Pasaport kuyruğunda ölen futbol: 2026 skandallar kupası
Futbol, o eski güzel günlerinde, hudut tanımayan, tel örgüleri pasaport niyetine aşan, yoksul mahallelerin ortak lisanıydı. Bir topun peşinde koşan çocukların dilini anlamak için vize memurlarının asık suratına, havalimanlarının o soğuk koridorlarına ihtiyaç yoktu. Dünya Kupası demek; rengi, dili, pasaportunun rengi ne olursa olsun, insanlığın bir yeşil sahada buluşması demekti.
Ama bugün futbolun önüne rakip savunmalar değil, sınır kapıları çıkıyor.
2026 Dünya Kupası henüz başlamadan, turnuvanın ev sahibi olan ABD'nin katı vize ve giriş uygulamaları nedeniyle sporun ruhuna aykırı görüntüler ortaya çıkıyor. Futbolcular, hakemler ve taraftarlar artık sadece rakiplerini değil, bürokratik engelleri de aşmak zorunda kalıyor.
Somalili hakem Omar Artan'ın yaşadıkları bunun sembolü oldu. Afrika'nın en saygın hakemlerinden biri olarak FIFA organizasyonunda görev almak üzere yola çıkan Artan, Miami Havalimanı'nda saatlerce tutulduktan sonra ülkeye alınmadı ve geri gönderildi. Bir hakemin sınır dışı edilmesi, sadece kişisel bir mağduriyet değil; futbolun evrensellik iddiasına vurulmuş ağır bir darbedir.
Irak Milli Takımı'nın yıldızı Aymen Hussein'in karşılaştığı muamele de farklı değildi. Havalimanında uzun saatler sorgulanan, telefonuna ve kişisel verilerine erişilen bir futbolcunun yaşadıkları, sporun birleştirici ruhundan çok güvenlik devletlerinin reflekslerini hatırlatıyor.
İran Milli Takımı'nın durumu ise daha da çarpıcı. Takımın hazırlık kampı planları vize ve giriş kısıtlamaları nedeniyle defalarca değişmek zorunda kaldı. Bazı idari görevlere izin verilmediği, bazı isimlerin giriş süreçlerinde sorun yaşadığı haberleri uluslararası basına yansıdı. Dünya Kupası'na katılacak bir takımın, turnuva öncesinde nerede kamp yapacağını bile rahatça planlayamaması başlı başına bir skandaldır.
Tribünlerde de manzara farklı değil. Bazı ülkelerden gelen taraftarların karşı karşıya kaldığı ağır mali şartlar ve uzun vize süreçleri, futbolun halk oyunu olma özelliğini aşındırıyor. Dünya Kupası artık yoksul bir çocuğun hayali olmaktan çıkıp, giderek daha fazla parası olanların erişebildiği bir gösteriye dönüşüyor.
Peki bütün bunlar yaşanırken FIFA ne yapıyor?
Yıllardır futbolun evrenselliğinden söz eden FIFA, iş uygulamaya geldiğinde sessiz kalıyor. Milyarlarca dolarlık gelirlerin peşinde koşarken, turnuvanın düzenleneceği ülkelerin seyahat politikalarının sporun ruhuyla çelişip çelişmediğini sorgulamıyor.
Oysa futbolun gücü tam da sınırları anlamsızlaştırabilmesinden geliyordu.
Bugün yaşananlar birkaç münferit vize problemi değil. Bu, sporun evrensel diliyle ulusal güvenlik bürokrasilerinin çatışmasıdır.
Ve ne yazık ki görünen o ki, bu çatışmada kazanan futbol olmuyor.
2026 Dünya Kupası belki yeni bir şampiyon çıkaracak. Belki unutulmaz finaller oynanacak. Belki yeni yıldızlar doğacak.
Ama tarihin hafızasında başka bir görüntü kalacak:
Dünyayı birleştirmesi gereken futbolun, pasaport kontrolünde bekletildiği görüntü.