Güçhan'dan sonra TEI'de sürpriz değişim

Uğur ERGAN

Türkiye, demokrasinin, yargı bağımsızlığının, “check and balance (fren ve denge)” sisteminin düzgün işlediği bir ülke olsa, dikkat çekeceğim konu ülke gündeminde ciddi şekilde yer bulabilecek bir gelişme.

Ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi tuhaf bir yönetime sahip olunulduğu için yaklaşık bir hafta önce yaşanan gelişmeler, neredeyse hiç gündeme gelmedi, “Neden şimdi?” diye sorgulanmadı.

Şüphesiz, AKP’nin tabanını konsolide etmek için öncelik verdiği konulardan biri savunma sanayi.

24 yıllık AKP iktidarında savunma alanında elbette önemli atılımlar yapıldı ama iktidar medyasının “Dünyada eşi benzeri yok, dünyayı titreten gelişme” gibi allayıp, pulladığı boyutta değil.

Geçen hafta Türk savunma sanayinin önemli kuruluşlarından biri olan TUSAŞ Motor Sanayi A.Ş.’nin (TEI) Olağan Genel Kurul toplantısında sürpriz bir kararla TEI’nin Yönetim Kurulu Başkanı değişti.

TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş) Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, Prof. Dr. Fahrettin Öztürk’ün yerine TEI’nin yeni Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçildi.

Hatırlatalım, TUSAŞ ana şirket. TEI ise TUSAŞ, General Electric ve diğer ortaklarla kurulan, öncelikle uçak motoru üretimine odaklanmış kardeş şirket.

“E ne var bunda, olağan bir genel kurul toplantısı yapılmış ve yönetim kurulu başkanlığına da yeni bir isim gelmiş” diyebilirsiniz.

Ama unutmayın burası Türkiye ve uçak motoru üretiminde Türk savunma sanayinin önemli kuruluşlarından biri olarak lanse edilen TEI’de “Başkomutan”ın onayı olmadan değişim olması pek mümkün değil. Bu birincisi.

İkincisi ise zamanlama.

“Neden zamanlama önemli?”, kısaca anlatayım.

İstanbul’da düzenlenen SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda 5 Mayıs günü yapılan tanıtım sadece Türk savunma sanayi kuruluşları için değil, uluslararası düzeyde de bayağı bir etki yarattı.

Millî Savunma Bakanlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi (MSB AR-GE) liderliğinde ve koordinasyonunda 10 yıldır gizlilik içinde yürütülen ve 6 bin kilometre menzile sahip olduğu söylenen Türkiye’nin kıtalararası ilk balistik füzesi “Yıldırımhan” SAHA EXPO’da tanıtıldı.

Füzenin 6 bin kilometre öteye gitmesini sağlayacak Türkiye’nin ilk sıvı roket yakıtlı, senkronize çalışan 4 adet roket itki motoru da MSB AR-GE tarafından üretiliyor.

MSB AR-GE’nin SAHA EXPO’da ilk kez çıkardığı sadece Yıldırımhan ve füze motorları değil.

“Güçhan” ismi verilmiş savaş uçağı motoru ile “Onur” isimli helikopter motoru da tanıtıldı.

Şimdiye kadar yazdıklarım herkesin açık kaynaklardan ulaşabileceği bilgilere dayalı.

Bundan sonrakiler ise tamamen savunma kulislerinden sızan resmi olmayan bilgiler.

Şöyle ki:

Türkiye’nin ilk milli savaş uçağı olarak tanıtılan KAAN’ı uçuracak motorun geliştirilmesinde doğrudan TEI sorumlu.

Ama aradan geçen bunca zamana rağmen ortada üretilmiş bir motor yok.

Yapılan test uçuşları, ABD’den ithal edilen F110-GE-129E turbofan motorları ile yapılıyor.

“Yıldırımhan”la Roketsan’a nazire yapan MSB, özellikle ürettiği uçak motoru “Güçhan”la TEI’ye “KAAN için artık motoru bitir” mesajını net şekilde veriyor.

İddialara göre, iktidarın önemli propaganda araçlarından birisi olacak KAAN’ın yerli motorunun hala ortada olmaması, bazı yerlerde rahatsızlığa neden oluyor.

İşte 5 Mayıs’ta “Yıldırımhan”la birlikte “Güçhan” ve “Onur”un gün yüzüne çıkmasından 11 gün sonra 16 Mayıs’ta TEI yönetimindeki değişiklik buna bağlanıyor.

Yıldırımhan’a geri dönersek…

Nükleer başlık taşıyamayacağına göre 6 bin kilometre öteye 3 ton patlayıcı taşıma kapasitesine sahip füzenin caydırıcılığı ne boyutta olur?

Bu da kulislerdeki bir diğer tartışma konusu.

Milli Savunma Bakanlığı MSB