Özgür Özel'i can evinden vuruyorlar
Ahmet Şık, CHP’yi parçalama noktasına sürükleyen Kılıçdaroğlu ile ilgili bir anısını paylaştı.
Son cumhurbaşkanlığı seçiminden önce ziyaret etmiş.. Aday olmaması dileğini iletmiş.. Kılıçdaroğlu “neden” diye sorduğunda da “Bu topraklardaki yobazlığı ciddiye almalısınız” demiş.
Yobaz derken tam olarak toplumun hangi kesimini, kimleri, neyi kastetti bilmiyorum. Ama uyarısının, Kılıçdaroğlu’nun Alevi olmasıyla ilgili olduğunu düşünüyorum.
Bense o sırada tam da bu nedenle, yani Alevi olduğu için Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekliyordum.. Belki onca acıdan sonra bu topraklara barış getirilebilirdi. Bunu cidden önemsiyordum ve bir canlı yayında da ifade ettim.
Hemen ardından çok önemli bir hukukçu telefon etti. İlginç bir uyarıda bulundu: “Lütfen bir daha o sözcüğü kullanma..”
Özel bir görüşmede bile “Alevi” demekten kaçınıp “o sözcük” demesi öyle şaşırttı ki ne yanıt vereceğimi bilemedim.
Öyle ya.. Kılıçdaroğlu aday olursa 6’lı masanın onayı var demekti.. Ki o masada oturanlar sağın farklı tonlarını bir araya getirmişti… Eğer onların desteğiyle seçime gidilecekse bir şans doğabilir… Onca tartışmaya ve hatta kan dökülmesine yol açan mezhep gerilimi geride bırakılabilirdi.
Oysa.. Meral Akşener’in masayı devirmesi bir yana.. Bugüne baktığımızda görüyorum ki Ahmet Şık haklıymış.
Bay Kemal asla aday olmamalıymış.
Mezhep meselesi değilmiş sorun.
Ne kimse Alevi diye “mazlum” ne de bir Sünni mutlaka “zalim”..
Kılıçdaroğlu, turnusol kâğıdı gibi bu açıdan da bir sembol.
Alevi ama Saray’ın yanında Türkiye’nin geleceğini karartıyor.
Alevi ama yalan söylüyor.. Geçmişte, Ekmeleddin İhsanoğlu vakasında olduğu gibi, bugün de partisine kumpas kuruyor.
Nitekim, Alevi dernekleri tarafından protesto ediliyor.. İsmi, Hacıbektaş kültür merkezi gibi sembolik bir mekandan kaldırılıyor.
*. *. *
Bay Kemal’in, daha düne kadar kendisini aşağılayan ve önüne nice engel çıkartan Saray’ın yanında yer alarak, CHP’ye ve daha önemlisi köklerine ihaneti akıl alır gibi değil.
İktidarın Türkiye’yi nereye götürmek istediğini görmüyor mu?
Zaten şu son çeyrek yüzyılda siyasi islamı nasıl adım adım yerleştirdiğini fark etmiyor mu?
KUMPAS dalgalarında işi nereye götüreceklerini her olayda yeniden şaşırarak görüyoruz.
En son Saray’ın ve Akın Gürlek’in umut bağladığı Muhittin Böcek durup durup “hatırladığı” vakalara bir yenisini ekledi.
Bu kez koca bir çantayla götürülen 950 bin Euro’yu hatırlayıp anlatıverdi.
Üstelik kime götürmüş! Artık kendisini savunamayacak, aleyhindeki çirkin iftirayı çürütemeyecek Ferdi Zeyrek’e..
Mezarında bile rahat bırakmadıkları tertemiz bir insana..
“Özgür Özel'in yönlendirmesiyle 15 Ocak 2024’te Özgür Özel’in memleketi olması ve genel başkan olması sebebiyle ‘Adaylığıma da katkısı olur’ düşüncesiyle Manisa'ya gittim. Özgür Özel, bana Ferdi Zeyrek'e maddi destek ve proje desteği verilmesi talimatında bulunmuştu. Bunun üzerine Manisa’ya giderken yanımda bir çanta içerisinde yaklaşık 950 bin avro götürdüm. Bu çantayı başkalarının fark etmesi mümkün değildir. Çünkü proje sunumu kapsamında birçok evrak ve çanta vardı. Kısa süre Ferdi Zeyrek ile baş başa kaldım. Bu esnada masasının yanına içinde yaklaşık 950 bin avro bulunan çantayı koydum. Kendisine de ‘Çantayı size getirdim, seçim sürecinde katkılarımız olsun’ dedim. Bu parayı Ferdi Bey'in ne şekilde kullandığını bilmiyorum. Akşamüstü Manisa'dan ayrıldık. Parayı verdiğim esnada sadece rahmetli Ferdi Zeyrek vardı."
Avukat Cemil Çiçek muhtemelen sorguda akla gelmeyenleri sordu:
“950 bin Euro falan gibi söylediği ASTRONOMİK miktarlar öyle basit bir çantaya sığmaz. Öyle “kimse görmeden” götürdüm masasının üzerine bıraktım demekle olacak iş değil. Kaldı ki bu paraların bir kaynağı olmalı. Hangi bankadan çektin? Hangi dövizciden aldın? Hiçbir delil yok. Sadece kuru laf. Ferdi Zeyrek bu parayı kime verdi, kim hangi bankaya yatırdı, hangi dövizciye gitti? O da yok. Sadece kuru laf. Bunun olup olmadığını ispatlayabilecek tek bir kişi var. O DA MEZARDA. Dün “verdiysem şerefsizim” diyordu, bugün “verdim” diyor.”
*. *. *
Özgür Özel’i polis zoruyla, plastik mermi ve gaz bombalarıyla genel başkanlık koltuğundan kaldırdılar. Her türlü hukuk dışı uygulamayla önünü kestiler. Yetmedi dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlığına başladılar. Belli ki o da kesmemiş, kardeşim dediği Ferdi Zeyrek üzerinden, yani en hassas noktasından vurmaya kalkıştılar.
Neden?
Kılıçdaroğlu CHP’yi ele geçirsin de Erdoğan seçime rahat gitsin diye!!
Ekrem İmamoğlu doğum gününü cezaevinde kutladı. Duruşma salonuna başı dimdik geldi. Eşinin kutlama pankartına öpücük yolladı.. Alkışlara teşekkür etti. Sanki daha da gençleşmiş, enerjisi ve umudu katlanmış gibi HÜCRESİNE ve hayallerine geri döndü.
Ya siz Kemal Bey.. “Yaşarken ölmenin” ne olduğunu gösterdiniz.
Yazık!
Çok Yazık!