Trump kafasının tutmayan planları

27 Mart’ta bu köşede çıkan yazıda, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla dünya enerji tedarikinde ciddi sıkıntılar baş gösterince, Trump’ın çark etmek için arayışlara gireceği; Mollaların da bu durumu fırsata çevirerek İran’da mevcut rejimi korumayı “Zafer” olarak ilan edecekleri savunulmuştu.

Yazı, “Ezcümle, sonuç ne olursa olsun, kimse kaybettik demeyecek” vurgusuyla bitmişti.

Çarşamba günü sabaha karşı duyurulan, işleyip işlemeyeceği belli olmayan 15 günlük ateşkes sonrası Washington ve Tahran’dan yapılan açıklamalara bakılırsa, kimse kaybettik demiyor, aksine iki taraf da “Ben kazandım” propagandasını tam gaz sürdürüyor.

ABD CEPHESİ

Ancak 40 günü geride bırakan savaşta ABD-İsrail ikilisinin planlamalarında önemli başlıkların tutmadığı çok açık.

İran’da rejim ayakta, nükleer program da ortada.

Özellikle Trump gibi “vasat ABD kafası”, bölge coğrafyasını tanımadığını, anlayamadığını, bir kez daha gösterdi.

Beklenti, dini lider Hamaney öldürülünce İran halkının ayaklanacağı yönündeydi. Aksi oldu, çünkü Trump kafası “Vatan” kavramından bihaber.

Ayrıca vurgulamak gerekir ki, Trump bu savaşta ABD halkından arzuladığı desteği bulamadı.

Ulus devlet olarak 250 yıllık geçmişe sahip ABD’nin başındaki bu kafa, 2500 yıllık Pers medeniyetine dayanan bir ülkeyi yakıp-yıkıp ortadan kaldıracağını söyleyince, Cumhuriyetçiler içinden bile “Saçmalıyorsun” sesleri yükseldi.

Kimse açıkça ifade etmiyor ama bu savaşın ABD ve İsrail’e getirdiği en büyük kötülük, sadece Ortadoğu’da değil başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada Amerikan karşıtlığının ve antisemitizmin artması oldu.

İRAN CEPHESİ

İran cephesinden bakıldığında da, ortadan kaldırılan lider kadro ile birlikte çok ağır darbeler alan askeri kapasitenin ve ülke alt yapısının yeniden inşasının yıllar süreceğini, ilk sıraya yerleştirebiliriz.

Rejimin dağılmak yerine kendini konsolide etmesi ise Mollalardan kurtulmak için mücadele eden muhalif kesim adına olumsuz bir gelişme.

NEDEN PAKİSTAN?

Pamuk ipliğine bağlı ateşkesin sağlanmasında Türkiye, Mısır, Pakistan üçlüsü devredeydi.

İran’ın talebi doğrultusunda öne çıkan ülke, taraflar arasında mekik diplomasisini yürüten Pakistan oldu.

“Neden Türkiye değil de, Pakistan?” sorusuna yanıt verirken, Çin faktörünü unutmamak gerekir.

Perde arkasında önemli aktörlerden birisinin Çin olmasının nedeni, Pakistan ile Çin arasındaki iyi ilişkiler.

Ayrıca Türkiye’nin ABD ile NATO ittifakı içinde bulunmasından dolayı, İran’ın Türkiye’nin ön almasına olumsuz baktığı söylenebilir.

Pakistan nüfusunun neredeyse yüzde 15’nin Şii olması, İslamabad-Washington hattındaki değişik kanalların, Ankara-Washington arasındaki kanallara göre daha sonuç alıcı nitelikte olmasını da göz ardı etmemek gerekir.

İslamabad’da başlaması beklenen müzakereler öncesi her iki tarafın ellerini yüksek perdeden açmaları gayet doğal.

Hatta İran’ın talepleri abartılı bulunabilir.

Ama unutmamak gerekir ki, bu haksız savaşta mağdur olan taraf, saldırıya uğrayan İran.

Özellikle de İran halkı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Uğur Ergan Arşivi

Palavracı Trump

03 Nisan 2026 Cuma 05:06

Sanatta da dolar devri

31 Mart 2026 Salı 05:10

Kimse “kaybettik” demeyecek

27 Mart 2026 Cuma 05:08

Patriot ve CAATSA gerçekleri

17 Mart 2026 Salı 05:10

Kürdistan puzzle'ı

06 Mart 2026 Cuma 05:07