Reha Muhtar ile helalleşmek!

Başlığın benimle bir ilgisi yok. Reha’nın ölümünün ardından şarkıcı Doğuş’un “ben ona hakkımı helal ettim” sözlerinin beni çıkardığı yolculukla ilgili.


Doğuş, hayata birkaç sıfır yenik başlayanlardan.. Yetiştirme yurdunda büyümüş.. henüz 15 yaşında sokaklarda yaşamaya başlamış.. O dönem birlikte olduğu kız arkadaşının ailesi tarafından darp edilip üstüne bir de tutuklanmış.. Üç ay cezaevinde kalmış..

İşte bu hayat hikayesi günün birinde Reha Muhtar’la Show Haber’de ekrana gelmiş..
Nasıl geldiğini tahmin edebilirsiniz.. Doğuş o sırada Reha için “öteki dünyada hesaplaşacağız, hakkımı helal etmeyeceğim” demiş.

Oysa ölüm haberini alınca dayanamamış, “hakkımı helal ettim” demiş.


*. *. *
Magazin haberi gibi oldu değil mi!
Aslında değil..

Reha’nın ve Türkiye’ye “anchorman” diye pazarlanan ünlü ekran yüzleriyle medyanın nerelere getirildiğinin hikayesini anlatmak istiyorum.


Yazıya Reha ile başlayınca önce ondan bahsetmeliyim.
Çok uzun yıllar önce tanıdım. Sosyal olarak o kadar farklı çevrelerdeydik ki, arkadaşlıktan çok tanışıklıktan söz edebilirim. Birlikte de “tek bir gün dışında” hiç çalışmadık.

O gün, 2002 seçimlerinin yapıldığı gündü.

Her ikimiz de Star’da çalışıyorduk. Ama ben haber merkezindeydim O ise program bölümünde.

Arkadaşlarımla deliler gibi kafa kafaya verip hazırlandığımız ve sanal stüdyoda sunacağımız yayına saatler kala, “seçim yayınını Reha Muhtar yapacak” talimatı geldi.

Reha’nın aynı kattaki odasına koştum.
Tabiri caizse ültimatomu verdim:

“Yayın için çok emek harcadık. Senden ricam bunu sağlıklı biçimde yapmamıza yardımcı olman. Yok, eğer yayın sırasında arkadaşlarımdan birine ters bir şey söyler, bağırırsan ekibi toparlar giderim.. Haberin olsun..”

Neyse ki görsel efektlerden, grafiklerden habersiz olduğu için başlardaki tutukluktan sonra yayın aktı gitti. Ve tam sonucu hatırlamıyorum ama bayağı iyi reyting aldı.

O kadar ki, Reha ertesi gün “TV kariyerimin en güzel ve gurur duyacağım yayınıydı” diye ekibe teşekkür etti.

Bu da bir bakıma bizim onunla helalleşmemiz sayılırdı.


*. *. *
Doğrusu, karşı karşıya gelmek için Doğuş’un başına gelen tatsızlık gibi bir duruma, köpürtülmüş habere gerek yok.

Erdoğan’ın Yeni Türkiyesi’nden önce inşa edilen “YENİ MEDYA DÜZENİ” Reha ve ekrandaki pek çok ünlü isim tarafından bugünlere getirildi. Ekran yüzlerine astronomik ücretler verilirken muhabirler, kameramanlar, teknik elemanlar yok sayıldı.

Mesela, sormaz mısınız, çok ünlü olsa, çok reyting getirse de bir “anchorman” Istanbul’da nasıl yalıda oturabilir?

Ne karşılığında kazanılır o muazzam rakamlar?

Anlatayım..

Turgut Özal’ın başlattığı liberalleşme harekatında, ekran yüzleri ve gazetelerin önemli isimleri arada hava atardı: “Turgut Bey dün aradı, dedi ki…”

Cumhurbaşkanı tarafından bizzat aranmak koltuklarını kabartırdı.. Karşılığını da özelleştirme “ihanetini” alkışlayarak verirler.. Bu da anında yepyeni bir araba, yalı ya da deniz gören villa, borcunu patronun ödediği kredi kartı anlamına gelirdi.

Alttakiler mi?

Kendi adıma söyleyeyim, ben hiç de altta sayılmazdım. Ama atv’den ayrılırken öğrenmiştim ki, yıllarca maaşım asgari ücretten yatırılmıştı. Üstünü nasıl tamamlıyorlardı bilmiyorum.. Ancak tamamlandığında da anchorman ile aramda uçurum vardı.


12 Eylül sonrasında kaç ana akım denilen mecrada özel televizyon kuruldu, hatırlıyor musunuz? HBB ya da Kanal 6 tarihe karıştı ama çok çok daha fazlası onları izledi ve hala yayında.

Ekonomisi.. Üretimi.. Dolayısıyla reklam pastası mütevazı bir ülkede nasıl bu kadar TV kanalı olabilir? Patronlar TV teknolojisine oluk oluk para akıtırken karşılığını nasıl alabilir?
Yanıt basit: İktidarın ihsanıyla.. Alınacak ihalelerle..

Ahmet Necdet Sezer’in, cumhurbaşkanlığı sırasında bu sistemin önüne geçebilmek için ciddi çaba harcadığını.. Ama Ecevit’i bile ikna edemediğini biliyorum.


Anlayacağınız, bizler bir yana bu toplumun “YENİ TÜRKİYE MEDYASI” ile helalleşmesi lazım.
Hatırlıyorum da, Kanal D Haber’in başındayken, bir gün istihbarat şefi koşa koşa bir not getirdi.

“Sırada tatsız bir son dakika haberi var: THY’de grev kararı alındı..”

Onaylarsam stüdyoya Birand’a ileteceklerdi.

Onaylamadım. Sakince yüzüne bakıp “THY hissen mi var?” diye sordum.

Öyle ya, bir grev kararı nasıl olur da tatsız haber kategorisine girerdi?

“YENİ TÜRKİYE MEDYASI” hakları unutturdu.. Dilimizi bozdu.. 2000’li yıllarda AKP iktidarının paradigmasını hayata geçirecek kutuplaşma politikasını köpürttü..


*. *. *

Tek bir örnek bile aslında her şeyi anlatıyor.
Geçmişte HaberTürk gazetesinin birinci sayfasında haftada birkaç kez, damat Berat Albayrak’ın “açıklaması” haber olurdu: Kömür en ekonomik enerji kaynağımız!

Aaaaa.. Şu işe bakın! Gazete ve aynı adı taşıyan TV’nin sahibi Turgay Ciner’in kömür madenleri yok muymuş!


Reha Muhtar’ı son yolculuğuna uğurlarken imam soracak: Hakkınızı helal ediyor musunuz?
Cemaat “evet” diyecek. Başka ne desin?

Peki ya gerçekte????

Sosyal Medya Ayşenur Arslan