Gündüz kebapçı, gece cihatçı

Dükkanına gidip Urfa kebap yediğiniz kebapçının birkaç hafta sonra cihat için silahlı eyleme katıldığını duysanız ne düşürdünüz?

Şaşırır, hayret eder ve ürperirdiniz değil mi?

Ahmet İmrak’ın profili tam da böyle.

Bir yandan, Gebze’de kebapçı ustası olarak biliniyor.

Diğer yandan, Hizbuttahrir’in düzenlediği Filistin protestolarına katılıyor, Diyarbakır’da medrese eğitimi alıyor, HTŞ üyeliği şüphesiyle soruşturuluyor ve en son İsrail Konsolosluğu’na yönelik saldırıda yaralanıyor.

İmrak, 7 Nisandaki konsolosluk saldırının üç numaralı ismiydi. IŞİD’den suç kaydı bulunan Yunus Emre Sarban, bu saldırıda ölü ele geçirilirken, Onur Çelik ve Ahmet İmrak yaralı yakalandı.

Tedavisi tamamlanan Çelik, 14 Nisan’da…

İmrak ise 18 Nisan’da tutuklandı.

HTŞ şüphelisi

İmrak, 26 yaşında.

Gaziantep’in Nizip ilçesinde dünyaya geldi.

Şanlıurfa Birecik nüfusuna kayıtlı.

Adana’da büyüdü.

Anne ve babası ayrılınca ortaokulu terk etti, kebapçılarda çırak olarak çalıştı. Zamanla kebapçı ustası oldu.

2019’da ailece taşındıkları Kocaeli’nin Gebze ilçesinde kebapçılığa devam etti.

Ağabeyleri Seyfettin ve Murat’tan ötürü Hizbuttrahrir örgütüne bağlı Köklü Değişim Dergisi’nin bürosunda dini sohbetlere katılıp radikalleşti. Bu grubun İstanbul’da düzenlediği Suriye, Filistin ve Doğu Türkistan protestolarına katıldı.

2019’da Hizbuttahrir’den koptu.

Gerekçe, ‘cihat fikirlerinin uyuşmaması’ idi.

Diyarbakır’daki ‘İtidal’ isimli medresede beş ay Arapça ve dini eğitim gördü.

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, 2018’de selefi bir derneğin 6 müdavimi hakkında “FEC/ENŞ/HTŞ silahlı terör örgütü ile irtibatlı oldukları yönünde istihbari bilgi elde edilmesi üzerine” soruşturma başlattı.

Şüpheli listesinin ilk sırasında İmrak yer aldı.

İmrak’ın telefonu 8 Mart 2021-8 Eylül 2021 arasında dinlendi. Savcılık 2022’de “Terör örgütü üyesi olduklarına dair delil elde edilemediğinden” kovuşturmaya yer olmadığına hükmetti.

İmrak, 2024’te iki ay kadar Karadağ’da kaldı.

Çalışamayınca geri döndü.

‘Cihat farzdır’

İmrak, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde 18 Nisan’da alınan ifadesinde, IŞİD, El Kaide ve Hizbuttahrir hakkında bilgi sahibi olmadığını iddia ediyor.

“Amaçlarının cihat etmek olduğunu biliyorum” diyor.

İmrak, kendisini şöyle anlatıyor:

“Türkiye’de anayasal düzeni benimsemiyorum. Oy kullanmıyorum. Cami imamın arkasında namaz kılmam. 7-8 yıldır cihadın farz olduğunu ve yapılması gerektiğini inanıyordum.”

Uyuşturucu bağımlısının cihat rüyası

Ağabeyi Murat aracılığıyla yedi-sekiz ay kadar önce Onur Çelik ile tanışıp samimi oluyor.

Birlikte gezip dolaşıyor, İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulümleri konuşuyorlar.

Uyuşturucu bağımlısı Çelik, gördüğü rüyayı anlatıyor.

İmrak, ifadesinde, şu bilgileri veriyor:

“Rüyasında ben, kendisi, ağabeyim ve ve Yunus Emre Sarban ile cihat ettiğimizi görmüş. Onur’un mermisinin bittiğini, Yunus Emre’nin ona mermi verdiğini görmüş. Cihatın nerede olduğunu ve cihad gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmiyorum.”

