"Arınma" aldatmacasıyla CHP'ye büyük operasyon!
"Yürü bre Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
O da bir gün devrilir" Pir Sultan Abdal (16.yüzyıl)
Türkiye siyaseti, yenilgiyi hazmedemeyen şahsiyetlerin kurumsal yapıları nasıl birer enkaza dönüştürebileceğinin en dramatik örneklerinden biri bugün CHP’de yaşanıyor.
Demokratik yöntemlerle, delegenin hür iradesiyle seçilmiş parti yönetiminin mahkeme kararıyla görevden el çektirilmesi, CHP’nin egemenlik haklarına vurulmuş ağır bir darbedir. Düne kadar "Hak, Hukuk, Adalet" şiarıyla yolları arşınlayan, ancak parti içi iktidarı kaybettikten sonra siyasi iktidarın emrindeki yargı iradesiyle iş birliği yapmaktan kaçınmayan butlan ekibinin yarattığı tahribat, her geçen gün yeni bir skandalla derinleşmektedir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemde yaptığı açıklamalarla, bir siyasetçinin kendi geçmişiyle, savunduğu değerlerle ve toplumun hür iradesiyle bu denli nasıl çelişebileceğini gösterdi. Sözcüklerin arasına gizlenen kin, kibir, hırs "arınma" maskesinin ne kadar çabuk düştüğünü gözler önüne serdi.
"TGRT Aparatları" ve Kurumsal İşgal
Mahkemenin butlan kararının ardından sular durulmak bilmiyor. Salı günü CHP Meclis Grup Toplantısı, tarihi bir hesaplaşmaya sahne oldu. Kürsüye Grup Başkanı olarak çıkan CHP Lideri Özgür Özel, ismini bile ağzına almayı zül saydığı Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez’i ve arkasındaki iradeyi hedef alarak şunları söyledi:
"Bu partinin bir evladı değil. 1,5 yıldır TGRT’den maaş alan, her türlü haksız, edepsiz yalanları köpürten birisi gelmiş partide basın danışmanı olmuş. Sizin helal alın terinizle ödediğiniz aidatlarla alınmış arabalara ‘Haram mal’ diyecek kadar yerin dibine geçmişler. 24 yıldır bu partiye hizmeti olan canım arkadaşlarımızı tazminatsız işten çıkarmış. Gün gelecek; bugün o binaya o haksızlıkları yapanları, o berduşları sokanları, TGRT aparatlarını, iftiracı avukatları ben çok güzel bir şekilde inceleyeceğim."
Sayın Özgür Özel bu sert çıkışıyla, parti genel merkezindeki kurumsal işgalin neden olduğu itibar suikastını çarpıcı bir şekilde dile getirdi.
Bankamatik Memurluğu İddiası
Kılıçdaroğlu’nun butlan sürecinde "Cumhuriyet Halk Partisi arınacak" şeklindeki açıklaması, kamuya sızan bazı bilgilerle büyük bir ikiyüzlülüğü ortaya çıktı. Gazeteci Şaban Sevinç ile Gazeteci Altan Sancar’ın ifşa ettiği gerçekler, Kılıçdaroğlu’nun temizlik iddiasının ne kadar boş bir lakırdıdan ibaret olduğunu gözler önüne serdi.
Bugün partinin adeta "ikinci adamı" gibi konumlandırılan Basın Danışmanı Atakan Sönmez’in sicilinin bir hayli şaibeli olduğu belirtildi. İddialara göre 2023 cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası genel merkezde metin yazarı olarak işe alınan Sönmez’in maaşı, bizzat Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla Kartal Belediyesi’ne ödettirildi. Yani bu şahıs genel merkezde çalışırken, belediyede "bankamatik personeli" idi.
Kılıçdaroğlu’nun, Sayın Özgür Özel dönemini karalamak adına TGRT, A Haber, Akit TV ve TV100 gibi yandaş kanallarda ortaya atılan iddialara sarılması, yıllarca genel başkanlık yaptığı partisini kendi eliyle iktidar medyasının operasyon alanı haline getirdiğini gösterdi. Kendi döneminde belediyeleri genel merkez personelini fonlamak için kullanan bir anlayışın, bugün kalkıp "arınmadan" bahsetmesinin yurttaşlar nezdinde hiçbir karşılığı olmadığına gördük.
Cumhuriyet Gazetesi’ndeki "Zimmet" Skandalı
Skandalın boyutları sadece yaşanan usulsüzlüklerle de sınırlı değil. Gazeteci Altan Sancar’ın iddiasına göre, Kılıçdaroğlu’nun akıl hocası ve basın danışmanı Atakan Sönmez’in geçmişinin bir hayli sorunlu olduğudur.
Gazeteci Sancar, 2017 yılında, Cumhuriyet gazetesi yazarları ve yöneticileri cezaevindeyken ve gazete ekonomik olarak ayakta kalma mücadelesi verirken, bu şahsın gazetenin internet sitesi gelirlerini farklı bir banka hesabına yönlendirerek zimmetine para geçirdiğini iddia etti. Bu durumu fark eden gazete yönetiminin, Atakan Sönmez’i Kod 29 (yeni adıyla Kod 25B - ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller) ile kapının önüne koyuverdiği belirtiliyor.
Dün, zor durumdaki muhalif bir gazetenin gelirlerine konduğu iddia edilen ve "ahlaksızlık" gerekçesiyle işten atılan bu şahsiyetin, bugün CHP Genel Merkezi’nde ahlak havarisi kesilmesi ve 24 yıllık parti emekçilerini tazminatsız kapının önüne koyması tam anlamıyla işçi kıyımıdır.
