erdoğan’ın hayal ettiği oy oranına ulaşamamasının, toplumun sosyolojisine yenik düşmesinin nedeni, “İLK KEZ OY KULLANACAK GENÇLERİN DOMİNE ETTİĞİ YENİ SOSYOLOJİ”..

Saatleri ve çağı geri götüremiyorlar.

Gençler, evet silahları ya da arkalarında onları koruyacak devlet gücü olmasa da, muazzam bir dalgayla köpüre köpüre geliyor.

Buna artık yolun sonuna gelmiş Cumhur İttifakı liderleri mi dur diyecek.. Yoksa görevinin sonuna doğru ağır bir tahribatla koşan Trump mı?

Bugün Saray’ın gölgesine sığınıp tehdit etmek kolay..

Yarın görürüz sizi!!!

* * *

Bir basın davetinde, önce 5 sene sonra iktidara geleceğini söylemiş.. Ben gülünce de “Megri Megri” türküsünü söylemeye başlamıştı.

Oradan bilirim, sesi fena değildir.

Acaba “Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz” türküsünü de söyler mi!

Ayşenur Arslan Doğu Perinçek