1 Nisan’da İmrak kardeşler ile Çelik, araçla gezip Kuran dinlerken, sosyal medyada İsrail’in 12 bin Filistinli tutukluyu idam edeceği haberini görüyorlar. İçlerinden biri “İsrail’den intikam alalım” demiş.

İmrak, ifadesinde, “Kimin söylediğini hatırlamıyorum. Ben de söylemiş olabilirim” diyor.

Konsoloslukta keşif

Aynı gün Sarban ile görüşüyorlar.

Sarban, eyleme katılma teklifini kabul ediyor.

Cep telefonundan, İsrail Konsolosluğu’nun yerine ve çalışma saatlerine bakıyorlar.

İmrak kardeşler ve Çelik, İstanbul’a gidip İsrail Konsolosluğu çevresinde keşif gerçekleştiriyor.

İmrak:

“Konsolosluk önündeki cadde boyunca polis bariyerleri vardı. Bariyerlerin arkasında polis görmedim. Konsolosluğun karşısındaki durakta yarım saat oturduk. Küçük kahverengi binanın konsolosluk olduğunu anladık. Gebze’ye dönüş yolunda eylemi nasıl gerçekleştireceğimizi konuştuk. Abim eylemin doğru ve başarılı olmayacağını ve dinen caiz olmadığını söyledi. Dikiz aynasından Onur bana baktı. Abime ‘Vazgeçebilirsin, olgunlukla karşılarız’ dedik. Abim konsolosluğun boş olduğunu, içeride diplomat olmadığını söyledi. Bizi engellemek için söylediğini düşündük. Abim katılmayacağını söyledi. ‘Allah yolunuzu açık etsin’ dedi. ‘Biz de vazgeçtik’ diye söyledik. Çünkü engellemek için bizi ihbar edebilirdi.”

İsrail güçleri sanmış!

2 Nisan’da gündüz keşfi yapıyorlar.

Keşfe yalnızca Ahmet İmrak ve Onur Çelik katılıyor.

Çelik, dönüşte eyleme kaynak sağlamak için aracını 230 bin TL’ye satıyor.

Paranın bir kısmıyla silah ve mühimmat alıyorlar.

Çelik, kalan kısmıyla, “Şehit olduğunda borçlu gitmemek” için borçlarını ödüyor.

7 Nisan’da eylem için yola çıktılar.

Silahları ve mühimmatları kiralık araca yüklediler. Av tüfekleri bagajda, tabancalar arka koltuk cebindeydi.

İmrak:

“Öğle saatlerinde konsolosluk etrafındaydık. Konsolosluğa bir kilometre varken yeleklerimizi ve sırt çantalarımızı giydik. Konsolosluğun önüne giden sokakta araçtan indik. Bagajdan hızlıca av tüfeklerini aldık. Üniformaları bizim kıyafetimize benzer, şapkalı İsrail güvenlik güçlerinden olduğunu düşündüğüm iki kişi ile göz göze geldik. Bizi görünce silahlarını çektiler ve çatışmaya başladık. Allahu Ekber diye tekbir getirdik. Konsolosluğa doğru harekete başladık. Onur abinin vurulduğunu gördüm. Yunus Emre’ye bakmak için geri doğru gittim. Araçların arasında Yunus Emre bana ateş etti. ‘Abi ne yapıyorsun’ dedim. İkimiz birden ilerledik. Arkamdan Yunus Emre gelemedi. Konsolosluğa ilerlerken vuruldum. Tüfeğimde iki şarjör bittikten sonra vuruldum, yere düştüm. Yerde tabancamı çektim, bir şarjör ateş ettim. Yerde de vuruldum. Güvenlik güçlerini vurup vurmadığım hakkında bilgim yoktur.”

Kimse yönlendirmedi

İmrak, kendilerini kimsenin yönlendirmediğini ileri sürüyor. “Eylemi İsrail’in Filistinlilere yapmış olduğu saldırı ve zulümlerden dolayı yapmaya karar verdik” diyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
İsmail Saymaz Arşivi

Gülistan Doku zirvesinin iki gündemi

23 Nisan 2026 Perşembe 05:06