Kötülerin egemenlik günleri
Platon..
Felsefenin büyükbabası sayılır. Antik Yunan’dan bugüne; söyledikleriyle.. İtiraz ettikleriyle.. Ya da yüzlerce yıl sonrasına emanet ettiği etik düsturla “kendisi bizatihi tarih olan” filozof..
Milattan önce 5. yüzyılda demiş ki:
“İnsanları egemen oldukları zamanlarda denemelidir; çünkü kötünün kötülüğüyle, iyinin iyiliği o zaman ortaya çıkar.”
Yaklaşık 2500 yıl boyunca kim bilir kaç kez denenip sınanmış bir gözlem.
İnsandan hoşlanmayan, hatta korkan ve bu yüzden adeta kendisine has bir şehir haline getirdiği Yıldız’a kapanan Abdülhamit mesela..
Ya da Anadolu insanına “siz kul değil yurttaşsınız” diyen ve onlarla yemeğini paylaşıp harmandalı oynayan Atatürk..
İkisi de “egemendi”.. Onları birbirinden ayırt edense Platon’un dediği gibi iyi ya da kötü olmalarıydı.
Son günlerde giderek tırmanan kötülük salgınına bakıyorum da, acaba yeni bir tarif mi bulsak diyorum.
Muhittin Böcek üzerinden estirilen kasırga kötülüğün sınırsız olduğunu kanıtlıyor zira.
*. *. *
İtirafçı olmaya sürüklendiği süreci anlatmadan, bir şeyi hatırlatmak isterim.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, pandemi döneminde rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış ve entübe edilerek 108 gün yoğun bakımda kalmıştı.
Aralarında uyku apnesinin de bulunduğu çok sayıda kronik rahatsızlıkla savaşan ve günde 20’den fazla ilaç kullanan Başkan, iktidarın CHP’li belediyelere açtığı savaş sonrası kendisini cezaevinde bulmuştu.
Buna rağmen tutukluluğu devam etmiş.. Rahatsızlıkları kritik noktaya varınca da, en son bu Şubat’ta “Onuncu kez” hastaneye kaldırılmıştı.
Bunları böyle ayrıntılı yazmamın nedeni şu: Eğer itirafçı olmasaydı cezaevinde ölecekti. Bunu hatırlatmak istedim.
Aklı başında olduğunu sandığım ünlü gazetecilerin birden hafıza kaybına uğrayıp “Antalya’da neler de neler olmuş” salvolarına dayanamadığım için vurgulamak istedim.
*. *. *
Peki iktidar cephesinden anlatılanlara göre sahiden neler de neler olmuş?
“• Saray’ın medar-ı iftiharı Adalet Bakanımız Akın Gürlek dedi ki, “Özgür Özel’e teslim edilecek 20 milyon dolar Manisa’da bir benzinlikte verildi.”
“• Akın Gürlek, bu iddiayla perdeyi açtıktan sonra oğlu ve gelini tutuklandı. Bu arada çiftin mahrem görüntüleri sızdırıldı. Hatta Muhittin Böcek’in, sevgilisini oğluyla evlendirdiğini söyleyecek kadar ileri gittiler.”
“• Derken rüşvet meselesinde Manisa birden Ankara oluverdi. Miktar da 20 milyon dolardan 1 milyon Euro’ya düşüverdi.”
“• Parayı götüren Muhittin Böcek’in oğlu sonrasında işleri iyice karıştırdı. Ankara’ya uçakla gitmiş ve havaalanından alınarak CHP Genel Merkezi’ne götürülmüştü..”
“• O kendisini karşılayanın kim olduğunu bilmiyordu. Ama eşi kendi itirafnamesinde “havaalanından ben aldım” demişti. Niye birlikte gitmemişlerdi? Başkan Böcek’in gelini neden, kiminle görüşmek üzere önden Ankara’ya gitmişti?”
“• CHP Genel Merkez binasında kime verilmişti peki 1 milyon Euro? Oğul Böcek sadece 6. katta 1.70 boylarında birine verdiğini hatırlıyordu, o kadar. Binaya girişte kimliğine bakılmamış, elindeki çantayla, kiminle buluşacağını bilmeden 6. kata çıkmıştı anlaşılan.”
Başkan Muhittin Böcek, ölümle yaşam arasında sıkıştırıldığı yerde çaresiz, oğlunun dediklerini doğruladı.
Ve bu, Böcek’in durumunu ya da senaryodaki saçmalıkları önemsemeyen birileri tarafından haberlere şöyle yansıtıldı:
“Muhittin Böcek oğlunun anlattıklarını doğruladı.”
*. *. *
Arada bir Silivri önünde aileler buluşmasında tekrarlanır ya, “BİZE BU KÖTÜLÜĞÜ NEDEN YAPIYORSUNUZ” diye.
Sahiden neden yapıyorlar sizce?
İktidar koltuğunda oturmaya devam edebilmek uğruna, değil mi!
İmamoğlu ailesinin de vaktiyle dededen toruna nasıl kuşatıldığına.. Dilek İmamoğlu hakkında nasıl iğrenç imalarla dolu haberler yayınlandığına tanık olmadık mı!
Görevlendirilmiş elemanlar mı... Yoksa MİT’in deneyimli araştırmacıları mı.. kim bilir! Her nasılsa birileri, ucu İmamoğlu’na ve bugünlerde de Özgür Özel’e varacak iddialar için her yolu deniyor. Kritik isimlerin zayıf yanlarını, yaralarını zorluyor!
Bence soruyu şöyle değiştirmek lazım:
“NASIL BU KADAR KÖTÜ OLABİLİYORLAR?”