Şimşek boşuna geziyor

Bildiğiniz tüm yapay zeka uygulamalarına şu soruyu sordum:

“Kalıcı istihdam sağlamayı hedefleyen yabancı sermaye, yatırım yapacağı bir ülkede nelere dikkat eder?”

Karlılık, pazar büyüklüğü, lojistik destek ve imkanlar, devlet teşviği, alt yapı, ülkenin jeopolitik konumu, işgücünün maliyeti ve eğitim kalitesi gibi başlıklar, bir eksik bir fazla birbirine yakın analiz ve sıralama halinde karşınıza çıkıyor.

Tüm uygulamalarda “olmazsa olmaz” olarak karşınıza ilk çıkan ise son derece net:

“Hukuki ve siyasi istikrar.”

Yabancı sermaye için en önemli faktörlerin, mülkiyet haklarının korunması ve yasal süreçlerin şeffaflığı olduğu vurgulanıyor.

Yani yabancı sermaye bir ülkeye yapacağı kalıcı ve istihdam sağlayacak yatırım öncesi, özellikle “Yargı sistemi güvenilir mi?” ona bakıyor.

Ne yazık ki, yabancının önceliği olan “Bağımsız ve güvenilir yargı”nın ise Türkiye’de esamesi okunmuyor.

Zaten bundan dolayı neredeyse dünyada gezmedik ülke bırakmayıp, kapı kapı dolaşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, her seferinden eli boş dönüyor.

Tek yapabildiği İngiltere’deki faiz lobilerine, Türkiye’ye getirdikleri sıcak para karşılığında, dünyanın hiçbir ülkesinde göremeyecekleri şekilde para kazanma imkanı sunması.

Yavaştan da olsa seçim sathına girilmeye başlanınca, AKP “Ülkeye para gelsin de, nasıl gelirse gelsin” anlayışıyla, sözüm ona “Yabancı yatırımı” çekme amacıyla yeni bir paket hazırladı.

Paketin içi açılınca karşımıza çıkan yine “Varlık barışı” oldu.

Yeni pakette öylesine uygulamalar var ki, varlık barışı altında Türkiye’ye getirilecek kaynağı belirsiz paraya hiçbir şekilde vergi incelemesi yapılmayacağına dair kanuni teminat bile söz konusu.

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, yeni paket nedeniyle “Türkiye’nin yeniden Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) gri listesine girme tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği” uyarısında bulunuyor.

Hatırlatalım Türkiye, 2021’de girdiği gri listeden 2024’te çıkabilmişti.

Gri listede yer alan bir ülke, “Kara para aklama ve terörün finansmanı” konusunda uluslararası standartlara uyum sağlamadığı için, bu ülkenin yabancı yatırımcı çekmesi neredeyse imkansız.

Tan’ın konuyla ilgili “X” hesabından yaptığı paylaşımın önemli bölümlerini okumakta fayda var:

“AKP, kayıt dışı servete af çıkarma pratiğini neredeyse kalıcı bir ekonomi yönetimi aracına dönüştürdü. Varlık Barışı aynı zamanda dış politika ve itibar açısından bir risk. Çünkü, kirli para temiz parayı iter. Suç geliriyle rekabet etmek istemeyen dürüst yatırımcı, kayıt dışılığın ödüllendirildiği bir ekonomiye uzun vadeli sermaye getirmez. Ama aslında AKP’nin varlık barışına sarılmasının nedeni, çaresizlik. AKP, ekonomide kalıcı istikrar sağlamak için yapılması gereken reformların kendi iktidar düzenini bitireceğini çok iyi biliyor. Bu nedenle, hukuk devletiyle güven yaratmak yerine vergi barışıyla günü kurtarmaya, üretimle döviz kazanmak yerine kaynağı belirsiz parayla seçim ekonomisi çevirmeye çalışıyor.”

Ezcümlle, her ay sonunu nasıl getiririm diye düşünen milyonlarca insan, vergi yükü altında ezilip daha da fakirleşirken, kara parasını Türkiye’ye getirip aklayanlar ise ayak ayak üstüne atıp, purolarından çektikleri dumanı garibanın yüzüne üflemenin keyfini yaşayacaklar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Uğur Ergan Arşivi

Sumud'un Akdeniz'deki yalnızlığı

05 Mayıs 2026 Salı 05:06

200’lük banknot bibere yetmiyor

24 Nisan 2026 Cuma 05:02

Antalya, medya, Barrack ve Magyar

21 Nisan 2026 Salı 05:04

Macaristan ve Türkiye

14 Nisan 2026 Salı 05:06

Palavracı Trump

03 Nisan 2026 Cuma 05:06