Rusya tehdidi altında kritik seçim

19 Mart darbesine rağmen Özel liderliğindeki CHP’nin yükselişini bir türlü önleyemeyen AKP-MHP koalisyonu, ekonomiyi düze çıkarma umutları da tükenince yargı marifetiyle siyasi mühendislik yaparak CHP’yi parçalama stratejisini devreye soktu.

Kemal Kılıçdaroğlu da Saray darbesiyle CHP’nin başına kayyum olarak atanmayı içine sindirince, haliyle ülkenin bir numaralı gündemi CHP oldu.

Şüphesiz yaz boyunca CHP konuşulmaya devam edilecek ki, zaten iktidarın da istediği bu.

CHP konuşulsun ama fakir fukaranın, emeklinin geçinememe, madencinin parasına çökme, çocukların gece yatağa aç girme, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, eğitim sorunları, ABD’nin Türkiye’yi Orta Doğu ülkesi haline getirme hamleleri vs. gibi aklınıza gelebilecek bir sürü konu konuşulmasın.

İktidarın oyunlarına alet olanlar nedeniyle, toplum olarak içerideki gerçek sorunlarla birlikte burnumuzun dibinde neler olup bittiğini de ıskalıyoruz.

Ara sıra yazılıp çiziliyor ama hangimizin gündeminde bu pazar günü komşumuz Ermenistan’da yapılacak seçimler var?

Oysa Ermenistan için yol ayrımı niteliğindeki seçimin sonuçları, Türkiye açısından da önemli.

15 Mayıs’ta bu köşede yazdığımız gibi seçimler AB ve ABD’nin desteğini almış mevcut Başbakan Nikol Paşinyan ile Rusya ve GKRY vatandaşlıkları olduğu için doğrudan seçime katılamayan ancak yerine geçiçi olarak yeğeni Narek Karapetyan’ı başbakan adayı olarak gösteren Ermeni-Rus oligark Samvel Karapetyan ve aşırı milliyetçi Taşnakların desteklediği eski cumhurbaşkanlarından Robert Koçaryan arasında geçecek.

Eğer anketler yanılmıyorsa seçimin favorisi Paşinyan.

Aynı yazıda Ankara’nın da gönlünün Paşinyan’dan yana olduğunu belirtmiştik.

Paşinyan’ın seçimden tek başına iktidara gelecek şekilde çıkıp çıkmayacağı merak konusu.

Paşinyan’ın iktidarını sürdürmesi halinde, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkileri normalleştirmenin ivme kazanması, 33 yıldan beri kapalı olan Alican Sınır Kapısı’nın açılması, dolayısıyla iki ülke arasında ticaretin daha da yoğunlaşması, karşılıklı diplomatik temsilciliğin açılması gibi pozitif gelişmelerin önü açılabilir.

Ancak Paşinyan’ın zaferinin Rusya’yı pek memnun etmeyeceği aşikar.

Bu durum kuzeyde Ukrayna’dan sonra Türkiye’nin kuzeydoğusunda da riski beraberinde getirebilir.

“Nereden çıktı bu risk?” derseniz, Rusya Devlet Başkanı Putin’in geçen ay hem Moskova’da, hem de Astana’da Avrasya Ekonomik Birliği zirvesinde yaptığı konuşmaların en çarpıcı bölümünü hatırlatmak isterim:

“Ermenistan’da AB için bir referandum düzenlemek ve Ermeni vatandaşlara kararlarının ne yönde olacağını sormak çok mantıklı olur. Biz de buna dayanarak kendi kararımızı veririz. Hepimiz şu anda Ukrayna'da olup bitenleri görüyoruz. Ama her şey nasıl başladı? Ukrayna'nın AB'ye katılma girişimiyle…”

Şu anda Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı Yardımcılığı görevini yürüten eski Devlet Başkanı ve Başbakan Dimitri Medvedev’in de Putin gibi, Ermenistan’a bir çok kez “Tarafını seç” uyarıları yaptığını da unutmayalım.

Putin’in “Ukrayna benzetmesi” sanırım son derece açık bir tehdit.
Paşinyan’ın olası bir zafer durumunda Brüksel ve Washington’a güvenip, Moskova ile dengeleri gözardı ederek yapacağı hızlı hamleler, Güney Kafkasya’yı yeniden zor sorunlar yumağı haline getirebilir.

Bundan dolayı Erivan’ın yanı sıra Ankara ve Bakü de adım atarken Moskova’dan gelecek tepkileri dikkate almak zorunda.

Aramızda Karadeniz olmasına rağmen, 4 yılı geride bırakan Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Türkiye’nin yaşadığı olumsuzlukları tek tek anlatacak değiliz.

Bundan dolayı Ermenistan’ın Ukrayna’ya benzer hal almasını düşünmek bile insanı ürpertmek için yeterli.

Çünkü aramızda deniz de yok!..

Ermenistan Ukrayna