KK o koltuğa oturamaz!

Saray’ın İBB ve genel olarak operasyonlar, tutuklama dalgaları konusunda “çok dikkatli düşünülüp hazırlanmış bir plan” yürüttüğüne artık eminim. Son günlerde ve özellikle dün yaşadıklarımız, kanaatimi perçinledi. Ayrıntılara, hangi parçaları nasıl birleştirdiğime geleceğim. Ama önce sevgili Yalçın Küçük’ün mutlaka hatırlayıp tarihçemize not düşülmesi gereken sözlerini paylaşmak istiyorum: “Kendisi bir CHP HAİNİDİR..”


Yalçın Küçük, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı'na getirilmesine ve parti politikalarına çok sert muhalefet etmiş, bir CHP haini olduğunu söylerken, “Atatürk ile hiçbir ilgisi bulunmadığını" da iddia etmişti.

Kılıçdaroğlu hakkında bunları söyleyebilecek kadar ileri gidemem elbette. Ne var ki son eylemleriyle Cumhuriyet’in kurucu partisine yapılanlara ortak olması.. Partiyi parçalayabilecek ve Türkiye’yi demokrasiden biraz daha uzaklaştırabilecek bir planın parçası haline gelmesi.. Sübjektif katkılarını ortaya koyuyor.
Hele mutlak butlan kararındaki rolüyle!


“KARARIN ŞİFRELERİ”

Önce karar, bize ne diyor.. Anayasa’ya, demokratik teamüllere uygun mu, ona bir bakalım:

• Adalet Bakanı’nın da belirttiği üzere temyiz yolu açık. Yani karar kesinleşmiş değil. Buna rağmen KK’nın partiye gelip koltuğa oturabileceği söyleniyor. Olamaz!


• Adalet Bakanı da, konu yargı bile olsa çıkıp kararın demokrasiyi güçlendirdiğini iddia edip.. 12 Eylül sonrasını hatırlatan bir üslup ve yorumla konuşamaz. O artık atanmış bir bakandır. Nokta!


• Zaten Anayasamıza göre, kurultaylar ve seçimler konusunda tüm yetki Yüksek Seçim Kurulu’ndadır. Ve yüksek kurul söz konusu kurultayı onaylamıştır. Bu karar, yine anayasamıza göre kesindir, değiştirilemez. Oysa YSK’nın onayladığı kurultay, daha alt seviyede bir asliye hukuk mahkemesi tarafından bozuldu. Bu, Anayasa’ya aykırıdır. Yani butlan kararını “anayasaya darbe” diye eleştiren olursa hakkı vardır. Nokta!


• Asliye mahkemesi “kurultay öncesi görevde bulunan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmelerine” de karar verdi.


*. *. *


Burada bir durup hatırlayalım. Eski genel başkan Kılıçdaroğlu kurultayda ikinci tur sonuçlarının açıklanmasını beklemeden kurultay salonundan ayrılarak evine geçmiş.. Özgür Özel'in yeni genel başkan ilan edilmesi üzerine de Twitter hesabından tebrik mesajı paylaşmıştı:


“Büyük Önderimiz Atatürk’ün emanetini, bugüne kadar onurla taşıdım. Ve bugün, kurultay delegelerimizin verdiği kararla, Genel Başkanlık görevine veda ediyorum. Bugüne kadar mücadelemize omuz veren herkese teşekkür ederim. Genel Başkanlık görevine seçilen yeni Genel Başkanımız Özgür Özel’i kutluyor, başarılar diliyorum."


Yani.. Daha devir teslim gerçekleşmeden, Özgür Özel koltuğa oturmadan “VEDA MESAJI” yayınlamıştı.


“DÖNÜŞÜ MUHTEŞEM OLUR MU!!!”


Kılıçdaroğlu onca zaman sonra, yeni kurultaylarda aday olmak yerine şimdi Saray yargısı eliyle dönüp koltuğa oturmayı düşünüyor. Peki, dönüşte Onu ne bekliyor olacak?
Belediye başkanlarının önemli bölümünün cezaevinde, bir kısmının da AKP’de olduğunun biliyoruz.

TBMM grubuna gelince.. Bir X kullanıcısı milletvekillerinin hesaplarını tek tek kontrol edip bir bakıma nabız yoklaması yapmış İşte vardığı sonuç. 102 milletvekili Özgür Özel’in yanında ve İmamoğlu’nu destekliyor.


23 milletvekili Kılıçdaroğlu’’nun yanında.. (Ki, içlerinden biri herkesin yakından tanıdığı Erdoğan Toprak, bir diğeri de CHP’de olduğunu hep unuttuğum ve bunu bir defasında yayında kendisine de itiraf ettiğim İlhan Kesici..)

