Uğur Ergan
Antalya, medya, Barrack ve Magyar
Geçen pazar Ankara’da, insanın içini karartan, evden dışarı çıkmaya üşendiren gri bir hava.
Televizyon karşısında, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Antalya Diplomasi Forumu’ndaki basın toplantısını izliyorum.
İzleme nedenim de Fidan’ın, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve bölge temsilcisi Tom Barrack’ın göreve başlamasından sonra ikinci kez kırdığı pota cevap verip, vermeyeceğini merak etmem.
Hatırlatmakta fayda var, Barrack’ın Antalya’da yaptığı “Ortadoğu’da işe yarayan tek şey, güçlü liderlik rejimleri oldu: Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar” açıklaması, Türkiye kamuoyunun yanı sıra CHP lideri Özgür Özel, tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere muhalefet çevrelerinde de çok büyük tepki aldı.
Türk halkı ve muhalefet haklı olarak Barrack’ın “İstenmeyen adam” ilan edilerek derhal Türkiye’den gönderilmesini istedi. ABD’ye çok sert diplomatik nota verilmesi talep edildi.
Tabii her zamanki gibi, iktidardan da, Dışişleri’nden de cılız dahi olsa bir tepki gelmedi.
Antalya’daki basın toplantısında Barrack’ın sözleri hatırlatılıp, Fidan’a konuyla ilgili soru sorulur mu, diye bekleyip durdum.
Sorulamayacağına adım kadar emindim ama yine de bir umut.
Sorulamazdı…
Çünkü, hadi diyelim biri çıktı sordu, basın toplantısı sonrası kapı önüne konulmayacağının garantisi mi var?
Zaten Türk medyasında bazılarından öyle çanak sorular geldi ki, Fidan aynı şeyleri tekrarlayıp durdu.
Söylediklerinden en fazla bir iki flaş cümle ya çıkar, ya çıkmaz.
Onların da çoğu daha önce duydumuz şeyler:
“İran savaşında tarafların ateşkes süresini uzatmaları konusunda iyimserim…Biz bölgemizde barış istiyoruz… İsrail, Müslüman ülkelere karşı Yunanistan ve GKRY ile ittifak kurdu…”
İşin bir diğer vahim yanı, yönelttikleri sorulardan Antalya’ya davet edilen yabancı gazetecilerin bir çoğunun seçildiğinin hemen anlaşılmasıydı.
Hele Azerbaycan medyası…
Hem de uluslararası düzeyde olduğu söylenen bir forumda gazetecilik adına, hadi kibarlık biz de kalsın, “üzücü” ifadeler…
Övgü üstüne övgüler, kimi zaman alkışlar ve sonra da laf olsun torba dolsun diye yöneltilen sorular.
Azerbaycanlı bir oligarkın sahibi olduğu televizyondan muhabirin liderlerin el ele çekilmiş fotoğrafını hatırlatıp, bunun dünyaya katkısını sormasını belli ki Fidan da beklemiyordu, tam olarak anlayamadığı için soruyu tekrarlatmak zorunda kaldı.
Tabii ki kimseden ABD Büyükelçisi ile ilgili bir soru gelmedi.
Dün de bekledim belki Barrack Dışişleri Bakanlığı’na çağrılır kendisine bir protesto notası verilir diye.
Sanki geçen Eylül’de New York’ta katıldığı bir panelde Trump’ın “Erdoğan’a meşruiyet vereceğim” sözünü aktarıp, ilk potunu kırdığında bir şey oldu da, şimdi olsun?
Tam yazıyı bitirirken aklıma, “Macaristan’da Orban’ı deviren yeni lider Peter Magyar Antalya’ya çağrılsaydı fena mı olurdu?” sorusu gelmesin mi…
Geçen ve önceki yıl Orban gelmişti de…
Bizimki de soru işte!...