Bir butlan vakası daha mı?
Başlıktaki soru henüz bir bilmece. Yanıtını bugün alacağımız söylenen “mutlak butlan önemli bir partiye daha uzanacak” iddiası.. Ona yazının sonunda geleceğiz ama, önce bu haftanın “açık gündemi” ile başlayalım.Bu hafta iki kritik randevu var: Salı günü CHP grup toplantısı.. Perşembe günü de , Erdoğan'ın, aklındaki seçim sürecine dair işaret vermesi beklenen faiz kararı.
İlkinden başlayalım. Bir hukukçu dostumun sorduğu soruyla: “Kemal Kılıçdaroğlu bugün TBMM Genel kurul salonuna girip oturabilir mi?”
Hayır!
Çok net bir soruya net bir yanıt değil mi! Oturamaz, çünkü milletvekili değil.
CHP genel başkanı muamelesi görmesi mahkemenin tedbir kararına dayanıyor. Yani mahkeme bir bakıma “YSK yerel mahkemenin kararını iade etti.. Mazbata da vermedi.. Ama idareten genel başkan muamelesi yapacağız”`diyor.
Diyelim ki, idareten ya da resmen.. Bay Kemal’in genel başkan “sayılması” grup toplantısına da başkanlık edip konuşabileceği anlamına mı geliyor?
İşte bu noktada TBMM içtüzüğü, yönetmelikleri vs devreye giriyor.
Onlara baktığınızda da Kılıçdaroğlu ekibinin önünde iki yol görüyorsunuz. Grup toplantıları şöyle yapılabiliyor:
1) “Milletvekili” olması şartıyla genel başkanın çağrısıyla..
2) TBMM’deki parti grubunun beşte 1’inin, yani bu durumda 28 “milletvekilinin” çağrısıyla..
KK, zaten söyledik.. Milletvekili değil. Bildiğimiz kadarıyla, Kılıçdaroğlu’nun yanında toplantı çağrısı yapacak sayıda milletvekili de yok. Ama göreceksiniz, AKP’li Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un da yeşil ışık yaktığı üzere, Salı günü Saray korumasındaki KK ve ekibi, grup toplantısı için zorlayacaklar. CHP genel merkez binasında yaşananlar hala tazeliğini korurken, belki gerilim yine tırmandırılacak. Ve emin olabilirsiniz, bundan “partiyi uslu uslu teslim etmedikleri için” Özgür Özel ve arkadaşları sorumlu gösterilecek.
İBB kumpası bize hukukun, yasaların hiçbir hükmü kalmadığını defalarca kanıtladı.
Daha düne kadar “rüşvet verdiysem şerefsizim” diyen Muhittin Böcek’in -muhtemelen can korkusuyla- “VERDİM” demesiyle belki Özgür Özel de Silivri’ye gönderilecek.
Bay Kemal de yine utanmadan “aklan da gel” diyecek.
Hukukun ve siyasetin tıkandığı yerde neyse ki milyonlarca yurttaş sokaklarda partisine ve Özel’e sahip çıkıyor.
Ancak, KK’nın parti sözcüsü ilan ettiği Müslim Sarı, Cumhuriyet’e verdiği röportajda bunun pek de doğru olmadığı görüşünde. Ona göre bir şeyler köpürtülüyor, o kadar:
“Toplumsal linç yok. Tam tersi bir algı üretme söz konusu. Bir tepki var, bunu görüyoruz, “yok” demek doğru olmaz. Türkiye’nin toplumsal refleksleri açısından baktığımızda güçlü bir tepki, zayıf değil neticede. Ama bir yandan da ‘Şöyle bir tepki var, böyle bir algı var’ diye de müthiş bir köpürtme var. (..) Bizim kanallarımıza yansıdığı gibi bir tepki yok, bu her geçen gün kırılıyor, kırılacak.”
Yakında bu heyecan geçer, unuturlar demeye getiriyor Müslim Bey.
Haksız mı!