Polis Baskını Eşliğinde İlhak ve Emek Düşmanlığı
Butlancıların 21 Mayıs hukuk darbesi ve sonrasında takındığı tavır, CHP içinde kısa vadede çözülmesi olanaksız ve uzlaşmazlığa yol açan sorunlarla büyük bir tıkanıklığa neden oldu. Fatih Sultan Mehmet edasıyla CHP Genel Merkezi’ne adeta düşman kalesini fetheder gibi emniyet güçlerinin baskınıyla giren butlan kurmayları, partinin kurumsal onurunu ayaklar altına aldı. Kendi evine girmek için polisin gaz ve plastik mermi sıkmasını meşru gören Butlancıların, topluma vadedeceği demokratik ve özgürlükçü bir gelecek olamayacağı anlaşıldı.
Daha da vahimi, "tedbiren" göreve gelen butlan ekibinin bir icraatı da partinin ideolojik omurgasını oluşturan "emek" kavramına vurduğu darbedir. Sayın Özgür Özel döneminden önce istihdam edilen parti çalışanlarının sözleşmeleri hızla ve tazminatsız olarak feshedildi. Yıllarca işçi sınıfının haklarını savunan ve haksız işten çıkarmalara karşı duran bir partiyi ele geçiren butlan ekibi, ilk fırsatta kendi parti emekçilerinin kıyımını imzalayarak sokağa attı. Salt bu imza bile aleni bir kadrolaşma ve öç alma operasyonu olduğunun belgesidir.
"Haram" Otomobiller ve İtibar Suikastı
Kılıçdaroğlu ekibinin siyasi beceriksizliğini gösteren en saçma hamle ise Genel Merkez avlusunda aslı astarı olmayan iddialarla sergilenen haram otomobiller gösterisi oldu. Bahçeye yerleştirilen iki otomobilin üzerine büyük harflerle "HARAM" ibaresi yazılarak, Sayın Özgür Özel ve kadrosunun şaibeli paralarla lüks araçlar kullandığı algısı yaratılmak istendi. Bu itibar suikastından medet umanlar halk nezdinde itibarsızlaştılar.
Türkiye’nin birinci partisinin bahçesini bir panayır meydanına çeviren bu sığ anlayış, iktidarın zulmüne karşı kullanamadığı muhalefet dilinin, kendi yoldaşlarına karşı ne kadar büyük bir hırsla kullanılabildiğini göstermektedir. Karşı tarafı hırsızlıkla suçlarken elinde hiçbir mali rapor veya yargı kararı bulunmayan bu ekibin düştüğü durum, tam anlamıyla bir çaresizlik göstergesidir. Kendi partisini haram para ile ilişkilendirerek kamuoyu önünde küçük düşüren butlan ekibinin, yarın seçimlerde halktan nasıl oy isteyeceği ise merak konusu bile değil.
Avukat Şenal Sarıhan’ın Azledilmesi
Butlan ekibinin bir başka aymazlığına daha tanık olundu. Eski CHP Ankara Milletvekili, insan hakları mücadelesinin yılmaz bir neferi olan Avukat Şenal Sarıhan, Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı Celal Kılıç aracılığı ile parti avukatlığı görevinden azledildi. Konuya ilişkin açıklama yapan Sarıhan şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
"Görevime son verilmesinin nedeni parti içinde demokrasi ve insan haklarına dayalı hukuku savunmaktır. Bu azilname, benim için demokrasi madalyasıdır."
Sarıhan söz konusu görevini 30 Eylül 2011'den bu yana, yani tam 15 yıldır sürdürüyordu. Şimdi adama sormazlar mı onca yıldır partisi için hukuk mücadelesi veren böyle saygın bir isim, hangi haklı gerekçeyle azledilebilir?
Kurumsal İntihar ve İhanet Girdabı
Parti içi krizin merkezindeki eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu süreç boyunca sergilediği derin sessizlik, aslında yargı eliyle yapılacak bir darbenin önünü açma stratejisi olduğunu anlamak için alim olmaya gerek yok. Siyaseten elde edemediği koltuğu mahkeme ilamında aramak beyhude bir çabadır.
Kılıçdaroğlu ekibinin düştüğü en büyük tarihi hata, CHP’yi ayakta tutan en temel kolon olan kurultay iradesini önemsizleştirmektir. Oysa demokratik cumhuriyetin teminatı olan CHP kurultayların ve delege iradesinin partisidir. 38. Kurultay'da ortaya çıkan değişim iradesini, siyasi iktidarın desteğiyle mahkeme salonlarında tersine çevirmeye çalışmak, partililerin hafızasında asla affedilmeyecek bir ihanet olarak yer edecektir.
Seçmen, siyasi iktidara karşı direnen tek kale olarak gördüğü CHP'nin, koltuk kavgasına alet edildiğini dehşetle izlemektedir. Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi; koltuk hırsları, kişisel ikballeri ve kindar duyguları uğruna partinin kapılarını şaibeli isimlere ve yargı darbelerine açarak, Türkiye’nin değişim umutlarını tarumar etti. Bu tasfiyeci ekip, kendi evini acımasızca kundaklayanlar olarak tarihe geçecektir.
CHP’nin "butlan" girdabından nasıl çıkacağı belirsizliğini korumaktadır. Bu nedenle ortaya çıkan krizin asıl faturasını Türkiye’nin değişim umutlarını taşıyan, ezilen ve sömürülen geniş halk kitlelerinin ödeyeceği bir zor döneme girdik. Hakk’tan hayırlısı!