Kalanı tespit edilememiş.

”SİZE TESLİM OLMAMAYI VAADEDİYORUM”

Kararın açıklanmasından sonra Türkiye olağanüstü bir güne tanık oldu. Özgür Özel ve ekibi, milletvekilleri, belediye başkanlarıyla genel merkezde toplandı.. Binayı terk etmeme kararı alarak sonraki hamleleri değerlendirmeye geçti.


Bu sırada eline Türk bayrağını alan Ankaralılar genel merkez binası önüne koştu.
Özgür Özel de sonrasını, geçmişteki bir mesajı tekrarlayarak anlattı:

“Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!”

Tepkiler CHP ile sınırlı kalmadı..


• Cumhurbaşkanlığı seçiminden Kılıçdaroğlu’nun kimseye sormadan, hatta haber vermeden önemli bakanlıkları ve MİT’i vermeyi kabul ettiğini öğrendiğimiz Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ kararı “demokrasiye indirilmiş bir darbedir” diye yorumladı.


• Sıranın CHP’den sonra Saadet Partisi’ne geleceği konuşulurken genel başkan Mahmut Arıkan “yargı eliyle siyasi partilerin güvencesiz hale getirilmesi, demokrasimiz açısından onarılamaz yaralar açacaktır” dedi.


• En sert tepki ise DEM’den geldi: “CHP’ye mutlak butlan kararı, hukuk ve adaletle bağdaşmayan, siyaseti yargı eliyle dizayn etmek isteyen bir siyasi baskı operasyonunun ve anlayışının parçasıdır. DEM Parti olarak geçmişte olduğu gibi bugün de demokrasi ve hukuktan yanayız. Onlarca yıllık mücadelemizin temel ve ilkesel düsturu, demokratik siyasete dönük saldırılara karşı halk iradesinin yanında olmaktır. Yasal düzenlemelerin eşiğine geldiğimiz bugünlerde alınan bu karar, Barış ve Demokratik Toplum Sürecini adeta gölgelemeye dönük bir adımdır. Mesele, Türkiye’nin demokrasi meselesidir. Bu hukuk ve adalet dışı uygulamalara derhal son verilmelidir.”


• Ya MHP? Akşamın geç saatlerine kadar ne partiden ne de Bahçeli’den bir açıklama geldi. Oysa 5 Mayıs günü Bahçeli’nin “CHP'nin karıştırılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz" dediği hatırlanınca karara tepki göstermesi beklenirdi.


• Karar dünya medyasında da geniş yer buldu. Haber ve yorumlarda en çok rastlanan sözcük “DARBE” oldu.. En köşeli yorum ise Reuters’ten geldi: “SON BÜYÜK DARBE”..

“EKONOMİ YANGIN YERİ”

Erdoğan enflasyonda hedefin tutmaması, fiyat artışları başta ekonomideki sıkıntıda faturayı İran savaşına kesiyor ama asıl krizin, geçen yıl Mart’ta İBB operasyonu ve İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla yaşandığını dünya alem biliyor.

Bugün de öyle oldu.

Kamu bankaları, Merkez Bankası’nı destekleyip lirayı birazcık da olsa koruyabilmek adına piyasaya milyarlarca lira karşılığında döviz akıttı. Borsa da sert bir düşüşle tepki verince devre kesiciler müdahale etti.


“ERDOĞAN’IN SEÇİM PLANI”

Bakın, dün butlan kararı gölgesinde kalsa da bir dizi haber Saray’ın planını deşifre etti:


“• Gazetecilere başka bir mevzu vermek istemişler gibi, neden tutuklandığını anlamadığımız gazeteci Alican Uludağ daha ilk duruşmada tahliye edildi.”

“• İBB davasından da haber vardı dün.. Sanki “yargı suçsuzu suçludan ayırıyor” demek için fazladan tutuklama yapılmış da, tam butlan kararı sırasında bazılarına kapılar açılmış hissi veren tahliyeler geldi.

“• Dahası var ey okur! Eksik olmasın ‘büyüklerimiz lütfetti’ bayramda köprüler, otoyollar falan ücretsiz olacakmış.”

“• Zaten bugünden itibaren halkımız bayram sath-ı mailine girecek. Demokrasi, adalet falan bayram sonrasına kalacak!”

Bütün bu parçalar bir araya gelince size de “BASKIN SEÇİM” demiyor mu?
Aslında dün resmen seçim sath-ı mailine girdiğimizi söylesem çok mu ileri gitmiş olurum?
Artık kendisine, teşkilatına ve en önemlisi seçmenine güvenemeyen Erdoğan, en tehlikeli adımı attı.
Anayasa’ya ve açık kurallarına rağmen… Bedelini umursamadan!!!

Kemal Kılıçdaroğlu CHP