Kaç seçim ne kadar yanlış, Erdoğan’ın yolunu açan kararla karşılaştık da yine sandığa gidip, Ekmeleddin İhsanoğlu’na bile oy verdik. Hatta oy vermeyi düşünmediğini söyleyip eleştirenlere Bay Kemal “TIPIŞ TIPIŞ GİDİP OY VERECEKSİNİZ” demedi mi!!
*. *. *
Amaaaa.. Bu sefer durum çok farklı. Sizin adınıza üzgünüm Kemal Bey, belli ki oğlunuz bile artık size oy vermeyecek. Yaptıklarınızı hiç onaylamadığını, ancak elinden gelen bir şey olmadığını, bir e -posta vesilesiyle öğrendik.
Ya CHP seçmeni? Cumhur İttifakı seçmeninin Erdoğan’ı dahi silme noktasına geldiği bir kavşakta, yaptıklarınız ve yapmakta olduklarınız ortadayken size mi oy verecek.
Güldürmeyin insanı.
Bakın, Saray’ın muteber ismi Ahmet Hakan dahi sizden bir “ŞEY” olmayacağını yazmış:
“ ÖZGÜR ÖZEL NEDEN ÖNDE KILIÇDAROĞLU NEDEN GERİDE”
“- ÇÜNKÜ biri yürürken diğeri duruyor.”
“- ÇÜNKÜ biri anlatırken diğeri susuyor.”
“- ÇÜNKÜ biri halkın içindeyken diğeri dört duvar arasında.”
“- ÇÜNKÜ biri diğerini suçlarken diğeri suçlamalara yanıt vermiyor.”
“- ÇÜNKÜ birinin arkasında kitle varken diğerinin arkasında kitle yok.”
“- ÇÜNKÜ biri CHP kitlesine umut verirken diğeri umut veremiyor.”
“- ÇÜNKÜ biri genel başkan gibi davranırken diğeri müdür gibi davranıyor. “
Tespitin altına imzamı atarım. “Müdür” benzetmesi hariç.
Zira bu kadar beceriksiz.. Bu kadar alavere dalavere peşinde.. Bu kadar çapsız birine, en azından özel sektörde, müdürlük vermezler.
Saray’ın yakını iseniz başka tabii!!!!
Bakalım Salı günü Saray’ın Özgür Özel’i saf dışı etme planı nasıl sonuçlanacak..
Öyle ya, bunu da başarırlarsa gerisi kolay. Nasıl olsa kurultay da toplamayacaklar. Müslim Bey de altını çizmiş. Tedbir kararı yüzünden “maalesef” mümkün değil-miş. Yoksa onlar da istemez miymiş kurultayı! Peki tedbir kararını kim talep etmiş? Aaaa KK değil miymiş! Yani tedbir talebini geri çekse kurultaya gidilemez miymiş!
Canım ne çok soruyorsunuz öyle.
Tam da Saray erken, hatta duruma göre baskın seçim planları yaparken kurultayla kim uğraşacak!!
Neyse ki hangi planın devreye sokulacağını da yakında anlayacağız.
Önce Özel’e grup toplantısı dar edilsin.. Sonra da Erdoğan’ın yeniden NAS DA NAS diye konuşmaya başladığı faiz kararından anlayacağız seçimin akıbetini.
*. *. *
Ve işte. Barış Yarkadaş’ın pimini çekip gündeme fırlattığı bomba.. Eline bugün yarın ulaşmasını beklediği belge.
Bir hukukçu arkadaşı, “CHP dışında bir partinin daha mutlak butlanla karşı karşıya olduğuna dair” bir yazı yazmış. Pazartesi (yani bugün) belgesini bekliyormuş.
Acaba hangi parti, merak etmez misiniz?
Yanıt şu: “Önemli bir parti. Türkiye tarihine damga vurmuş partilerden biri..”
Barış’ın CHP’nin parçalanması için verilen akıl ötesi çabadaki payını düşününce, özellikle bu meselede güvenilir bir sözcü haline gelmiş olmasına şaşırmam. Dediği karattaki bir partiye daha butlan kumpası kurulmasına da..
Ne de olsa Erdoğan’ın var olma mücadelesinde en kritik kilometre taşına geldik. Bundan sonra her an her şey olabilir.
Kemerlerinizi bağlayın, uçuşa geçiyoruz.